25 Ocak 2023 Çarşamba

Nilsu`nun bu gece (ve belirsiz sureligine her gece) Ankara'da olacak olmasi evrenin bana yaptigi en buyuk kiyaktir. 

Dun aksam saatlerinde canim Burger King suflesi istedi ve su an hala istiyor. Cikista midemin bulanacagini bile bile gidip yiyecegim cunku that's how I roll.

`enhanj okeilia jnakttipoerjk` yani, 'yorgunluk ve caresizlikte belirli bir seviyeden sonra gelen o boslukta suzulme hissi'. Norvecce. Hayir degil. Uydurdum.

Acaba hayat mi hep boyle yoksa bana mi oyle denk geldi? Yani sehir, is, aile, yeni bir eve tasinma, medeni hal gibi buyuk degisikliklerin icine girip durmam. Hayatimdaki en istikrarli donem 0-6 yasim ile 19-24 yasim arasi galiba. Degisiklikler son bulsun ve istikrarli bir hayat sureyim diye kendimi soktugum degisiklikleri istemedigim baska degisiklikler izliyor gibi?

Bi yerlerde kesin bi yanlislik var diye diye 31 yasima geldim, yanlislik falan yok da olayin kendisi bu, yani ben'im. Sanirim. Degisiklik seviyorum da onu mu bilmiyorum acaba? Bu kendini tanima seruveni hic mi yavaslamaz be kardesim? 

16 Ocak 2023 Pazartesi


 Merhaba!


Guvenlik nedeniyle birkac ayda bir parolamizi degistirmemiz gerekiyor. Sabah ise geldigimde bununla ugrasmak benim icin cok zordu cunku parolama baglanmisim. Parolama baglanmayi birak, parolami benimsemis ve ozumsemis, butun hucrelerimce sindirmis ve beynime kanla kazimism.... Yeni parolami aci ve keder icinde olusturdum. Eskisi gibi olmayacak, biliyorum. Su siralar enkaz haldeyim. Bunlari yazmak bile beni her yerimden sumuk fiskirtmali bir aglama krizine sokabilir. Ya da ust uste 3 sigara yaktirabilir. Ya da ikisi birden.

`30 yasina geldigimde evim, arabam, bilmem nelerim olur saniyordum` diye tweetler goruyorum. Ben hic evim veya arabam olur diye dusunmemistim ama 31 yasima geldigimde 20lerimin baslarindaki gibi caresiz, uzgun ve aptal hissetmem zannediyordum. Herhalde hayat boyle bir sey. Her sey aynisinin biraz daha yorgunu ve artik eskisi gibi yenilenmeyen cilt hucrelisi. 

Dipsiz bir kuyudan duserken kollarini bacaklarini acip tutunmaya calisirsin. Bir sure sonra hem kollarin bacaklarin yaralandigi ve artik tutmadigi, hem de dermanin kalmadigi icin birakiverirsin. Ne olacaksa olsun. Gotumun veya sirtimin uzerine cakilirsam  ne ala, kafa ustu dusmeyecigimi ise asla bilemem. Kuyu dipsiz mi, dibi var mi, dibi ne kadar yakin veya belki de dibinde -umarim- kaz tuyu yastiklar vardir?  

Cakilmayi bekleyerek dusuyorum. 

Biraz da kazlari kederime ve sikko edebiyatima meze ettigime uzuleyim. Yansin be!

26 Aralık 2022 Pazartesi

Merhaba!

Dönüp dolaşıp “kendine ait bir oda”ya geliyor insan. Tabii çamaşır sepeti, ütü masası, üst üste yığılmış itemler pek yardımcı olmasa da Virginia görse yine de “saçmalama kızım, daha ne?!” derdi. 

Evin bu 1 seneden fazla her şeyi ama her şeyi içerisine fırlatıp kapasını kapattığımız odasını normal bir odaya çevirmeyi epeydir düşünüyorduk ama bana yavaş yavaş gelen “bana bi masa lazım.” hissiyatını (Fulya’daki evimin en güzel yanı, büyük terası değil, odam ve masamdı mesela) daha fazla göz ardı edemeyip bir masa ve kanepe almayı ertelemeyi bırakarak geçtiğimiz Nisan’da dizginledim. 

Ailemin evinde hep bir oturma odası vardı. Babam sanırım bizi beğenmediği için salonda kendi havalı programlarını izlerken biz oturma odasında annem ne izliyorsa onunla onu izlerdik. Bazı kış akşamları hep birlikte oturma odasında oturduğumuz anılarım da var ama sanırım sebebi salonun çok soğuk olmasıydı. Oturma odası olmayan evler bana çok garip gelirdi. Hali vakti bizden yerinde olduğu halde oturma odası olmayan sınıf arkadaşlarım kafamı karıştırırdı. Biz onlardan daha mı zengindik yani? Ama onların katlamalı converse’leri vardı ve yazları her şey dahilli otellerde havuz başlarında animasyonlara katılırlardı? Gerçekten çok enteresandı. Bütün bu dünyevi zevklere sahip olup anne, baba, kardeş hepsi fakir gibi hep birlikte salonda mı oturuyorlardı? Garip. 

İşin kötü yanı ne biliyor musunuz? Konunun parayla ilgisi olmadığını fark edeli çok olmamış olması. 

İnsan “kendine ait bir oda”ya elbette ihtiyaç duyuyor duymasına da, kendisini de bu nedenle kalben anlıyorum anlamasına; babam neden bizimle hiç oturmadı?

“Belki de biz onunla oturmuyorduk?” diyen personama da cevabım hazır:  Öyle olsaydı oturma odasının yanından geçerken ya da kapısında durup bir şeyler söylerken ya da belki bizi ziyaret etmek için sağolsun 5 dakika yanımıza oturduğunda neden içimiz kıpır kıpır, onu daha fazla orada tutmak için türlü şaklabanlıklar yapıyorduk?  Pazarları evde olan babanın eve saldığı bi gerginlik hormonu var ya, bu öyle bi şey değil. Pazarları istenmediği, normal düz sıradan bir çarşamba da istenmediği anlamına gelmez. Bu da böyle biline.

Ama bu artık tortulaşmış. Babamla annem hala aynı odada oturmuyor. Ben oraya gidince benim seçimim de annemin yanından oluyor. Zaten kendi evim ve çepçekirdek ailemdeki oturma odası dengesini kurmakla uğraşırken bir de onun suratını çekemem! (HEY SAKİN OL!) 

-Buraya sadece ilk paragrafı yazmak için geldim ve konu nasıl buralara geldi anlamadım. Hem de telefondan yazdım. Kız whatsapp grubuna detaylarını sadece benim bildiğim dev bir dedikodu yumağı anlatıyormuş gibi bir hırsla. 

18 Kasım 2022 Cuma

Merhaba!

Eskiden travma rehabilitasyonu yapiyordum, simdi travma desiyorum. Ama ne harika olurdu biliyor musunuz? Bundan 5-6 sene once, sanat terapisi seanslarimiza katilan cocuklardan biri ve ailesiyle yeniden yerlestirme mulakatlarinda karsilasmak. Muthis olurdu. Boyle bir karsilasmanin ihtimali tabii ki asiri dusuk, ama sifir degil. 

Ha karsilassak ne olacak? 

Hic. 

Sadece her grubun en en en son seansinda 'buyuk ihtimalle bir daha asla karsilasmayacagiz' diye dusunuyordum. Aklima o geldi.

14 Kasım 2022 Pazartesi

Merhaba!

Yeni isimin bana verdigi Ingilizce klavyeyle belirtmek isterim ki, zaten ezbere bildigin bir gulusu tekrar ezberlemek de var. En coskulu ezber. 

Hadi selametle. 

22 Eylül 2022 Perşembe

Merhaba!

Bu sene kış depresyonu ikinci bir emre kadar askıya alınmıştır. Neden? Hayır, kışlık domateslerden değil, sonunda yüz yıllardır başvurup asla giremediğim işe girmiş olduğumdan. Şu an benden doldurmamı istedikleri onlarca belgeyi tamamlama aşamasındayım. Bir tanesi, görevdeyken ölürsem emeklilik fonumu kime/kimlere aktarmak isteyeceğime dair bir formdu. Doldurmadan önce yakında ölecek olan ve bununla barışmış birinin soğukkanlılığıyla uzun uzun düşündüm. Sonra dedim hepsini kocama verin be! Boşanırsak belgeyi değiştirebiliyorum.....  Acaba şey mi yazsaydım:

-bu fonu UNICEF'e aktarmak istiyorum! 

19 Eylül 2022 Pazartesi

kafamda kırk tilki

kırkı da bilirkişi