Merhaba!
Dönüp dolaşıp “kendine ait bir oda”ya geliyor insan. Tabii çamaşır sepeti, ütü masası, üst üste yığılmış itemler pek yardımcı olmasa da Virginia görse yine de “saçmalama kızım, daha ne?!” derdi.
Evin bu 1 seneden fazla her şeyi ama her şeyi içerisine fırlatıp kapasını kapattığımız odasını normal bir odaya çevirmeyi epeydir düşünüyorduk ama bana yavaş yavaş gelen “bana bi masa lazım.” hissiyatını (Fulya’daki evimin en güzel yanı, büyük terası değil, odam ve masamdı mesela) daha fazla göz ardı edemeyip bir masa ve kanepe almayı ertelemeyi bırakarak geçtiğimiz Nisan’da dizginledim.
Ailemin evinde hep bir oturma odası vardı. Babam sanırım bizi beğenmediği için salonda kendi havalı programlarını izlerken biz oturma odasında annem ne izliyorsa onunla onu izlerdik. Bazı kış akşamları hep birlikte oturma odasında oturduğumuz anılarım da var ama sanırım sebebi salonun çok soğuk olmasıydı. Oturma odası olmayan evler bana çok garip gelirdi. Hali vakti bizden yerinde olduğu halde oturma odası olmayan sınıf arkadaşlarım kafamı karıştırırdı. Biz onlardan daha mı zengindik yani? Ama onların katlamalı converse’leri vardı ve yazları her şey dahilli otellerde havuz başlarında animasyonlara katılırlardı? Gerçekten çok enteresandı. Bütün bu dünyevi zevklere sahip olup anne, baba, kardeş hepsi fakir gibi hep birlikte salonda mı oturuyorlardı? Garip.
İşin kötü yanı ne biliyor musunuz? Konunun parayla ilgisi olmadığını fark edeli çok olmamış olması.
İnsan “kendine ait bir oda”ya elbette ihtiyaç duyuyor duymasına da, kendisini de bu nedenle kalben anlıyorum anlamasına; babam neden bizimle hiç oturmadı?
“Belki de biz onunla oturmuyorduk?” diyen personama da cevabım hazır: Öyle olsaydı oturma odasının yanından geçerken ya da kapısında durup bir şeyler söylerken ya da belki bizi ziyaret etmek için sağolsun 5 dakika yanımıza oturduğunda neden içimiz kıpır kıpır, onu daha fazla orada tutmak için türlü şaklabanlıklar yapıyorduk? Pazarları evde olan babanın eve saldığı bi gerginlik hormonu var ya, bu öyle bi şey değil. Pazarları istenmediği, normal düz sıradan bir çarşamba da istenmediği anlamına gelmez. Bu da böyle biline.
Ama bu artık tortulaşmış. Babamla annem hala aynı odada oturmuyor. Ben oraya gidince benim seçimim de annemin yanından oluyor. Zaten kendi evim ve çepçekirdek ailemdeki oturma odası dengesini kurmakla uğraşırken bir de onun suratını çekemem! (HEY SAKİN OL!)
-Buraya sadece ilk paragrafı yazmak için geldim ve konu nasıl buralara geldi anlamadım. Hem de telefondan yazdım. Kız whatsapp grubuna detaylarını sadece benim bildiğim dev bir dedikodu yumağı anlatıyormuş gibi bir hırsla.