24 Mayıs 2022 Salı

 Merhaba!

Dur durak bilmeyen fakirleşmemiz hakkında söylemek istediklerim var. Sanırım her şey iyice belirginleşmeye geçen yaz, İzmir'e 850 tl'ye uçak bileti almamla başladı. O günden beri lambır lumbur yuvarlanarak fakirleşiyoruz. Sonu olsa ve yuvarlanmanın ardından duvara toslayıp dursam çok okey, ama belli ki öyle bir durum da yok. Bu yokuş aşağı aşırı hızlı bir şekilde sürüklenişi pınar beyaz yerine migros sürülebilir peynir almaya başlamak gibi çaresiz atılımlar yaparak yavaşlatmaya çalışırken, haftasonları içip eğlenme etkinliklerinden asla vazgeçmiyorum. (Her bir siparişte küçük hesaplar yaparken ne kadar eğlenilebilirse..) Vazgeçmiyorum ama azaltıyorum. 31 yaşında bir cuma akşamı sırf param olmadığı için dışarı çıkmamış olmak çok ağır gelmiş olacak ki, hayatımda ilk defa ocak silerken rahatladığımı fark ettim. Hani var ya öyle tipler, ocak silip sinir atıyorlar falan, heh işte aynı onlar gibi. Yanlış anlaşılmasın, param olmadığı için dışarı çıkmayışım ilk değil, buradaki problem bunun 30 yaşından sonra yaşanması. 

-bize bunları yaşatanların bin türlü bela havuzları içerisinde yoğurulmalarını arzuluyorum. 

Biraz da şükür time:

  • Neyse ki hava aşırı güzel
  • Balkonumuz efso
  • Canım Arda'nın bana düzenlediği sürpriz doğum gününden aşırı fazla içki kaldı
  • Temmuz'da Nilsu geliyor

10 Mayıs 2022 Salı

Merhaba!

Haftaya önemli bir sunumum var. Sunumu yapacağım yer beni sunumu göndermem konusunda uyarıp duruyor ama daha tamamlamadım.. DÜŞ YAKAMDAN YETKİLİ KİŞİ! Neyse bugün yarın gönderirim, sanırım, bence, galiba.

Geçen hafta Hıdrellez'di. En ve tek sevdiğim manevi gibili gün! Arda ve Emre ile masaya oturup dileklerimizi yazdık. Senelerdir ama seneleerdir bu etkinliği tek başıma yapıyorum. Bu sefer dikkatimi pek toparlayamadım ama hallettim. Sonra çıkıp gömdük.

Hıdrellez ile ilgili türlü çeşitli teknikler var, benimki en kolayı. Kağıda dileklerini yazıp gül ağacının altına gömüyorsun and that's all. Sabah kalkınca geri alma, suya atma, küllerini savurma falan hiç öyle şeyler yok. Tertemiz bir teknik. Çünkü ben şöyle biliyorum; o gömdüğün kağıdı gece Hızır bey alıyor. Mantıklı olan da bu zaten. Dileklerimin sabaha kadar toprak tarafından özütülmesi ve içi özütülen dilek kağıdını sabah çıkarmak falan.... Bilemiyorum..

Yine geçen sene ne dilediğimi hatırlamıyorum ama ne dilemediğimi çok iyi hatırlıyorum. Dilemediklerimin gerçek olmadığını düşünürsek, durum hiç de fena değil?

Beni biraz kendime yabancılaştıran bu enteresan ve bir o kadar da zorlama olumlamadan sonra sayfayı terk ediyorum. 

Dünya psikologlar günüm ve 3 gün sonraki doğum günüm kutlu olsun!