Merhaba!
Agustos ayi yaz aylarinin pazar gunudur. Ama yine de yazdir.
Gecen hafta Kopenhag'taydim. Insanlarin refah duzeyi karsisinda sok gecirdim. Ruyalar alemi ulkelerle ayni gezegende olmamiz sasirtici.
Hacer'in oradaki yeni evi ve hayati beni asiri mutlu etti. Dolasirken durup durup AY NE ALAKA dedik. Ne alaka cunku.
Turkiye'de olsa asla girmeyecegim soguklukta denize girdim cunku Danimarka'ya kadar gelmisiz, girilsindi.
1843 yilinda acilmis olan Tivoli'ye gittim. Dev otesi bahceler icerisinde dev bir lunapark. Coskudan aglayasim geldi, gozlerim doldu. Nasil anlatabilecegimi bilemiyorum. Charlie'nin cikolata fabrikasina girmis gibi oldum. Gordugum her seyi Mert'e gostermek istedim, ona anlik fotograflar atip durdum ve bunun asla ama asla aslini yansitmamasindan dolayi sinir basti. Bir sonraki sefere beraber gidicez ve Tivoli'ye bir tam gun ayiracagiz!
Gittigim her yurt disi seyahatinde 'burada yasam keske....' diye dusunuyorum ama Ankara'da Subat ortasi ARTIK YAZ GELSIN diye aglamaya baslayan biri olarak Kopenhag'ta yasasam akil sagligimi diri tutma ihtimalim : sifir.
Bu geziyle de uc aylik schengen'imin sonuna gelmis bulunduk, nicelerine diyelim.