1 Eylül 2026 Salı

Merhaba!

Bugün 1 Eylül. Yani teknik olarak yazı bitirmiş bulunuyoruz. 

Geçen gün festivale gittik. Sol ayak baş parmağım dans etmekten su topladı. Harika bir su toplayış ve yazı noktalayış oldu. Yazın bitişi, sonbaharın gelişi, önümüzün kış oluşu ile ilgili şeyler düşünüp kendimi dertlendirmek yerine, şimdilik geçirdiğim yazı düşünüyorum. Ayrıca Güney'de Kasım'a kadar yaz devam ediyor...  

Geçirdiğim yazı da filtreleme yöntemiyle düşünemiyorum tabii ki. Paket halinde geliyor. Geçenlerde üzüntü basması ile ilgili bir şeyler yazmıştım. Bu aralar o hüznün, hiç beklemediğin yerlerde belirmesine dair bir şeyler fark ettim. Hani hayatın doğal akışında birden beliren bi hüzüntü var, o tamam, onun nerede belireceğini ön göremezsin, yapacak da hiçbir şey yok, gelecek ve gidecek ama bir de asla beklemediğin yerlerde beliren bir versiyonu var. Örneğin Ankara-İzmir yolu üzerindeki Afium Alışveriş Merkezi...  O tabelayı gördüğüm an beliren sinapslar arasındaki elektrik akımı. Afium mu gerçekten ya? Yani özlemek ve hüzünlenmek için daha iyi yerler biliyorum ama Afium'u da kodlamışız nöronlara. Zaten bunları ayırabilsek düşük bütçeli eternal sunshine off the spotless mind olurduk. 

Geçen hafta terapiden birkaç saat önce çok büyük bir öfke, üzüntü, şok ve mallık yaşadım. Sonra terapiste anlattım. Sonra eve geldim Nilsu'ya anlattım. Ertesi sabah sıfır hisle uyandım. Hala da o konuyla ilgili hissim sıfır. O kadar sıfır ki, o günkü hislerim gerçek miydi, abarttım mı, uydurdum mu, yanlış mı anladım falan diyorum kendi kendime. Benim bu hislerle mesafelenme işi bazen bir gift,  bazen de bir curse gerçekten de. Neyse, terapist haftaya kaldığımız yerden didikler de musluğu geri açar belki. Ya da açmasa mı? Açtırmazsam açamaz. Açtırcam gibi. Zaten açtırmayacaksan niye gidiyosun ki terapiye, bırak kalsın öyle. Gittiğime göre açtırıyorum. Ama yavaş açtırırım belki. Tazyiksiz gelsin. Sonra üstüm başım batıyor. 

Herhalde dünyanın en iyi hislerinden biri gerçekten de kimse bakmıyormuş gibi dans etmek. Dans etmek bir his mi? Bazen evet. Özgürlük. Sevinç ve de coşku. 

Peki ayak baş parmağının su toplaması bir his mi? 

Bazen evet. 

13 Ağustos 2026 Perşembe

"Bazıları uslu durmanızı ve neşe içinde, bütün eşyaların ya da selamlamak amacıyla herkesin üzerine tırmanmamanızı tercih etse de, siz yine bildiğinizi yapın. Bazıları korku ya da iğrenmeyle sizden uzak duracaktır. Ancak, sevgiliniz -eğer sizin için doğru sevgili ise- bu yönünüzü sevecektir.

Bazı kişiler ne olduğunu anlamak için her şeyi koklamanızdan hoşlanmayacaktır. Ve Tanrı bilir, ayaklarınızı havaya dikip sırtüstü yatmanızdan da hoşlanmayacaktır. Kötü kız. Kötü kurt. Kötü köpek. Doğru mu? Yanlış. Devam edin. Tadını çıkarın."

                                                                                            Kurtlarla Koşan Kadınlar-Clarissa P. Estes



10 Ağustos 2026 Pazartesi

Merhaba!

Sanırım son 48 yılın falan en iyi haftasını geçirdim. Meltoş'un düğünü evrenine hapsolmak istiyorum. Sonsuza kadar aynı haftayı yaşayalım isterdim ama bu satırları malum kuruluştan yazmaktayım.

Sevdiğim insanları çocukluğumun geçtiği yerlere götürmeyi çok severim. Sevdiğim insanların çocukluklarının geçtiği yerlere gitmeyi de çok severim. Çocukluklarımızı tanıştırmış gibi oluruz, ve insan ömrünün en harika dönemi çocukluktur. 

Meltoş bizi 12 senedir her yaz çocukluğunun geçtiği yere götürüyor. Çocukluklarımız buluştu, birbirimizi daha iyi anlar olduk. Bu sene düğünü için oraya dünyanın bir ucundaki en sevdiklerini, ailesini ve bizleri götürdü. Kendi çocukluğum, onunki, bizimki birbirine karıştı. Saf sevgi ve anlayış neredeyse elle tutulur bir hale geldi. Yani ben bile bu kadar mutluysam, o nasıl hissediyordur diye düşünüp iyice manyak ettim kendimi.

Düğünde Andrew ile birbirlerine söyledikleri vow'lar... içimde bir yerleri sızlattı, o kesin. Çok ama çok etkilendim, duygulandım. Birbirlerine public'te söyledikleri sözler bunlar ise, asıl deep down hisleri nelerdir...Karşılıklı böylesine bir anlayış, pure sevgi, aynı takımda olabilmek.. Yani onları zaten tanıyor ve bunları biliyordum ama bu şekilde şahit olmak bambaşka hissettirdi. Bu harika ilişkiden bana düşen pay, onlar adına çok çok mutlu hissetmek. İşte gerçek sevgiden oluşan bulaşıcı bir mutluluk sarmalı.

Tabii reality bites. Geldik yine köyümüze ve işimize. Hepimiz düğün düşüşü yaşıyoruz, MELTOŞ BİZE NE ETTİN? 

Seneye Andrew'a sünnet düğünü planlarına girişilsin acilllll.

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Merhaba!

Geçen hafta gelin geldiğim evin boşaldığını ve birilerinin boş evi gezdiğini gördüm. O evi ilanda ilk gördüğüm zamanı hatırladım. BURADA YAŞAMALIYIM dediğimi. Ev sahibinin işleri biraz yokuşa sürdüğünü ama sonunda orada yaşadığımı. Aslında cephesinden ve ağaçlarla çevrili olmasından dolayı epey karanlık bir evdi. Oradaki hayatımın da pek aydınlık olduğu söylenemez, ama her şeye rağmen harika bir ev. Umarım yeni sakinlerine daha aydınlık hissettirir. Çünkü biliriz ki, home is where the heart is. Kalbimiz aydınlıksa, her yer parıldar. 

Sonra bir üst katının da yakında kiraya verileceğini öğrendim. Muhtemelen daha yüksek olduğu için daha aydınlıktır. Bir çılgınlık yapıp TAŞINSAM MI dedim, kirası benim kiramdan neredeyse 30 kokteyl parası falan fazla. Şimdilik ilgilenmiyorum...

Perşembe günü, tam 13 gün sonra işe geldim. NATO zirvesi moral oldu ve önce Bodrum'a, sonra Kaş'a gittim. Çok eğlendim, yer yer üzüldüm, çok konuştum ve güldüm ve de düşündüm. (yani normal hayat?)

Üzüntü bastığı an gelen algı değişikliği ne garip. Deniz aynı mavi, güneş aynı sıcak, dağlar desen aynı, ama kalbin grinder'a tepilip sağa sola kanırtılırken hepsinin tadı birbirine karışıyor.

Kaş'ta ablam ve Hacer'le geçirdiğimiz harika bir deniz gününün ardından akşam hazırlanıp güzel bir yemek yedik, sonra margaritamdan bir yudum aldım ve dedim ki "bence bunu cointreau'yla yapmamışlar, beğenmedim.."  (tamamdır margarita gurmesi...) ve... bayıldım. Bir an böyle ateşler bastı, elim ayağım çekelendi ve Ebru Gündeş gibi slow motion bir şekilde Hacer'in üzerine döküldüm.

Sonra sesler, insanlar, ayaklarını havaya kaldırın, suuu, kolonyaa, ayy bembeyaz oldu kızzz, falan filan derken kendime geldim, içerisi klimalı olduğu için orada oturmaya karar verildi, kalktım, içeri girdim, herhalde erken kalkmışım, ben yine baybay. İkinciye olunca bacılarım endişelenerek ambulans çağırdılar.

Ambulanstayımdır: OFFF BEYAZ IŞIKK ABİİİ... (bu şakayı tam olarak ambulansta düşündüm)

Tahlil mahlil yapıldı ve bir şeyim çıkmadı.

Geriye iki ihtimal kaldı:

Kötü margaritaya tahammülümün olmayışı

veya tabii ki nazar..

ikinci ayılmamda mekanda bu şarkı çalıyordu, cute.

4 Temmuz 2026 Cumartesi

 "O (Vahşi Kadın), kadınlar aracılığıyla kendine bir çıkış bulur. Baskı altına alınıp ezilirse, yukarıya doğru çıkmak için didinir. Kadınlar özgürse, o da özgürdür. Ne mutlu ki, kaç kere bastırılırsa bastırılsın, tekrar yukarı çıkar. Kaç kere yasaklanmış, ezilmiş, önü kesilmiş, sulandırılmış, eziyete uğramış; güvenilmez, tehlikeli, çılgın gibi sayısız aşağılamalarla yaftalanmış olursa olsun, kadınların içinde yukarıya doğru öyle bir çıkar ki, en sakin, en çekingen kadın bile ona gizli bir yer ayırır. En bastırılmış kadın bile yüreğinde ona gizli bir yer ayırır; gür ve vahşi gizli düşünceleri ve gizli duyguları vardır ki, doğal olan da budur. En tutsak kadın bile vahşi benliğinin yerini savunur, çünkü sezgisel olarak bilir ki, bir gün bir mazgal deliği, bir çıkış, bir fırsat bulduğunda tabana kuvvet kaçmak için ondan güç alacaktır...

... Öyleyse, ister içe, ister dışa dönük olun, ister kadınları seven bir kadın, ister erkekleri seven bir kadın, ister Tanrı'yı seven bir kadın ya da bunların hepsi birden olun, ister basit bir kalbe sahip olun, ister bir Amazon'un tutkularına, ister bir işin en iyisini yapmaya çalışan biri olun, ister yarına bırakan biri, ister esprili olun, isterse de üzüntülü, soylu ya da ayaktakımı; her iki durumda Vahşi Kadın size aittir. O tüm kadınlara aittir."

                                                                                                  Kurtlarla Koşan Kadınlar-Clarissa P. Estes 



2 Temmuz 2026 Perşembe

Merhaba!

Adhd oluşum ve concerta'ya başlayışım, "utanmasam çalışmak hoşuma gidecek!" dedirtti bana. TO DO list yapıp tikler atarak, her işin ortasında bir anda dünyanın bir yerine uçak bileti bakmadan, 5-6 sene önce bugün ne olmuş diye bir anda fotoğraf arşivime girmeden, alışveriş sitelerine zıplamadan ve aniden linkedin'de 3 önceki işimdeki herhangi birini stalk'lamaya karar vermeden, O İNSANLAR gibi, çalışıyorum bir süredir. Gerçekten faydasını gördüm. Teşekkürler terapistim, teşekkürler psikiyatri ve teşekkürler concerta. BİLİMDİR YA BU. 

Bazı insanlar "yoğunluk iyi geliyor ya çalışırken düşünmüyorum..." falan der ve buna akıl sır erdiremezdim, şimdilerde ne demek istediklerini çok iyi anlıyorum. İyiymişiniz he. 

Geçen gece tiktok'ta akıştayken Kurtlarla Koşan Kadınlar'dan bölümler okuyan bir kadına denk geldim ve bir an varlığını unuttuğum o kutsal kitabı tekrar hatırladığıma o kadar mutlu oldum ki, hemen yeniden okumaya başladım.

Kendi kendime kendime gelme serüvenimde bana kol kanat gerecek.

22 Haziran 2026 Pazartesi

Gestalt Prayer

I do my thing and you do your thing.

I am not in this world to live up to your expectations,

And you are not in this world to live up to mine.

You are you, and I am I,

and if by chance we find each other, it's beautiful.

If not, it can't be helped.

                                                                                                                    Fritz Perls