Merhaba!
Adulting sınavlarımın bitmediği günler. İşim aşırı yoğun, durduk yere dişim ağrımaya başladı ve ağrılı dişimle saçma sapan yerlere (Niğde) gidip oralarda sürünmek zorunda kaldım. Döndüğümde diş ağrısını ertelemeyen yetişkin ve sorumluluk sahibi biri olarak dişçiye gittim, muhtemelen bir dolgu ile yırtacaktım. Derken, kanal tedavili dişimin KIRILDIĞINI ve ÇEKİLMESİ gerektiğini öğrendim. Bu bilgiler bana çok fazla geldiği için biraz zaman istedim. Ağrıdan ölmüyorum ama o tarafla da bir şey yiyemiyordum, yine de konuyu sindirmek ve 1 dişçiye daha danışmak istedim ve malesef evet, dişim çekilmeli imiş ve bugün tam 70 dakika ve 5 anestezi süren bir OPERASYON ile dişim çekildi. Daha doğrusu parçalar halinde ayıklandı. Şu an uyuşukluğu geçmeye başlıyor ve uyuşukken ısırıp yardığım dilimin acısı ince ince sızıyor.
Geçen hafta bu diş ağrısı dertlerimin arasında bir de kombimin su akıttığını fark ettim. Ev sahibini ara, servisi ara, tesisatçıyı ara şu bu derken neyse ki Ezgiş'im geldi ve Nevoş, Ezgiş ve ben Olimpos'a gittik. İçimdeki cırcır böceğinin sesi git gide kısılsa da oralarda cırcır böceklerinin epey kalabalık ve gür sesli olduklarını görmek iyi geldi.
Ah Çıralı... Dünyanın en bir güzel yeri. Leş esnaflarına ve dünyanın en çirkin görünümlü restoranlarına rağmen, koku reseptörlerime bayram ettiren, o tatlı cennet. Bu sefer ziyaretim biraz buruktu, ama böylesine sevilecek bu dünya, yaşadım! diyebilmen için.
Bir ara kızlar odada gebeşirken me time diye Çıralı'ya, önceki kaldığımız yerlere yürüdüm. O tarafa gitmenin bana nasıl hissettireceğinen pek emin değildim. Bi ufak korktum, yalan yok ama istediğim yere vardığımda korktuğum kadar kötü hissetmediğimi fark ettim. Hatta hoşuma bile gitti diyebilirim. Bir şezlonga oturdum. Koskoca sahilde tek tük insan. Hava bulutlu olduğu için gün batımı renk paleti yoktu ma her yerde çok güzel ve ürpertici bir mavilik vardı. Tam olarak aynı yerdeki diğer hallerimi, bizi, düşündüklerimi, bildiklerimi, özlediklerimi, yanıldıklarımı ve hayatın garipliğini düşünüp ağladım.
Hava kararmaya yakınken Deniz Tavuğu'yla bir yandan hızlı hızlı kürek çekip bir yandan ıslanarak kıyıya çıkmaya çalıştığımız an nasıl da alive hissettiğimi. Dünyanın en iyi gün batımına nasıl orada ve birlikte şahit olduğumuzu. O zamanlar bütün bu masalla beraber yokuş aşağı yuvarlanmaya başlamama çok az bir zaman kaldığına dair hiçbir fikrimin olmadığını. Sonunda öyle ya da böyle duvara toslayacağımı bilmediğimi.
ve yine de bunların hepsinin hala ne kadar gerçek olduğunu.
düşünüp ağladım.
İşte bu yüzden,
Son elveda için daha iyi bir yer düşünemiyorum.