Merhaba.
Zorttirizort eğitimindeyim ama bu sefer Antalya’da. Arkamda aşırı iyi bir manzara var. Dün akşam sahile gidip gün batımı namazımı kıldım. Karşıki dağların arkasından başka bir özel show ile battı. Yanıma bir kadın oturdu. Sanırım o da namaza durmuştu ama ağlıyordu. Acaba ne düşünüyordu, bilmiyorum. Belki burası da onun son elveda lokasyonudur. Lanet olası zenginler.
Kötü karma dengeleme sürecim diş çektirmemle son bulmamış, ısırarak yardığımı sandığım dilimi aslında 70 dk boyunca ağzımı kurcalayan aletler yaralamış. 4 gündür daha bugün katımsı beslenebilmeye başladım. Gerizekalı olduğum için de cuma günü içtiğim alkoller ile yaralı dilimi dağlamışım sanırım. Maffoldum. İnsan uykusundan DİL ACISI ile uyanır mı ya? Neyse, evrene yanlış mesajlar vermek istemem. Uyanır efendim gayet de.
2026 bitmeden dilimle beraber son kötü karmaların dengelenme silsilesi yaşanıyor herhalde. Teslim oluyorum. Ne olacaksa olsun. Ha bir de antibiyotik nedeniyle ishal oldum mesela. Onu unutmuşum. Duygusal ve fiziksel olarak tokatlanıyorum. Projelerde de etkinlikler fonların harcama dönemi biterken aşırı yoğun üst üste üst üste yapılıyor ve maffoluyoruz ya. Ona benzettim bunu. Harcayalım bitsin artık.
Ağız içine sürülen bi krem var. MERHEM hatta. Kenakort. Sürüyosun, mum gibi donuyor yüzeyde ve teması engellediği için bir süre acımıyor ve aynı zamanda da tedavi ediyor. Çocukluğumdan beri hep benimledir. Babamın harika genetiğinden gelen aft ikramı. Bu dil yarasını da onunla kaplıyorum, pek fayda etmiyor. Yani acıyı biraz engelliyor ama tedavi etmiyor. Çünkü enfeksiyonlu bir yara değil diyeymiş. Bu da aklıma şu dizeleri getirdi.
İlaç milaç bok püsür
Şuramda bir şeyler var
Sahiden bir şeyler var
Haykırmadan anlatamam...
Her boku böyle romantize etmenin tadı bir başka. Terapistim yetişkince üzülmenin işte tam olarak böyle bir şey olduğunu söylemişti. Bir yaz gecesini, babam ameliyat sonrası aşağıda yoğun bakımda iken ablamla onkoloji kliniği yataklı servisinde geçirirken, o an ablamla olmanın ve pencereden görünen dolunayın ne kadar harika olduğunu düşündüğümü veya yine yazın bir gece eve gelip, Kamiş'in karşısında yere çöküp höykürerek ağladıktan sonra kendimi kilimime sarıp bir süre cenin pozisyonunda yattığımı anlattıktan sonra.
Geçenlerde delirmeyeceğime dair beni ikna ederse artık zihnimin labirentlerine girebileceğimizi, yoksa zihnimi ve kalbimi delik deşik etmeye açıkçası hiç de gerek olmadığını düşündüğümü söyledim. Aksi takdirde paramı geri alamayacağımı bile bile de ikna oldum.
Sonumuz hayrola.
ah bir de bana Bilge hanım demese...

