Merhaba.
25 gündür Ankara'dayım. Hem sanki hiç evden gitmemişim gibi, hem de hiç de öyle değil gibi. Zaten aile evimi evim gibi hissetmiyordum. Hem ailecek de çok sık taşındığımızdan, hem İstanbul'a taşınmadan önceki son yıllarda yurt ve ev arasında göçebe yaşadığımdan, hem de fiziksel olan ev hissinin haricinde ailemle de aramızın süper olmayışından, zaten benim çok uzun zamandır evim yok aslında. İstanbul'da da olmadı. Herkesin farklı arayışları varsa, benimki bir ev mi acaba?
1 senedir et yemiyorum. Annem bugün kuru fasulye yapmış. 2 tencere. Birisinde et var, diğerinde yok. Sanki bu biraz ev gibi mesela. Ankara zaten ev. Home is where heart is ise, Arda da ev. Yani aslında evde sayılırım ve gittikçe ev-leneceğim diyebiliriz.
-whoops.
13 Ekim 2019 Pazar
1 Ekim 2019 Salı
Merhaba.
Kendime çok ayıp. Bu blog'ta görülmemiş bir şey; 2 ay sıfır yazı. İnanılır gibi değil. Hem de en sevdiğim aylardan biri olan Eylül'de asla yazmamışım. Yazmadım. Kafam pek yerinde değil. Birincisi yaklaşık bir senedir aşığım ve bu durum hali hazırda devam ederken bir de burada bahsetmiş bulunduğum istifa ediş, evi kapatış, boş yapış ve Ankara'ya kesin dönüş işleri beni ne olursa olsun her ay en az 1 yazı yazdığım blog'cuğumdan uzaklaştırdı.
İstifadan sonra azıcık kafamı dinleyip İstanbul'da son maaşımı yeme hayallerim pek kurguladığım gibi gitmedi ve inanır mısınız bir kere daha, evet, yanlış görmüyorsunuz bir kere daha yer değiştirdim. Ve 3 haftadır kaldığım ev, İstanbul'daki ilk evim. Başladığım yerdeyim -daha az enerji ve daha az para ve daha kalın bacaklar ile-
Yarın Ankara'ya kesin dönüş yapıyorum. Kısa süre sonra kalan eşyalarımı toparlamak için tekrar geleceğim ama mental olarak bu bir kesin dönüş. Kendimi bu dönüş ile ilgili bir şeyler hissetmeye zorladım. Pek başarılı olamadım. Burada hayatıma girenlerle bi veda rakısı yapmak istedim, sonra bunu aslında o kadar da istemediğimi fark ettim. Kendimi asla adult hissetmediğim için adulting meselesini kapatmıştım ama adulting diye bir şey varsa o da bu herhalde. İnsanlarla o kadar da görüşmek istememek. Çevrenin küçücük kalması ve bunun hiç de üzücü olmaması.
Arda askere gitti. Yerel seçim hafta sonu hariç her hafta sonu görüşerek kusursuz bir şekilde yürüttüğümüz ve benim Ankara'ya taşınmamla taçlanan uzak mesafe ilişkimiz Türk Silahlı Kuvvetleri yüzünden 3 haftalık bir sekteye uğradı. Ama ilk haftası bitti bile. Konfetttiiyyyss.
Ve şu dizeleri yazmak için mi geldim acaba?
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Kendime çok ayıp. Bu blog'ta görülmemiş bir şey; 2 ay sıfır yazı. İnanılır gibi değil. Hem de en sevdiğim aylardan biri olan Eylül'de asla yazmamışım. Yazmadım. Kafam pek yerinde değil. Birincisi yaklaşık bir senedir aşığım ve bu durum hali hazırda devam ederken bir de burada bahsetmiş bulunduğum istifa ediş, evi kapatış, boş yapış ve Ankara'ya kesin dönüş işleri beni ne olursa olsun her ay en az 1 yazı yazdığım blog'cuğumdan uzaklaştırdı.
İstifadan sonra azıcık kafamı dinleyip İstanbul'da son maaşımı yeme hayallerim pek kurguladığım gibi gitmedi ve inanır mısınız bir kere daha, evet, yanlış görmüyorsunuz bir kere daha yer değiştirdim. Ve 3 haftadır kaldığım ev, İstanbul'daki ilk evim. Başladığım yerdeyim -daha az enerji ve daha az para ve daha kalın bacaklar ile-
Yarın Ankara'ya kesin dönüş yapıyorum. Kısa süre sonra kalan eşyalarımı toparlamak için tekrar geleceğim ama mental olarak bu bir kesin dönüş. Kendimi bu dönüş ile ilgili bir şeyler hissetmeye zorladım. Pek başarılı olamadım. Burada hayatıma girenlerle bi veda rakısı yapmak istedim, sonra bunu aslında o kadar da istemediğimi fark ettim. Kendimi asla adult hissetmediğim için adulting meselesini kapatmıştım ama adulting diye bir şey varsa o da bu herhalde. İnsanlarla o kadar da görüşmek istememek. Çevrenin küçücük kalması ve bunun hiç de üzücü olmaması.
Arda askere gitti. Yerel seçim hafta sonu hariç her hafta sonu görüşerek kusursuz bir şekilde yürüttüğümüz ve benim Ankara'ya taşınmamla taçlanan uzak mesafe ilişkimiz Türk Silahlı Kuvvetleri yüzünden 3 haftalık bir sekteye uğradı. Ama ilk haftası bitti bile. Konfetttiiyyyss.
Ve şu dizeleri yazmak için mi geldim acaba?
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
