Dun canim insanlar beni nakletti, kurdu, yerlestirip gitti. Dus, temiz pijama ve temiz nevresim gezegeninde kayboldum.
Korkacak hicbir sey kalmadigini gormek cok huzurlu.
Sanirim artik dinlenme zamani.
Merhaba.
'Herkes benim için var. Herkes beni çok sevsin. Bana iyi davranıp ne kadar tatlı göründüğümden söz etsinler. Saçlarımın nasıl da uzadığını, ne kadar güzelleştiğimi, dinlediğim müziklerin ne kadar güzel olduğunu, kepçe olan sağ kulağımın bana ayrı bir hava kattığını da söylesinler. Ne kadar eğlenceli bir insan olduğumu da , beni hep çok özlediklerini de.
Ama olmaz ki.
Paşa gönlüm doymaz ki.'
2013'te boyle yazmisim. 10 sene once kendimin bu kadar farkinda olmama sasirdim. Bunlari simdilerde sanki ilk defa kesfediyormus gibi yeniden degerlendiriyorum. 20-25 yas arasi gercekten cok akilliymisim.
2 ay sonra 32 yasima girecegim. Annemin cocukken bana yeterince ilgi gostermemesinin basima ordugu coraplar bir turlu bitemedi. Anneme kizmiyorum. Her sabah, ama her sabah, kusursuz bir kahvalti sofrasi hazirlamasindan, yine her sabah saclarimi kusursuz bir sekilde simsiki toplamasindan ve asla ama asla usumeme firsat vermemesinden benim asil ihtiyac duyduklarima firsat kalmamis olabilir. Ilgi anlayislarimiz farkli olabilir. Sevilmedigimi asla dusunmedim ama ovulmek, ama begenilmek, ama can kulagiyla dinlenmek. Iste bu ucluye bayiliyorum. Beni eksikliginde yoksunluk krizine sokan, fazlaliginda coskudan delirten seyler.
Bugun GELIN GELDIGIM evdeki son gunum. Hava bok gibi. Buyuk cogunlugunu yeni eve goturmus olmama ragmen etraf hala goturulmeyi bekleyen bir suru esya ile dolu. Hayatim boyunca hep cok daginiktim. Duzeni ne kadar sevdigimi son bir yilda iyice anladim. Aslinda sanirim her sey yazin param olmadigi icin disari cikamayip sinirimi ocak silerek cikardigim o cuma aksami basladi. Simdi alisveris sitelerinden bana cok yakisacagindan yuzde yuz emin oldugum yazlik elbiseler yerine dolap ici duzenleyiciler, kutular ve boy boy kavanozlar siparis ediyorum.
Herkes benim icin yok. Beni sevmeyen ve bana iyi davranmayan, ve tabii ki beni tatli degil bilakis itici bulan bir suru insan var. Saclarimin boyu, guzelligim, dinledigim muzikler ve anatomik bozuklugum kimseyi ilgilendirmez. Eglencem kendime, ozlediklerim fazla. Oyle bir olur ki, pasa gonlumu ocak silerek de doyurabilirim.
Merhaba
Türkiyemiz halkları olarak hayatlarımızın sanki bir daha asla tam olarak normale dönemeyeceğini düşünürken kendi hayatımda da yeni (aslında benim için çok eski) bir değişime gidiyorum; bu blog’ta en çok söylediğim şeylerden biri olan ve artık haber değeri taşımayan;
Taşınıyorum.
İşin kötü yanı artık evler miryorlarca törkiş liras. Yoksa taşınmakta bir beis görmüyorum. Eşya toplarken gelen sinir krizleri, kaygılar, taşındıktan sonraki 3 ay boyunca uykundan eve kesin ama kesin hırsız girdi diye düşünerek uyanıp hırsızla karşılaşmamak için nefesini tutmalar. Daha neler neler.
Gelin kaç kere taşındığıma birlikte bakalım:
1) Doğduğum evden 4 yaşımda taşındığım eve taşınma
2) 4-12 yaş arası yaşadığım evden taşınma
3) 12-17 yaş arası yaşadığım evden taşınma
4) 17-20 yaş arası yaşadığım evden taşınma
5) Buradan yurda taşınma
6) Yurttan tekrar eve taşınma
7) Sonra tekrar yurda taşınma
8) Evden İstanbul’a taşınma
9) Haziran 2015-Kasım 2015 yaşadığım evden taşınma
10) Kasim 2015-Ekim 2017 yaşadığım evden taşınma
11) Ekim 2017-Ağustos 2018 yaşadığım evden taşınma
12) Ağustos 2018-Ağustos 2019 yaşadığım evden taşınma
13) Burada 1 ay içerisinde 2 kere taşınma var
14) Ankara’ya ailemin yanına taşınma (bu esnada ailem de başka bir eve taşınmıştı, ben onların yeni evine taşındım?)
15) Ekim 2019-Ocak 2021 yaşadığım evden taşınma
16) Ve günümüz taşınması! Ocak 2021-Mart 2023 (ya da Nisan) yaşadığım yerden taşınma
Tutacağım yeni evin de kira olacağını göz önünde bulundurursak sanıyorum maksimum 2-3 sene de orada oturur, ev sahibimin Almanya’dan gelecek oğlu yuzunden oradan da şutlanırım.
Keşke bari biraz bohem olsam. Gezgin ya da eşyaya değer vermeyen, kök salmak istemeyen biri. Bu taşındığım yerlerin bazısının görünüşü çok ev gibiydi ama hiç ev gibi değildi, birinde ranzalar vardı ve birinin mutfağı yoktu ama bana harika birer ev oldular. Karşı apartmanda sigara içen adamın gölgesinin salonun duvarında olduğu ev ise, arka odasının camından kollarımı uzatıp karşı apartmandaki ev sakinlerine kahve demleyebilecek gibi olduğum, o kadar çok anlam ifade ediyor ki benim için, sayfalarca yazsam bile anlatmayı beceremem.
Şu anki evi ise daha da anlamlı olacak, hayatım boyunca döne döne aradığım o ev olacak sanmıştım, olmadı. Pes ediyorum.
İnsanların evsiz kaldığı ve hayatlarının alt üst olduğu bu dönemde ev konusuna bu kadar kafa yorarken içimden dark bir ses “vah vaah seni zavallı demek 16 kere taşındın ha EN AZINDAN KAFANDA TAVAN PATLAMAMIŞ!” gibi şeyler diyor.
Her neyse. Durum bu. Kabul edelim. Kök salamıyorum, çünkü ağaç mıyım lan ben?
Merhaba
Gaziantep'teyim ve durmaksizin yemek yiyorum. Bir yemek yerken sonraki ogunde ne yiyecegimizi dusundugumuz bir is gezisi.
Yukaridaki cumleleri gecen hafta yazmis ama tamamlamadan sayfadan cikmistim. Simdi taslaklarda gordum. Ankara'ya dondukten 3 gun sonra deprem oldu. Donup donup cektigim fotograflara bakiyorum. Durmaksizin yedigim yemekleri hazirlayan insanlar belki de hayatta degiller. Tanimadigim o guzel insanlarin yasini tutarken, tanidiklari ve sevdikleri hala enkaz altinda olanlari, kaybedilenleri ve donarak olecek olanlari dusunmedigim tek bir an yok.
Hayat cok ama cok aci verici, ve anlamsiz.
Nilsu`nun bu gece (ve belirsiz sureligine her gece) Ankara'da olacak olmasi evrenin bana yaptigi en buyuk kiyaktir.
Dun aksam saatlerinde canim Burger King suflesi istedi ve su an hala istiyor. Cikista midemin bulanacagini bile bile gidip yiyecegim cunku that's how I roll.
`enhanj okeilia jnakttipoerjk` yani, 'yorgunluk ve caresizlikte belirli bir seviyeden sonra gelen o boslukta suzulme hissi'. Norvecce. Hayir degil. Uydurdum.
Acaba hayat mi hep boyle yoksa bana mi oyle denk geldi? Yani sehir, is, aile, yeni bir eve tasinma, medeni hal gibi buyuk degisikliklerin icine girip durmam. Hayatimdaki en istikrarli donem 0-6 yasim ile 19-24 yasim arasi galiba. Degisiklikler son bulsun ve istikrarli bir hayat sureyim diye kendimi soktugum degisiklikleri istemedigim baska degisiklikler izliyor gibi?
Bi yerlerde kesin bi yanlislik var diye diye 31 yasima geldim, yanlislik falan yok da olayin kendisi bu, yani ben'im. Sanirim. Degisiklik seviyorum da onu mu bilmiyorum acaba? Bu kendini tanima seruveni hic mi yavaslamaz be kardesim?
Merhaba!