Kalk artık sabah oldu
Her taraf sesle doldu
Ufuk açtı, güneş doğdu
Okul vakti yaklaştı
Sürü gitti ovaya
Kuşlar uçtu havaya
Uykunun da tadı kaçtı
Okul vakti yaklaştı...
Anasınıfında okula ağlama krizleri geçirerek gidişlerim azaldıktan sonra annemle babam sabahları bizi uyandırırken bu şarkıyı söylerdi. Yine ağlayasım gelirdi ama o hüzün ve acı başlardaki kadar yoğun hissettirmiyordu. Biraz gözlerim doluyordu, önlüğümün yakası takılırken, ya da kahvaltı sofrasında, gülümsemeye çalışıyordum.
Servis beklerken, servisten inerken ve andımız okunduktan sonra, merdivenleri çıkarken, farkında olmadan ben, yavaaaş yavaş
kayboluyordu.
10 Eylül 2018 Pazartesi
8 Eylül 2018 Cumartesi
Eylül geldi. Hava geçen senenin aksine mevsim normallerinde seyrediyor. Yağmur yağdığında toprak kokmaması hariç, her şey yolunda görünüyor.
Bugün haftalardır balkonda biriktirdiğim çöpleri çıkardım. 3 büyük boy çöp torbası. Bir sürü şarap ve bira şişesi ve dışarıdan söylenip duran yemeklerin çöpleri, birkaç torba boklu ve sidikli kedi kumu ve buzdolabında küflenmiş peynirler.
Yaz bitti.
-so sad, so sad.
Bugün haftalardır balkonda biriktirdiğim çöpleri çıkardım. 3 büyük boy çöp torbası. Bir sürü şarap ve bira şişesi ve dışarıdan söylenip duran yemeklerin çöpleri, birkaç torba boklu ve sidikli kedi kumu ve buzdolabında küflenmiş peynirler.
Yaz bitti.
-so sad, so sad.
3 Eylül 2018 Pazartesi
Bazı sabahları 3'e ayırabiliriz.
1) Toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifsiz sabahlar
2) Toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifli sabahlar
3) Toplu taşıma kullanımına herhangi bir etki etmeyecek hissiyatlı sabahlar.
Bu sabah toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifsizdi. Keşke sosyal medyadan para kazanıyor olsaydım ve bu yazı bir scotty virali olsaydı. Ama değil.
Büyüdük müyüdük diyoruz da, 21 yaşımdan beri beynimin gelişmediğine dair bir teorim ve bunun getirdiği bir dehşet var.
Bir yandan da "too old for this shit" falanı.
Vallahi nasıl olcek bu işler, hiç ama hiiiç bilemiyorum.
1) Toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifsiz sabahlar
2) Toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifli sabahlar
3) Toplu taşıma kullanımına herhangi bir etki etmeyecek hissiyatlı sabahlar.
Bu sabah toplu taşımayı kullanamayacak kadar keyifsizdi. Keşke sosyal medyadan para kazanıyor olsaydım ve bu yazı bir scotty virali olsaydı. Ama değil.
Büyüdük müyüdük diyoruz da, 21 yaşımdan beri beynimin gelişmediğine dair bir teorim ve bunun getirdiği bir dehşet var.
Bir yandan da "too old for this shit" falanı.
Vallahi nasıl olcek bu işler, hiç ama hiiiç bilemiyorum.
2 Eylül 2018 Pazar
26 Ağustos 2018 Pazar
Merhaba.
Ekim' e kadar boş olan odamı kiraya vermem gerekiyor. Şimdiye kadar 2 kişi evi görmeye geldi. İkisinde de dev bir skandal yaşadım. Hemen anlatıyorum;
Belli bir miktar olan kiramın yarısından bir miktar fazlasını talep ediyorum çünkü eşya ve emlakçı parası vs. verdim. Fakat lakin ki bu çok doğal olan hakkımı iki görüşmede de kötü bir dolandırıcı gibi aktardım.
Olay şöyle gelişiyor: Kişi geliyor, biraz small talk, sonra evi geziyor, hmm iyiymiş falanı filanı derken yine bir small talk arasında KİRASI NE KADAR Kİ BU EVİN diye soruveriyor (ben kendilerinden talep ettiğim miktarı söylemiş oluyorum onlar gelmeden önce, fakat haklı olarak total miktarı da soruyorlar). Ben o an bir anda evin kirasını unutuveriyorum. Baya bildiğiniz, aklımda kira falan yok. Birtakım rakamlar uçuşuyor, onları ikiye bölüyorum, eklediğim miktarı düşünüyorum, ekliyorum çıkarıyorum, sanki itliğim, şerefsizliğim meydane çıkıyormuş gibi ateşler basıyor. Sessizlik büyüyüp bütün Feriköy'ü saranda ben bi şekilde bi şeyler söylüyorum, kimse bozuntuya vermiyor, konu değişiyor...
Yanlış anlamayın dolandırıcı değilim.
-malım.
Bir dahaki sefere alnıma kirayı yazayım da sıkıntı çıkmasın bari.
-eve gelenler umarım bir gün bu yazıya denk gelirler :::(
28 Temmuz 2018 Cumartesi
Merhaba.
Aylardır beklediğim, gün saydığım, halatlara asılıp çekiştirdiğim, en sevdiğim 3 kadınla planladığımız tatil geldi, ve de geçti. Çok güzeldi, çok! Kaz dağları'nda kamp yaptık. Sonra Assos'a gittik. Her şey o kadar bize ait ve biz'di ki, daha iyi hissettiremezdi. Buraya yazacak tonla şey var aslında ama bir o kadar da yok. Biz çok iyiyiz, çok güzeliz. Birbirinden çok farklı 4 ayrı kadının bir araya gelmesi ve kusursuz bir bütün oluşturması işte. Asla mütevazi olamayacağım tek konu. CANIM KENDİMİZLER mi desem, ne desem?
Gitmeden bir süre önce ev tuttum. Dün bulduğum 2. el eşyaları almak üzere nakliyeyle buluştuk, eşyalar geldi. Bugün biraz bulaşık yıkayıp temizlik yaptım. Sonra şu anki evime gelip çamaşır yıkadım ve toparlanmaya başladım. Hiç eşyam yok aslında burda, yani kıyafetlerim kitaplarım, nevresimler ve birtakım ıvır zıvırlar. Ama hiç eşya olmaması durumuna göre çok fazla eşyam var. Toparlanırken içim sıkılıyor. İstanbul'daki 3. yazım, ve ben 4. kez yer değiştiriyorum. Ama bu sefer kendi evimde ve kanepemde olacağım. Terapistimin aylar önce sorduğu sorunun cevabı şimdiden gerçek oluyor. Ve ben bu konuyla ilgili baya iyi hissediyorum. Eve iyice yerleştikten sonra ev arkadaşı bulma kısmı kalıyor. Bakalım kiminle yaşayacağım...
Bir iki ay sonra ruh hastası güzel kedim Balım'ı tekrar yanıma alıyorum. Bakalım yeni evini sevecek mi, bana kızgınlığı / kırgınlığı geçecek mi, kendimi affettirebilecek miyim.. Ona onu alacağıma dair söz vermiştim, sadece biraz gecikmek zorunda kaldım.
Bu garip, eğlenceli, sıkıcı, hüzünlü, heyecanlı ve de sevgi dolu hayat daha neler gösterecek bilemiyorum. Kollarımı açtım bekliyorum. Hem hayata hem kendime doğru bir kabulleniş haline geçmeye başladım. Mesela GÖBEĞİM ile ilgili olan sıkıntım geçmeye başladı......
Haftaya işe dönmek çok zorlayıcı olacak. Keyifler kaçacak. Ama neyse ne diyorduk, kabulleniş falanları. Evet. Sevmek değil, sakin bir kabulleniş. Yani şöyle gibi,
-e iyi tamam kabul ediyorum bana uyar napak.
Aylardır beklediğim, gün saydığım, halatlara asılıp çekiştirdiğim, en sevdiğim 3 kadınla planladığımız tatil geldi, ve de geçti. Çok güzeldi, çok! Kaz dağları'nda kamp yaptık. Sonra Assos'a gittik. Her şey o kadar bize ait ve biz'di ki, daha iyi hissettiremezdi. Buraya yazacak tonla şey var aslında ama bir o kadar da yok. Biz çok iyiyiz, çok güzeliz. Birbirinden çok farklı 4 ayrı kadının bir araya gelmesi ve kusursuz bir bütün oluşturması işte. Asla mütevazi olamayacağım tek konu. CANIM KENDİMİZLER mi desem, ne desem?
Gitmeden bir süre önce ev tuttum. Dün bulduğum 2. el eşyaları almak üzere nakliyeyle buluştuk, eşyalar geldi. Bugün biraz bulaşık yıkayıp temizlik yaptım. Sonra şu anki evime gelip çamaşır yıkadım ve toparlanmaya başladım. Hiç eşyam yok aslında burda, yani kıyafetlerim kitaplarım, nevresimler ve birtakım ıvır zıvırlar. Ama hiç eşya olmaması durumuna göre çok fazla eşyam var. Toparlanırken içim sıkılıyor. İstanbul'daki 3. yazım, ve ben 4. kez yer değiştiriyorum. Ama bu sefer kendi evimde ve kanepemde olacağım. Terapistimin aylar önce sorduğu sorunun cevabı şimdiden gerçek oluyor. Ve ben bu konuyla ilgili baya iyi hissediyorum. Eve iyice yerleştikten sonra ev arkadaşı bulma kısmı kalıyor. Bakalım kiminle yaşayacağım...
Bir iki ay sonra ruh hastası güzel kedim Balım'ı tekrar yanıma alıyorum. Bakalım yeni evini sevecek mi, bana kızgınlığı / kırgınlığı geçecek mi, kendimi affettirebilecek miyim.. Ona onu alacağıma dair söz vermiştim, sadece biraz gecikmek zorunda kaldım.
Bu garip, eğlenceli, sıkıcı, hüzünlü, heyecanlı ve de sevgi dolu hayat daha neler gösterecek bilemiyorum. Kollarımı açtım bekliyorum. Hem hayata hem kendime doğru bir kabulleniş haline geçmeye başladım. Mesela GÖBEĞİM ile ilgili olan sıkıntım geçmeye başladı......
Haftaya işe dönmek çok zorlayıcı olacak. Keyifler kaçacak. Ama neyse ne diyorduk, kabulleniş falanları. Evet. Sevmek değil, sakin bir kabulleniş. Yani şöyle gibi,
-e iyi tamam kabul ediyorum bana uyar napak.
4 Temmuz 2018 Çarşamba
Dünyanın en iyi arkadaş grubunun buluşmasına 18 gün kaldı. KAZ DAĞLARII BEKLE BİZİİİİ! Tatil planlarımızı yaparken heyecandan kalbim çarpmaya başlıyor. YAV KÖPEĞİYİM BU HAYATIN. Acaba tatil bittikten sonra yaşama sevincimden eser kalacak mı ::(
Eylül'e kadar taşınmam gerekiyor. Ev arkadaşım yok. İnternete ilan koymalı ev arkadaşı bulma işine giresim yok. Tek çıkacak param yok. Amaaan boşşer yaaa Kaz Dağlarıııııı!!!
Bedelli çıkarsa Ozancım yavru bir bebe köpüş edinecek, çok mutluyum. Belki sonra çalarım. WHO KNOWSSSSS?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)