02.10.2014
Dün kızlarla Sardunya'ya gidip elegant olalım, şarap içelim, sohbet edelim dedik de beni yine öksürük krizi tuttu tabii. Onlar şaraplarını yudumlarken ben ıhlamuruma bal dökmekteydim. Peynir tabağındaki peynirleri de balıma bandırıp bandırıp yedim. Sonra Meltem'in düğününü hayal edip baya heyecanlandık. Bugün de akşam üzeri Esra "gel de saçınla oynayayım" dediği için koşarak onun odasına gittim. Bende inanılmaz gıybetlik malzemeler var bu aralar. Ama ne gıybet. Baya kaliteli bir zaman geçirdik. Tam mayışmış uyuyacaktım ki Meltem aradı, BEŞ DAKKA SONRA SERVİS VAR HADİ SİNEMAYA BEN ÇIKIYOM HADİ filan dedi. Dur dedim ya yatıyoz, saçlarımla oynanıyor şu an, ne çıkması?! 15 dakika sonra otostop çektiğimiz bir arabada Stolen Dance dinleyerek sinemaya gidiyorduk. Rabbim bu ne spontanlık böyle?
5 Eylül 2016 Pazartesi
11 Ağustos 2016 Perşembe
3 Ağustos 2016 Çarşamba
Hayatımdaki dertlerin "okul uzayacak mı acaba"lardan "ben bu maaşla nereye kadar ya?"lara geçtiği aylar. Bütün dertleri kapsayan en büyük bela da her şeyin değişmesiyken her şeyin değişmesini kabullendiğim aylar.
Aylar birleşip yılları oluşturuyor ve aslında her şeyi kendimizi iyi hissettiğimiz anların sayısı, kötü hissettiklerimizden fazla olsun diye yapıyoruz.
Tatil planları yapmak, festivallere gitmek, yeni bir şeyler satın almak, bir kediye bağlanmak, güzel bir yemek yemek, iş çıkışı eve gidip sigara içmek, uzun süredir görüşmediğimiz arkadaşlarımızın gelişine gün saymak, karpuz yemek, dinlenmek, çocuk sevindirmek, sevgiliyle sevişmek, lezzetli bir yemek yapmak, aşırı tıkalı burna otrivine sıkmak, pürüzsüz oje sürmek, güzel bir şarkı dinlemek, saçlarının uzadığını görmek, uykunu almış olarak uyanmak, dövme yaptırmak, sokak köpeği sevmek, mevsimlerin hakkını vermek, ulaşıma para ödememek, kahvaltı yapmak, otrivine'i bırakmak, sarhoş olmak, ballı ıhlamur içmek, sevgiliyi uykusunda öpmek, sabah sımsıkı bağlanmış saçı eve gidince açmak.
-kötüleri saymayalım.
Aylar birleşip yılları oluşturuyor ve aslında her şeyi kendimizi iyi hissettiğimiz anların sayısı, kötü hissettiklerimizden fazla olsun diye yapıyoruz.
Tatil planları yapmak, festivallere gitmek, yeni bir şeyler satın almak, bir kediye bağlanmak, güzel bir yemek yemek, iş çıkışı eve gidip sigara içmek, uzun süredir görüşmediğimiz arkadaşlarımızın gelişine gün saymak, karpuz yemek, dinlenmek, çocuk sevindirmek, sevgiliyle sevişmek, lezzetli bir yemek yapmak, aşırı tıkalı burna otrivine sıkmak, pürüzsüz oje sürmek, güzel bir şarkı dinlemek, saçlarının uzadığını görmek, uykunu almış olarak uyanmak, dövme yaptırmak, sokak köpeği sevmek, mevsimlerin hakkını vermek, ulaşıma para ödememek, kahvaltı yapmak, otrivine'i bırakmak, sarhoş olmak, ballı ıhlamur içmek, sevgiliyi uykusunda öpmek, sabah sımsıkı bağlanmış saçı eve gidince açmak.
-kötüleri saymayalım.
6 Temmuz 2016 Çarşamba
Merhaba.
Dün sabah büyük amcanın 2 sene önce müteahhite verilen ve şu an beton yığını haline gelmiş olan evindeydik. Yine eskisinden daha az insan vardı. Ve eskiden kahvaltı yer sofrasında yapılıyorken, şimdi ev apartmana dönüştüğünden, yemeklerin masada yenmesine karar verilmiş sanırım. Büyük amca da hastaydı zaten. Değişmeyen tek şey, sucuklu yumurtaydı. Bu durumda sucuklu yumurta, değişimin kendisi miydi?
-değildi.
Dün sabah büyük amcanın 2 sene önce müteahhite verilen ve şu an beton yığını haline gelmiş olan evindeydik. Yine eskisinden daha az insan vardı. Ve eskiden kahvaltı yer sofrasında yapılıyorken, şimdi ev apartmana dönüştüğünden, yemeklerin masada yenmesine karar verilmiş sanırım. Büyük amca da hastaydı zaten. Değişmeyen tek şey, sucuklu yumurtaydı. Bu durumda sucuklu yumurta, değişimin kendisi miydi?
-değildi.
2 Temmuz 2016 Cumartesi
Merhaba.
Şu an 100. yıl'da bir evde yalnızım. Kahvaltıda dün akşam birilerinin aldığı bir poşetten bulduğum sandviç ve ayranı yedim. Saçlarım yağlı. Sular kesik. Ve büyük bir mutsuzluk göğüs kafesime sıcak hava üfürür durumda.
Param olmadığı için arkadaşlarımla tatile gidemedim. İstanbul'da, evde birkaç çok güzel günden sonra, hayatımıza yeni katılan küçüğü bırakacak bir yer bulamadığımdan, Ankara'ya planladığımdan daha erken gelmek durumunda kaldım. (Trende kedi için bilet alabiliyormuşuz ama sadece dün için boş yer vardı falan filan..) Kedi annesi olmanın beraberinde getirdiği fedakarlıklar listesine bunu da ekleyin. Buraya kadar gelip neden kendi evimde olmadığımı da boş verin.
Her şeye haddinden fazla kafa yoruyorum. Bu şekilde yaşayamam.
-Acaba Balım, hepimizin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında mı?
Şu an 100. yıl'da bir evde yalnızım. Kahvaltıda dün akşam birilerinin aldığı bir poşetten bulduğum sandviç ve ayranı yedim. Saçlarım yağlı. Sular kesik. Ve büyük bir mutsuzluk göğüs kafesime sıcak hava üfürür durumda.
Param olmadığı için arkadaşlarımla tatile gidemedim. İstanbul'da, evde birkaç çok güzel günden sonra, hayatımıza yeni katılan küçüğü bırakacak bir yer bulamadığımdan, Ankara'ya planladığımdan daha erken gelmek durumunda kaldım. (Trende kedi için bilet alabiliyormuşuz ama sadece dün için boş yer vardı falan filan..) Kedi annesi olmanın beraberinde getirdiği fedakarlıklar listesine bunu da ekleyin. Buraya kadar gelip neden kendi evimde olmadığımı da boş verin.
Her şeye haddinden fazla kafa yoruyorum. Bu şekilde yaşayamam.
-Acaba Balım, hepimizin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında mı?
2 Haziran 2016 Perşembe
Merhaba çocuklar ve daima çocuk kalanlar. Blogumu okuyan çocuk varsa garip olur. Çocuk severim. Çocuklar blog okumasındı, sokakta oynasınlardı. İlkokul 4. sınıftaki günlüğümün okumayı en sevdiğim kısımları mayıs haziran ayları çünkü sürekli birilerinin doğum günü kutlanmış, okul pikniği yapılmış ve dondurmalar yenmeye başlanmış ve hava geç karardığı için ceplere erik koyulup geç saatlere kadar dışarda oynanmış. Neşeler neşesi. Konumuz bu değil ama zaten bir konumuz da yok. Konumuz var var şaka yaptım. Konumuz "Haziran'ımız kutlu olsun!"
2 gün önce yogaya başladım. Çok sevdim. Dünyanın en esnek olmayan, yürümesi bile bir mucize olan kadını olarak, yogaya başladığım için pek sevinçliyim.
Ayrıca su içmeye başladım. Evet su kullanmıyordum. İyi oldu bu.
29 Mayıs 2016 Pazar
Pazartesi günü hayatımda ilk defa anestezi işine girdim. Enteresan kafalar. Sonra ameliyat oldum diye arkadaşlarım eve geldiler. Sonra götümden 6 kere filan iğne dedim. Sonra ağzımdan nefes aldığım için boğazım şişti, dilimde neden bilmiyorum leş gibi bir yara çıktı. Her sabah 11'de pansumana gidip burnumdan beynime kadar çubuk sokturdum. Dün akşam dışarı çıktım. Gece Bilkent'te kaldım. 8 gündür sigara içmiyorum. 8 gündür otrivine sıkmıyorum. Duygu bana 1 aylık yoga ısmarlıyor. Yarın İstanbul'a dönüyorum.
-Sevgilimi özledim.
-Sevgilimi özledim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
