Merhaba.
Bugün 12 Mart'tan sonra ilk kez işe gittim. Hava mart soğuğuydu. Bu; hiçbir şey olmamış, sanki aradan 2.5 ay geçmemiş, koca bir mevsimi atlamamışız, bütün o duyguları hiç yaşamamışız ve sanki bugün 15 Mart'mış gibi hissetmeme neden oldu.
Epeydir corona'nın bulaşma ihtimalleri, bulaşma hızı ve bunun sınırsızlığı üzerine düşünmemiştim. Birden yine kaygı bastırdı. Reflüm geri geldi.
29 Mayıs 2020 Cuma
11 Mayıs 2020 Pazartesi
Karantinada 2 ayı dolduracağız. Benim için en zoru ilk 2 haftaydı. Belirsizlikle beraber umutsuzluk, kabul edememe, insanlık olarak halimize aşırı üzülme, sürekli ağlamaklı olma halleri... Sonra yavaş yavaş kabullenme geldi ve şu an sadece hissiz bir bekleyişteyim. Yakın bir arkadaşla öylesine bir yerde saatlerce oturup dedikodu yapmayı özledim.... falan yazanları görüyorum mesela, bu durum bana pek bir şey hissettirmiyor, çünkü ben bunları karantinadan önce de özlüyordum. Uzun zamandır öyle bir şey yapamıyordum zaten. Şimdi corona ile gelen survive etme güdüsüyle gelişen hissizliğim, en azından karantina öncesi yaşadığım bu yalnızlık hissini de alıp götürmüş oldu. Dediğim gibi, beklemedeyim.
"Felaketlerin başlangıcında ve bunlar son bulduğunda hep biraz söz sanatı yapılır. Birinci durumunda, alışkanlıklar henüz kaybolmamıştır, ikinci durumdaysa geri gelmiştir. Asıl felaket sırasında gerçeğe alışılır, yani sessizliğe. Bekleyelim." -Albert Camus, Veba
Bu arada biten yaş söylenir ve 2 gün sonra 29. yaşım bitiyor, 30'a giriyorum. Ve inanmazsınız hala, seneler önce sarhoş olup Devrim'de haykırdığım gibi;
-YİRMİBİİİR!

"Felaketlerin başlangıcında ve bunlar son bulduğunda hep biraz söz sanatı yapılır. Birinci durumunda, alışkanlıklar henüz kaybolmamıştır, ikinci durumdaysa geri gelmiştir. Asıl felaket sırasında gerçeğe alışılır, yani sessizliğe. Bekleyelim." -Albert Camus, Veba
Bu arada biten yaş söylenir ve 2 gün sonra 29. yaşım bitiyor, 30'a giriyorum. Ve inanmazsınız hala, seneler önce sarhoş olup Devrim'de haykırdığım gibi;
-YİRMİBİİİR!

30 Nisan 2020 Perşembe
Merhaba.
Bu bir "nisan 2020'de hiç yazmamış olmak istememe" yazısıdır. Hiç yazasım yoktu da, motivim bu oldu. Karantina devam etmekte. Vaka sayıları ilk haftalar hissettiğim umutsuzluk ve korku hissini gölgede bıraktı. Daha çok bir kabul, ya da alışma, ya da uyuşma da diyebiliriz, öyle bir süreçteyim. Bekliyorum yani öyle oturup. Yapacak bir şey olmadığını, hiçbir şey yapamayarak görüyorum.
Resim yapmaya hızlı bir dönüş yaptım bu esnada. Son 1 haftadır tekrar durulsam da, baya aktiftim. Suluboyadan hep kaçardım, artık kaçmıyorum. Güzel bir buluşma oldu bence. Suluboya da bu durumdan memnunsa hele üf, mükemmel bir birliktelik. (yaptığım çiziktirmeleri instagram'da dalgacimamut hesabımda paylaşıyorum. Bu blogu takip edip o hesabı bilmeyen bir insan olduğunu hiç sanmıyorum ama olur ya, hani olmaz ama, hani)
Herkes gibi neler olacağını, nasıl olacağını, normale dönüp dönemeyeceğimizi, yeni normalleri, eski normalleri, normalin ne olduğunu düşünüp duruyorum ben de. Bu düşünüp durma olayı da otomatiğe bağlandı herhalde, çok tat kaçırmıyor. Ben dizi izlerken o arkada düşünülüyor. Kendi kendine evde gezeleyen yuvarlak elektrik süpürgeleri gibi. Köşelere giremeyişi olsun, bazı yerlere çarpıp başka yerlerden geçmeye çalışması olsun, muazzam bir benzetme.
Çok uyuduğuma dair bir suçluluk hissediyorum. Bu his ders çalışmak yerine masada ya da her fırsatta yatağımda uyumaya kaçızladığım lise yıllarımdan beri peşimi bırakmadı. İstediğim zaman istediğim kadar uyuyabileceğim bir yetişkin olduğum gerçeğini kendime inandıramıyorum. Kendimce hesaplar yapıyorum. Bakıyorum, karantina öncesi çok erken yatıyordum, şimdiki uykumla aynı saat kadar uyuyordum. Şimdi çok geç yatıyorum, yine o kadar uyuyorum. Ama o zaman işine gücünde rızkına koşan ve sosyalleşen bir birey olduğum için uyku saatlerimi sorun etmiyordum. Şimdi bu nedir yani? Az bile uyuyorum kardeşim. Ne yani? Ama yok, suçluluk hissim geçmiyor.
Göbek challenge'ına başladım. 14 günün sonunda karın kaslarımın olacağını vaat eden bir workout şeysi. Yarın 7. gününü yapacağım. Ortada pek bir şey yok gibi... Belki de un helvasını kesmem gerekiyordur ha?
Evet bu süreçte resim yaptığımı, bol bol uyuduğumu ve bundan suçluluk hissettiğimi, spor yaptığımı söyledim. Biraz da yapmadıklarıma gelelim,
-ekmek.

Bu bir "nisan 2020'de hiç yazmamış olmak istememe" yazısıdır. Hiç yazasım yoktu da, motivim bu oldu. Karantina devam etmekte. Vaka sayıları ilk haftalar hissettiğim umutsuzluk ve korku hissini gölgede bıraktı. Daha çok bir kabul, ya da alışma, ya da uyuşma da diyebiliriz, öyle bir süreçteyim. Bekliyorum yani öyle oturup. Yapacak bir şey olmadığını, hiçbir şey yapamayarak görüyorum.
Resim yapmaya hızlı bir dönüş yaptım bu esnada. Son 1 haftadır tekrar durulsam da, baya aktiftim. Suluboyadan hep kaçardım, artık kaçmıyorum. Güzel bir buluşma oldu bence. Suluboya da bu durumdan memnunsa hele üf, mükemmel bir birliktelik. (yaptığım çiziktirmeleri instagram'da dalgacimamut hesabımda paylaşıyorum. Bu blogu takip edip o hesabı bilmeyen bir insan olduğunu hiç sanmıyorum ama olur ya, hani olmaz ama, hani)
Herkes gibi neler olacağını, nasıl olacağını, normale dönüp dönemeyeceğimizi, yeni normalleri, eski normalleri, normalin ne olduğunu düşünüp duruyorum ben de. Bu düşünüp durma olayı da otomatiğe bağlandı herhalde, çok tat kaçırmıyor. Ben dizi izlerken o arkada düşünülüyor. Kendi kendine evde gezeleyen yuvarlak elektrik süpürgeleri gibi. Köşelere giremeyişi olsun, bazı yerlere çarpıp başka yerlerden geçmeye çalışması olsun, muazzam bir benzetme.
Çok uyuduğuma dair bir suçluluk hissediyorum. Bu his ders çalışmak yerine masada ya da her fırsatta yatağımda uyumaya kaçızladığım lise yıllarımdan beri peşimi bırakmadı. İstediğim zaman istediğim kadar uyuyabileceğim bir yetişkin olduğum gerçeğini kendime inandıramıyorum. Kendimce hesaplar yapıyorum. Bakıyorum, karantina öncesi çok erken yatıyordum, şimdiki uykumla aynı saat kadar uyuyordum. Şimdi çok geç yatıyorum, yine o kadar uyuyorum. Ama o zaman işine gücünde rızkına koşan ve sosyalleşen bir birey olduğum için uyku saatlerimi sorun etmiyordum. Şimdi bu nedir yani? Az bile uyuyorum kardeşim. Ne yani? Ama yok, suçluluk hissim geçmiyor.
Göbek challenge'ına başladım. 14 günün sonunda karın kaslarımın olacağını vaat eden bir workout şeysi. Yarın 7. gününü yapacağım. Ortada pek bir şey yok gibi... Belki de un helvasını kesmem gerekiyordur ha?
Evet bu süreçte resim yaptığımı, bol bol uyuduğumu ve bundan suçluluk hissettiğimi, spor yaptığımı söyledim. Biraz da yapmadıklarıma gelelim,
-ekmek.

20 Mart 2020 Cuma
Merhaba
2 hafta önce bütün hücrelerimle havaların ısınmasını kutluyordum. Birden neler oldu? Evimize kapandık, kar yağmaya başladı, önümüzdeki baharı ve yazı yaşayamayacak olma ihtimalimizin hüznü her yeri sardı.
Delirmemek çok zor ama bazıları hiç delirmez, ne korkunç hayat sürüyorlardır allah bilir...
2 hafta önce bütün hücrelerimle havaların ısınmasını kutluyordum. Birden neler oldu? Evimize kapandık, kar yağmaya başladı, önümüzdeki baharı ve yazı yaşayamayacak olma ihtimalimizin hüznü her yeri sardı.
Delirmemek çok zor ama bazıları hiç delirmez, ne korkunç hayat sürüyorlardır allah bilir...
28 Ocak 2020 Salı
Beş sene önce yazdığım şey, beni kendime getirdi. Cevap oralarda, buralarda, bir yerlerde değil, büyük ihtimalle kendi döngümün içindeymiş hep. Herkes kendi kapısının önündeki salyangozu görse, mahalle tertemiz olur.
...İtiraf etmesi zor, ama kendimi şehirsiz hissediyorum. Kendime "benim" diyecek bir şehir bulmak zorundaymışım gibi. O şehir çok büyük ihtimalle Ankara, ve ne olursa olsun, er ya da geç burada, bu dinginlikle yaşayacağımı biliyorum...
...Bu günlerin geleceğinin, bütün değişikliklerin gelecek kaygısıyla beraber kombo yapacaklarının bilincindeyim. Bir yıl olmuş. 3 yıl olacak. 10 yıl olacak. Bu farkındalığın yanında gelen naif üzüntüde, yüzleşme ihtiyacının yanında gelen anlamsız şaşkınlıkta bir değişiklik olacak mı? Sanmıyorum...
-Dıkş.
#canımankaram
...İtiraf etmesi zor, ama kendimi şehirsiz hissediyorum. Kendime "benim" diyecek bir şehir bulmak zorundaymışım gibi. O şehir çok büyük ihtimalle Ankara, ve ne olursa olsun, er ya da geç burada, bu dinginlikle yaşayacağımı biliyorum...
...Bu günlerin geleceğinin, bütün değişikliklerin gelecek kaygısıyla beraber kombo yapacaklarının bilincindeyim. Bir yıl olmuş. 3 yıl olacak. 10 yıl olacak. Bu farkındalığın yanında gelen naif üzüntüde, yüzleşme ihtiyacının yanında gelen anlamsız şaşkınlıkta bir değişiklik olacak mı? Sanmıyorum...
-Dıkş.
#canımankaram
14 Ocak 2020 Salı
2 Ocak 2020 Perşembe
2020'den herkese merhaba, merhaba!
Geçtiğimiz yıl içerisinde çektiğim video'ları birleştirip bi 2019 şeysi yapmak istedim ama teknik aksaklıklardan dolayı yapamadım.
Eski blogger'ız, eskiden youtube mu vardı, video edit mi vardı, YAZI VARDI YAZI. Bana da bu yakışır. Merak eden okusun etmeyen son paragrafta 2 cümle özet var oraya bakabilir.
Ocak 2019
2019 Ocak'a Betül ile uçak kaçırarak başladık. Ocak'ın ilk haftasında Osman'ı askere yolladım ve ev arkadaşımın uyuz kapmış olduğunu öğrendim, cildiyeye gidip kendimin kapmadığını ama yine de bütün vücuduma, i mean, BÜTÜN VÜCUDUMA, bir uyuz losyonu sürmem gerektiğini öğrendim ve Arda'nın İstanbul'a geldiği o haftasonunu Sena'nın evinde geçirdik. Takip eden günlerde evde çamaşır makinası asla durmadı ve Müge Anlı Palu Ailesi izlendi. Nilsu Türkiye'den uğurlandı. Okul projesinin ilk dönemindeki beybilere veda edildi, sanatlı instagram hesabımı açtım, faceapp denilen application ile oynarken erkek halimin koordinatörümün kocasının aynısı olduğunu fark edip dehşete düştüm (kendisine göstermek istememiştim ama göstermek durumunda kaldım, daha sonra ilişkimiz yokuş aşağı yuvarlandı...), 5 gün üst üste erişte yedim, seneler sonra yüksek ateşli hasta oldum ve Arda beni iyileştirdi, Görkem'i askere yolladım, güneş gözlüğüm kırıldı. Doğalgazımız mühürlendi ve ilk kez ayva tatlısı yaptım.
Şubat 2019
Arda'yla kilisede mum diktik, Tatavla'da random rakı içtik ve space cake yaptık, çalışacağına çok inanmadığımız space cake çalıştı ve Betül ayaklarını kaybetti, bu sırada hava Şubat ayına göre çok bebeksiydi, Bashar sonunda New York'a gidip hanımına kavuştu, Alptuğ, aka yeğenim beni ilk defa öptü, Corvus'ta gündüz birası içerken Amsterdam'a gitmeye karar verdik, yetişkin eğitimci eğitimi aldım, Öykü İstanbul'a taşındı, yeni dövme yaptırdım, spora başlayıp çok fazla yer fıstıklı proteinli süt tükettim, Melih İstanbul'a taşındı ve onunla bir sürü resim yaptık, Alptuğ'u oyun parkında eğlemeye çalıştık ama yüzünü pek güldüremedik, hava artık ısınacak sanarken birden kar yağmaya başladığı günün akşamı Arda-Deniz-ben Tatavla'da rakı içtik, kalkarken shazam'dan video çekmeye çalıştığımı iddia eden belgeler oluştu. Osmanlarda Monopoly oynadık ve Ömer tarafından bully'lendik, bu sırada evde yemek yapma alışkanlığım oturmaya başlıyordu, okul projesinde pantomim atölyesine başladık ve uzun zamandır işten bu kadar keyif almadığımı fark ettim.
Mart 2019
Arda'yla detoksumuzun sonlarına doğru minik bir kaçamak yaptık, Öykü'ye doğum günü ve ev hediyesi aldık, havanın aşırı güzel olduğu ve izinli olduğumuz bir gün Ikea'ya gidip eve bir şeyler aldık, dönerken yoldaki mimoza çiçekçilerinden bir demek mimoza aldık, akşamında ben 8 Mart yürüyüşüne katıldım, sonra çokça alkol tükettik, eve dönerken köpeği elini ağzına sokarak sevmeye çalışan Arda!yı köpek ısırdı ve gece 3'te hastaneye gittik.Bu, en eğlenceli ve harika günlerimizden biri oldu. Öykü'ye ev hediyesi olarak Inseperable isminde bir resim yaptık ve havalar ısındıkça Nişantaşı'na yürüyüp kahve aldıktan sonra Mıstık Parkı'nda oturduğumuz rutinimiz başlamış oldu, Temmuz ayı için olmayan paramızla aşırı pahalı Amsterdam biletleri aldık, spora devam ettim, Kurtlarla Koşan Kadınlar'a başladım (hala bitmedi), Ekrem İmamoğlu'nu seçtim ama seçtirmediler.
Nisan 2019
Havalar ısınmaya başladı, pantomim atölyelerimiz devam etti, iş yerinde dertlerim başladı, Arda'yla Marşandiz YHT Tren Deposu'nda enteresan bir gece geçirdik, Arda 5 haftalığına Kastamonu'da yaşamaya başladı, Betül'le zengin olmaya karar verip çalışmaya başladık, bir gece çok rakı içip masadan kalkan arkadaşlarımın gittiklerini hatırlamayıp ben tuvaletteyken benden kaçtıklarını düşünüp çok üzüldüm, Sabancı Ünv'de atölye yaptım, spora devam ettim, Arda'nın ailesiyle tanıştım, 23 Nisan'da Betül'ün pantomim atölyesi sahneye çıktı, benim çocuklarım çıkamadı, öfke kontrolü çalışırken çocuklardan biri oyun hamurunu yedi, Maşukiye'de Arda'nın halası, eniştesi ve kuzeniyle tanışıp harika bir haftasonu geçirdim. Betül'le zengin olma planlarımızın ilk adımını gerçekleştirip sembolik bir para kazandık ve parayı hemen ezdik. İstifa edip Ankara'ya taşınma düşünceleri yavaş yavaş bütüün hücrelerime yayılmaya bu ay başladı.
Mayıs 2019
Yer fıstığı ezmesi yeme hastalığına yakalanıp haftada 1 kavanoz yemeye başladım, reflü olmaya yaklaştım, sporu bıraktım, uykusuz günler geçirdim, iş için Şanlıurfa'ya gittim ve otel odasında da fıstık ezmesi yedim, doğum günümü kutlamak için Arda'yla Kabak'a gidip harika 2 gün geçirdik, sigortasız rastalı gezginlerle taşak geçtik, aynenler bana doğum günü hediyesi benim kendime pahalı diye alamadığım marker'lardan aldılar ve resim yapmaya devam ettim, iş yerinde geçen sene olsa aşırı sevineceğim bir teklif aldım ama kabul etmedim çünkü artık geçen senede değildik, Arda'yla Pancar'da rakı içerken birbirimize açık ve de net evlenme isteğimizi beyan ettik, Nilsu tekrar Türkiye'ye geldi tekrar kavuştuk, Alptuğ yavaş yavaş iletişim kurmaya başladı, okul projesinde 2. dönem beybilerine veda edildi ve yaz sonu istifa etmeye karar verdiğim için gördüğüm son okul projesi beybileri oldu. Amsterdam için vize aldım. Balım tarafından ilk defa ciddili saldırıya uğradım ve benim pantomim çocuklarım da sonunda sahneye çıkabildiler. Bunun için çok uğraştım, İstanbul'u sellerin bastığı ve pantomimcilerin makyaj malzemeleri ile gösteriye katılamayacaklarını söylemeleri üzerine yeni malzemeler alıp ne olursa olsun o gösteriyi gerçekleştirmek, içimde solmaya başladığını sandığım bazı şeylerin yeşil kaldığını görmemi sağladı. Arda'yı sonunda Balat'a ve tabii ki Forno Pide'ye götürebildim.
Haziran 2019
Mayısın son akşamı Balım tarafından 2. ciddi saldırıya uğrayıp bavulumu toplayıp Öykü'nün yardımıyla evden kaçtım. Yani böyle diyince garip oldu, zaten bayram için bavulumu toplayıp evden çıkacaktım, ama eylem çıkmaktan kaçmaya dönüştü. Ankara'da bayram kahvaltısı yaptıktan sonra Arda'yla ilk uzun tatilimize, Kaz Dağları'na yola çıktık. Fikifontolar, kızlı tavşan, arkadaşını dereye iten gamsız adam ve garip arkadaşı, mekanın kaslı bayan sahibi, Arda'nın baş parmaklarını evlendirmesi (sanki bu anın fotoğrafı var gibi, aslında yok, ama var ve fotoğrafı bir yerlerde kaybolmuş gibi), fosforlu Husky çadırlı dealer kampçı ve çadırından izinsin alıp ormana saçtığım turuncular ve dersane turkuazı... 2 gece kamp maceramızı şişme yatağa rağmen sonlandırıp yataklı duşlu pansiyona kaçmamız ve tatili bitirmemiz haziran ayına tekabül eder. Görkem aniden 4 aylığına iş için Malta'ya gitti ve buna aşırı üzüldüm. İstanbul'a dönünce günlerim Balım bana tekrar saldıracak korkusu ile yavaş yavaş taşınmaya başlamam ve eşyalarımı satmak üzere internete koymam lazım stresleriyle geçti. İş yerinde darlanmalara da devam edip istifaya gün saydım, saçlarımı küt kestirdim, ilk kez iş yeri rakısına gidip aşırı içtim, sonunda Bilkent Senfoni Orkestrası'nın Film Müzikleri konserine gidebildim. Amsterdam'a gidebilmek için klimamı Melih'e sattım. Tekrar Ekrem İmamoğlu'nu seçtim, bu sefer seçtirdiler.
Temmuz 2019
Temmuz'un ilk günü istifa mektubumu verdim, bi haftasonu Betül'le Kadıköy'de aşırı içtim ve sabaha karşı eve döndükten sonra saatlerce kusamayıp öğürmekten kaburgalarım ağrıdı, eşyalarımı satmaya çalışmaya başladım, Şubat ayında olmayan paramızla aldığımız Amsterdam biletlerimizin hiç gelmeyecekmiş gibi olan tarihi geldi ve gittik, harika günler geçirdik, Arda bana Leiden'da kaldığımız evin kanal kenarındaki balkonunda evlenme teklifi etti ve ona evet demeden önce cevaben "really?" dedim. Ama i said yes durumu da oldu, sıkıntı yok. Truffle yedik ve Leiden'daki yaşlıların hem çok yaşlı olmalarına, hem de şehirde çok yaşlı olmasına aşırı şaşırıp durdum. Yani sağlıklı, sosyalleşen, fit ve dinç ve kocaman yaşlı adam ve kadınların hem kendileri, hem de yaşları çok fazlaydı. Ayrıca tek bir Dutch kelimeye muhtaç olup dünyadan aşırı soyutlanmış hissettik. Bi tane techno club'ta Arda'nın doğum gününü kutladık ve orada tanıştığımız 2 Amerikalı, 1 Koreli ve bir Avustralyalı ile Amerikalıların arkadaşının evine gittik. Giderken normal bir evdir ve spotify'dan şarkı markı açıp partiye devam ederiz sanmıştık fakat ev kanal dibindeki 4 katlı evin tamamıydı, biz evin giriş katındaki parti alanında ağırlandık, evde hayvan gibi dj oyuncakları vardı, Amerikalı çocuk meğer dj'miş ve bize 2 saat aralıksız set çaldı. MÜKEMMEL. Çeşitli mekanlarda nahcos yedik, hava yağmurlu olduğu için bir coffee shop'tan diğerine sürüklendik ve hepsi birbirinden güzeldi ve her güzel şey gibi Amsterdam tatilimiz de son buldu. Eşyalarım satılmaya başladı, ev yavaş yavaş boşaldı ve en sonunda tamamen toparlanıldı, Arda, Öykü, Can Berk ve Muratcan'ın yardımlarıyla Feriköy faslı da kapanmış oldu.
Ağustos 2019
Öykü'de yaşamaya başladım. Ağustos'un 9'u son iş günümdü ve bana veda rakısı yapıldı. Rakıda çok sarhoş oldum ve genel müdüre bazen iş yerindeyken facebook'a falan girdiğimi söyledim. 1 duble daha içsem ne bazeni, genel olarak bir sürü şeye girdiğimi, hatta birkaç kere dizi bile izlediğimi söyleyebilirdim. Balım'ı Ankara'ya yolladım. 1 ay Duygu'da kaldı. Meltem ve Andrew geldi, onlarla da çok içildi, çok gezildi, bayram için Ankara'ya gittim, Hacer ve Ozan'la Corvus'a gittik ve 15 dk sonra aşırı sarhoş oldular ve bununla hala dalga geçiyoruz. Arda'yla Ayata'ya gittik, wüff çok iyiydi, döndüğümüzde yine ufak bi detoksa girdik, artık işe gitmiyordum ve bu biraz garip, biraz değildi, Arda'yla Öykü'nün iş yerinde call center'lık yapıp toplam 600 tl kazandık, onu da hemen ezdik çünkü para bize batıyor.
Eylül 2019
Seramik kursuna başladım ve aşırı sevdim, birtakım mumluklar, skulent saksıları falan yaptım, psikodrama atölyelerine katılıp aklımı yitirdim, Öykü'yle küsüştük, Melih'e taşındım. Burası İstanbul'daki ilk evimdi. Şehre bu şekilde bir veda hoşuma gitti. İstanbul'da deprem oldu. Çok korktum. Deprem olmaya devam etti. Melih'le bir akşam deprem korkusundan uyuyamayıp Üsküdar sahilde çekirdek çitlemeye gittik. Balım başka bir eve transfer oldu. Eylül ayı hüzünlü ve garip geçti, ay sonunda Arda askere gitti ve sms ile iletişime geçtik. Esra Ankara'ya taşındı. Osmanlarla Balthazar konserine gittik. İstanbul'dakilerle dönmeden önce bir veda planlamak istedim, sonra bunu istemediğimi fark ettim. Perma yaptırdım ve bu sefer tutmadı.
Ekim 2019
Ekim'in ilk günü Ankara'ya kesin dönüş yaptım. İlk hafta biraz zorlu geçti. Zaman zaman olanların hepsi yavaş yavaş ve planlı da olsa anlam vermekte zorlandım. 28 yaşımda, aile evimde, işsiz ve parasızdım. Harçlıklarla yaşamaya başladım. Öykü Ankara'ya taşındı. Arda askerden döndü. Alptuğ 2 yaşına girdi. Kalan eşyalarımı almak için tekrar İstanbul'a gittim. Öykü'yle barıştık. Permamı beceremeyen kuaförden paramı geri isteyip başka bir yerde tekrar yaptırdım. Arda'yla aynı şehirdeki yeni tempomuza alışmaya başladık. Hiç olmadığımız kadar parasız kalmaya başladık. Sık sık ablama gittim. Sena Amerika'ya taşındı.
Kasım 2019
Öğlene kadar uyuyup durdum, çok fazla uyudum, hep uyudum, ama yorgunluğum geçmedi. Balım'ı ziyarete gittik. İşlere başvurdum ama hiç dönüş alamadım. Hacer ve Ozan'la rakıya gittik ve aylar önce 15 dakikada sarhoş olmalarının üzerini kapatırcasına içtiler ama o günle dalga geçmemiz sona ermeyecek. Ufak bir aile faciasının kıyısından döndük. Detoksumuzu böldük. Annem ameliyat oldu ve ilk defa hastanede refakatçilik yaptım. Anneme Arda'yı ve planlarımızı anlattım, çok sevindi. Six feet under'a başladım ve ilk izlediğimde pek de bir bok anlamadığımı fark ettim. Evde çok fazla vakit geçirdim. Annemle ve ablamla ilişkimiz level atladı. Babam'a duyduğum ve tanımlayamadığım öfke, yolumu sandığımdan daha sık kesti.
Aralık
Balım'ı tekrar ziyarete gittik, götü kocaman olmuş. Öykü tezini sundu.175 tl kazanacağım diye bir çeviri işine girdim ve kadın google translate'ten destek aldığım için ağzıma sıçıp paramı vermedi. Neyse ki bu olayın olduğu gün bir iş görüşmesine çağrıldım ve işe başladım. Kira ödemeyip ev alışverişi yapmadığım bir düzende maaş alacak olmak beni çok mutlu etti. 2019'un son haftasında yeni bir işe başlamış oldum. Çok istediğim bir iş olmasa da yeniden bir işe yaramak iyi hissettirdi. İş ortamım ve iş arkadaşlarım eskisinden çok daha farklı olduğu için biraz özlem duygusu hissettim. Çalışmakla ilgili hevesimin ve benden istenmeyen şeyleri bile özenerek üretmenin verdiği keyfi yeniden hatırladım ve bu beni mutlu etti. İstediğim tarzda işlere göre çok daha basit ve zaman zaman burun kıvırdığım bir şey, ama kendimi huzurlu ve mutlu hissettim. Sanki bütün hırsları ve egoları bir yana bırakıp bir köyde inzivaya çekilmişim gibi hafifledim. Aynı zamanda paranın değerini daha iyi anlıyormuşum gibime geldi. Betül geldi, Nilsu geldi, yine kavuştuk ve 2019'u beraber bitirdik.
Okumadım özet geç
İçindeyken çok anlamadığım ama dışarıdan bakınca 12 ay için çok fazla değişiklik yaşadığım inanılmaz bir seneydi. Büyük büyük kararlar aldım, daha da önemlisi hayatımda ilk defa kararlarımın ardından aksiyon alabildim. Her zaman yanımda olup bana eşlik eden, beni cesaretlendiren ve bana destek olan sevgilim, canım Arda ve güzel arkadaşlarım ve yeniden tanımaya başladığım ailem ile, bütün değişimlerin tam ortasından, yeni yeni yıllara...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)