23 Şubat 2016 Salı

En iyi bildiğim şey, cehaletin mutluluk oluşu.
En çok sevdiğim şey, bilmemem gereken çok fazla şeyi beynime sokma sürecim.
En rahatsız olduğum şey, bilmemem gereken çok fazla şeyi öğrendikten sonra etrafta hayal meyal beliren mutfaktaki sarı bez kokusu.

Yok ama, bu yaştan sonra delirecek değilim, frontal lob'unun kurabiye koktuğunu ikimiz de biliyoruz.

18 Şubat 2016 Perşembe

Birbirinden başarılı travma uzmanlarıyla, klinik psikologlarla dolu bir ofis, böyle sabahlarda ne kadar değerli. Meslekleri haricinde de zaten mükemmel insanlar olan bu kadınlar bir de psikolog olunca ortaya inanılmaz bir şey çıkıyor.

6 Şubat 2016 Cumartesi

Babamla aramızdaki duvar uzay olmuş ben fark etmeden. Olsun. Uzay iyidir.

-çünkü uzay, uzak gibi. ama değil.

29 Ocak 2016 Cuma

Hayatımla ilgili her şeyi ertelediğim için sanki evren de benimle ilgili bir sürü şeyi ertelemiş ertelemiş, son ana bırakmış ve birden yetiştirmeye çalışıyormuş gibi.

-gibi gibi.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Sabah yine erkenden kalkıp Sultanbeyli'ye gitmek üzere evden çıkıyorum. Shuttle'da gönüllü attendance'ını aldıktan sonra yola çıkıyoruz. İstanbul'un saçma sapan yollarından geçiyoruz. Her yer erimiş kar ve çamurlarla dolu. Şimdi bahar ya da yaz olsa buralar nasıl olurdu diye düşünüp hayal etmeye çalışıyorum, yine çirkin görünüyor gözüme. Bu 3. workshop'ım. Yeni çocuklarla tanışıyorum yani. 3. kez. Seanslar bittiğinde bazen zamanımız kalıyor. Çocukları servislere yollamadan önce vakit geçsin diye sınıfta bazı oyunlar oynuyoruz. Bir hayvan olsan hangi hayvan olurdun sorusuna "kuş" diyen ve nereye uçmak isterdin dediğimizde Suriye diyen çocuğa ben bakamıyorum. Tepki veremiyorum. Kafamı çevirip başka bir şeyle ilgileniyorum. Bir an kafamın içinde küçük çocuk kanatlanıyor, minik renkli bir kuşa dönüşüp aralık pencereden uçuveriyor. Terk etmek zorunda kaldığı evine mi uçacak, oralar hala çok tehlikeli, diye endişelenip yine çocukla asla ilgilenmeden yavaşça pencereyi kapatıyorum.

-şimdilik güvendeyiz.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Yine bir "BEN NE OLACAĞIM?!" krizinden merhabalar.
Ne olacağım, ne?

18 Ocak 2016 Pazartesi

İnsan 24 yaşındayken kendisini karşısındakinin de üzgün olduğuna inandırmaya çalışmamalı ya. Bunlar neden azalarak bitmiyor? Mütemadiyen üzülme hali de bitmiyor mesela. Üzülme derken, biri tarafından, -bile isteye olduğu her ne kadar inkar edilse de- hayır efendim gayet de bile isteye üzülmekten söz ediyorum.

Bir kış, bir battaniye altında, biter mi? Bitmez.

Bütün özverilerim ve havada süzülmesin diye biriktirdiğim sevgi, şefkat, bok püsür de bir olup bana savaş açtılar, hadi bakalım. Durmaya devam edeyim bari.

-aidiyet mi? ben onun ete kemiğe bürünmüş haliyim, görebilmeni dilerdim.