29 Ocak 2015 Perşembe

Merhaba!

Bugün derslerimi seçtim. Painting aldım Esra'yla. Sonra Esra okula benimle başladın, benimle bitiriyorsun dedi. Çok hoşuma gitti bu durum. Seneler sonra onunla aynı sınıfta olcaz hem de boyamalı çiziktirmeli filan. Ayrıca buraya okulumun uzamadığını bildirmeyi unutmuşum. Yine enteresan birtakım olaylar eşliğinde yırttım arkadaşlar. Gerçekten inanılmaz. Sonra cosmos'un benimle ilgili planları olduğuna bir kere daha inandım. Çünkü işim gücüm var. Biliyorum. Eğer herhangi bir aksilik olmazsa haziranda mezunum. Törende diplomamı aldıktan sonra okul yönetiminin oturduğu yere dönüp IN YOUR FACE diye bağıracağım.

Tatil çok kısa sürdü. Ama fazla kısa. Pazartesi kendimi omuzlarım sarkık ve sağa sola sallanır şekilde OKULUN KAPANMASINA KAÇ GÜN KALDIĞĞAE YAPAMIYORUM ARTIK YETHER diye bağırırken hayal edebiliyorum. Testing finali öncesinde Öykü'nün arabasında geçirdiğim küçük sinir krizi gibi. Onda da kelimelerin aralarına birtakım küfürler serpiştirerek "yeter artık bırakın gideyim mezun edin işim gücüm var" diye bağırmıştım. Sonra o gece çok fazla kar yağmıştı ma tipi olduğu için hiç keyif vermemişti. Finalden de 42 almışım.

-Bu da sonunda canımın sağolduğu bir diğer hikayemdi.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Yazacak çok şey var ve aynı zamanda hiçbir şey yok. Çevremde enerji emmeyen insanlar birikmeye başladığı için pek mesudum. Zaten sorunun cevabı çok basit. NE BU NEŞE? dediğimde, neşesiz olmamı gerektiricek bi şey yok ki?! cevabını alacağımı bilmeliydim. Çok doğru, çok. Neşelenin çocuklar. Yalnız ve kasvetli olmak için çok genciz.

-Enerjiniz daim olsun beyfendi. 

25 Ocak 2015 Pazar

Kendimi bildim bileli hayatımda olan biri.



23 Ocak 2015 Cuma

İlkokulda her sene 23 nisan için folkör oynuyorduk. 3. sınıfta oynadığımız oyunda erkeklerin sayısı kızlarınkine eşitlenmediği için beni erkeklerin tarafına koymuşlardı. Yani erkeklerin yaptığı figürleri filan yapmam gerekiyordu. Sınıftakiler çok dalga geçmişlerdi. Kendimi bok gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Bu küçük olayı hala unutamam. Buna karşılık, bir transeksüel'in bütün hayatı böyle geçebiliyor. Hayatınız boyunca kendinizi "yanlış" hissettiğinizi, diğer herkesin size kendinizi yanlış hissettirdiğini bir düşünün.

20 Ocak 2015 Salı

İzmir Mavişehir'den, en sevdiğim evler listesindeki bir diğer evden bildiriyorum. Birkaç günlük huzur ve mutluluk dolu tatilimin son akşamı. Bugün sahilde saatlerce bisiklet sürdük. Çok güzeldi. Hava inanılmaz. Bir Ankaralı olarak mest oldum mest. Hayatımın bir döneminde, Ocak ayında beni montsuz gezdiren bu şehirde yaşamalıyım. Bence yani. Ayrıca hayvanlarla çok iyi anlaşmaya başladım.

Bir de son bir ayda hayatıma bir sürü yeni insan girdi. Bu durumdan da epey hoşnutum valla, sefam olsun be! diyip duruyorum.


14 Ocak 2015 Çarşamba

Bir süredir aklıma gelen bir şey var. 8. sınıftayken sene sonunda anlamsız duygusallıklara girip birbirimize hediyeler filan veriyorduk. Hoşlandığım çocuğa, 7. yaş günü hediyem olan babamın aldığı pembe kol saatini vermiştim. Yaptığım en büyük aptallık olabilir bu.

11 Ocak 2015 Pazar

Merhaba!
Evden bildiriyorum.
Son on gündür filan beliren bir hissimi paylaşayım: Bulvardan Kennedy'ye girip Tunus'ta sağa dönüp ilerde okul servisini görmenin verdiği tatlış bir huzur. Neyse ama, bunu geçelim. Öğlen odaya geldim, o kadar çok eşyam varmış ki adeta sonsuza kadar yaşayacakmışım gibi yerleşmişim amk yerine. Annem yardıma geldi, toplandım, aldı beni eve getirdi. Belki 15'inde İzmir'e gidiyorum. Ama belki. Çünkü bir sürü değişken var ortada. Ayrıca birkaç gün içinde okulumun uzayıp uzamadığını öğrenicem. Of artık bana biraz huzur be. Hadi be cosmos be.

Haftalardır kişisel bakımsız bir şekilde sırt çantasıyla bir o yana bir bu yana savrulup duruyorum sanki. Biraz ev iyi gelecek. Anne baba kahvaltı kabak çekirdeği ve televizyon sesi.

-gibi şeyler.