Bütün gün 2 çiftle beraberdim. Gün içinde "ya keşke sen bufalo avlasan ben de ateş yaksam :))" cümlesine bile şahit oldum. Aslında cognitive çalışacaktık. Sanki her şeyi biliyor gibiydik. Bütün suçu çiftlere atmayayım yani. Çalışmalar yalan oldu, dolan oldu. 12'de kütüphanedeydik. Biraz çalıştık. Sonra stalkinge başladık. Sonra molalar. Sonra webcam toy ile oynamalar. Sonra akşam kütüphaneden G binasına geçtik. Pizza söyledik. Sonra Ahmet "yemek yedikten sonra 1 saat çalışmamak gerekiyormuş." dedi. Sonra mızıka çaldım. Sonra videolar izledik. Sonra çiftler tamamen kendi aralarında muhabbete daldı. Arada beni yokladılar. Ben kafamı masaya gömüp Bowerbirds dinledim. Sonra saat 00:00 oldu. 2012'nin son gününe G binasında 2 çiftle oturarak girdim. Oradan yurda geldik. Çiftler kayboldu. Ben de Ege, Mutlu ve Ali'ye bilendim. Bir çocuk bize balon vardı. Balonu şişirip şiririp "iiyykkkk" sesi çıkartarak indirdim. Oda arkadaşlarım yoklar. Gün içinde aklıma odadaki balık geldi. Sabah yemini vermediydim. Odaya yeni geldim, hemen suyunu değiştirdim, yem verdim. Ne güzel de çalışmadım. Ne güzel de eğer İstanbul'a gidersem çalışamam, 1 hafta erken gideyim dedim de çalışmadım. Olsun. Napalım. 2. midterm'e bir sürü de çalışıp 37 alınca buna da az çalışarak gireyim bari. Bu gerizekalı düz mantığa bulaştığıma inanamıyorum lan. NEYSE. Bakalım neler olacak-tı.
Yarın akşam ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sena yurda gelcek. Biraz burda takılırız. Sonra Ezel'in DEFOL 2012 temalı home party'si bana çok cazip geliyor mesela. Çünkü ev partisi en sevdiğim şey. Ama Ezel'in evi de yalnızca zeginlerin bildiği bir yerde. ARABA LAZIM. Ayrıca Sena dışarda olmak istiyor fakat lakin ki normal zamanda bile yer bulamadığımız Bestekar 31 Aralık'ta efendime diyeyim bir ET PAZARI olur. (BESTEKAR'DAN BAŞKA YER BİLMİYOR) Her neyse böyle böyle şeyler.
-ne güzel dertlerim varmış benim be.
31 Aralık 2012 Pazartesi
29 Aralık 2012 Cumartesi
Bir tarafta çocukluğunuzun kahramanı olan babanızın doğruları, diğer tarafta kendi doğrularınız varken hayat o kadar ağır geliyor ki, bir kaldırıma oturup saatlerce ağlayabiliyorsunuz. Çünkü babam nasıl yanılmış olabilir? Bu nasıl mümkün olabilir? Seneler önce fark etmeye başladığım bu şey, ilk defa bugün bana bu kadar gerçek geldi. Hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. Çok canım yanıyor.
Bu seneye kadar yılın bu zamanları içimi bir heyecan kaplar, böyle bir kıpır kıpırlık, bir biten yılla ilgili hüzün, yenisiyle ilgili sevinç... Bu yıl hiçbir şey ifade etmiyor. Benim hislerime ne oldu amınakoyayım ya? Ne oldu? Bilemiyorum vallahi ne oldu. Hacer büyüyorsun dedi. Beğenmedim. Bilemiyorum vallahi ne oldu. 2012'yi şöyle bir düşünüyorum.. Normaldi yani sanırım. Beni çok üzen bir şey olmadı. Çok sevindiren bir şey de olmadı. Nankörlük etmeyeyim, çok üzen bir şeyin olmaması o yılı iyi yapar.
Dün ders bitince sınıftan takım elbiseli bir adam belirip ARKADAŞLAR WINSTON İÇEN VAR MI? dedi. Sonra Winston içen birine bir paket Winston attı. Sonra PEKİ LUCKY STRIKE VAR MI? dedi. Bir kişiye de ondan attı. Sonra gitti. Böylesi saçma bir şeye neden şahit oldum? Kelebek etkisi teorisine göre, bu olay hayatımı nasıl etkileyecek? Kesin yanlış bir hayatı yaşıyorum. Yani adamın elindeki paketlerden biri Camel olsaydı ve bana atsaydı belki bir paket bedava sigaram olacaktı fakat ben orada sadece figuürandım. Demek istediğim o ki, bütün günlerim figüranlıkla geçiyor. Sanırım hiç esas kız olamayacağım. En sevdiğim şarkı New Slang olabilir ama emin değilim. Esas kız diyorduk. Bütün hayatımı romantik bir aşk yaşamaya adamışım gibi bir izlenim bıraktıysam allah da benim belamı versin. Aslında öyle değil. Yanlış anlaşılıyorum. Bir yıl daha bitiyor. Ve aslında dünya güneş etrafındaki bir tam dönüşünü tamamlıyor. Başka bir sikim olduğu yok. Fakat bu sırada bir sürü şey oluyor. Mesela mevsimler, gibi. Keşke şu an kafam güzel olsa. Yani, illegal güzellikler.
Yani.
Ruhum portakal posası gibi.
27 Aralık 2012 Perşembe
Mısır gevreği, süt, şampuan ve el kremi almak için elektronik mühendisliğinin arkasındaki markete gittim. Kırmızı meyveli mısır gevreğinin büyük paketinden bulamadım, 2 tane küçük aldım. Odaya geldim. Azcık yiyeyim dedim. FARK ETTİM Kİ GEÇEN SEFER ALDIĞIMDAN FARKLI BİR MARKA ALMIŞIM VE BUNUN TADI BOK GİBİ.
ama söylemek istediğim şey bu değil.
söylemek istediğim şey, keşke tek derdim bu olsa. baya güzel olurdu. bayaaağ. Bugün ders çalışmaya başlamam gerekiyor. Sonra. Yarın devam etmem. Ve cumartesi. Ve pazar. Ve pazartesi. Ve 11 ocağa kadar... Dün Esra'nın odasında kaçak kaldım. Yuçi manyak gibi ders çalışıyor. Kendimi kötü hissetmeme neden oldu.
Ayrıca bizim odada bir japon balığı var. Ve ses çıkartıyor. Louie Anderson'ın balığı gibi konuşmaya başlayacak diye korkmaya başladım.
Eğer İstanbul'a geçen hafta gitmeseydim bu akşam gidecektim. KEŞKE GİTMESEYDİM.
-geçenlerde aldığım naneli ayranın son kullanma tarihi geçmiş :(
25 Aralık 2012 Salı
Geçen gün Görkemlerde şarap içtiğimiz gece sarhoş olduktan sonra yatmaya karar verdim. Burak Bursa'da olduğu için onun yatağına yattım. Yatağı hem pencere hem kalorifer kenarındaydı. Pencereyi açtım. Biraz dışarıyı izledim. Perdeyi açık bırakarak uyudum. Uyandığımda uçan martılar gördüm. Huzurlu uyuyabildiğim evleri çok seviyorum. Bence dünyanın en güzel duygusu, güven.
Sanki hayatım boyunca bir daha kimse bana o tanıdık güveni vermeyecekmiş gibi.. Bunu sürekli düşünüp ve sonrasında da üzülüp duruyorum. Dinlerken birini düşünmelik şarkıların listesi gün geçtikçe kabarıyor, ama düşünecek adam bir türlü gelmiyor. İçimde vermeye hazır o kadar büyük bir sevgi var ki, bekledikçe çürüyecek diye çok korkuyorum.
-Birini en koşulsuz, en aptal gibi ve en her şeyimle sevebileceğim dönemde -hani böyle her şey en temiz haliyle havada asılı dururken, ne bileyim işte, evrende süzülürken- kötü bir şeyler olduğu için, şimdi kafamı kaldırmaya korkuyorum. Çürüyor muyum?
Sanki hayatım boyunca bir daha kimse bana o tanıdık güveni vermeyecekmiş gibi.. Bunu sürekli düşünüp ve sonrasında da üzülüp duruyorum. Dinlerken birini düşünmelik şarkıların listesi gün geçtikçe kabarıyor, ama düşünecek adam bir türlü gelmiyor. İçimde vermeye hazır o kadar büyük bir sevgi var ki, bekledikçe çürüyecek diye çok korkuyorum.
-Birini en koşulsuz, en aptal gibi ve en her şeyimle sevebileceğim dönemde -hani böyle her şey en temiz haliyle havada asılı dururken, ne bileyim işte, evrende süzülürken- kötü bir şeyler olduğu için, şimdi kafamı kaldırmaya korkuyorum. Çürüyor muyum?
24 Aralık 2012 Pazartesi
1999 yılında ud ile biten (ut da olabilir, hiçbir zaman emin olamayacağım) müzik kariyerim 2012'nin son günlerinde mızıka ile yeniden mi canlanacaktı? Göreceğiz...
Sabah ablamlar işe gittiğinden eniştemin annesi de akşamdan buraya geldiğinden kendisiyle baş başa kahvaltı ettik. Bana "Peki Bilge mesela karamsar ruh haline girdiğimizde nasıl çıkabiliriz?" dedi. 1buçuk yıllık psikoloji bilgim çok sevgili okulumun bilişsel sevdasından ötürü kendisine "Hmm.. Seratoni.. Yok... Şimdi beyinde hippocampus'un altında amygdala diye bi şey var tamam mı....... hehe şey ya. Çok düşünmiycen öyle Emine teyze. Çay?" demek durumunda kaldım. O da "doğru diyorsun..." dedi.
Sonra Taksim'e gittim. Sercan'la buluştuk. Mızıka almak istediğimi söyledim. Sonra Sercan "BENDEN SANA YILBAŞI HEDİYESİ OLSUN!" dedi. Sonra mızıkam oldu. Daha sonra Burak da geldi. Sercan ve Burak'la beni Osman tanıştırdı. Fakat Osman yoktu. İşte bu çok saçmaydı. Ama olsun, napalımdı. Sonra Mecidiyeköy'e gittik. Merve, Görkem ve Harika'yla buluştuk. Sonra ordan ben Bostancı'ya gelmek üzere çiftkatlı otobüse bindim. Çifkatlı otobüsün üst katına oturmadıktan sonra ona binmenin hiçbir anlamı olmadığı için hemen üst kata çıktım. Üst katta bi teyzenin yanı boştu. VE YANINA OTURMAMA İZİN VERMEDİ. "Hfff dizm ağrıo bnm bşka yre otr .s:S.:s.s.s" dedi. Cevab veremedim. Aşağı indim :(((8
Eniştem kuru fasulye yapmış. Zorla yedirecek sanırım.
Yarın Ankara.
-Gidemem çok soğuktur şimdi, Ankara.
Sabah ablamlar işe gittiğinden eniştemin annesi de akşamdan buraya geldiğinden kendisiyle baş başa kahvaltı ettik. Bana "Peki Bilge mesela karamsar ruh haline girdiğimizde nasıl çıkabiliriz?" dedi. 1buçuk yıllık psikoloji bilgim çok sevgili okulumun bilişsel sevdasından ötürü kendisine "Hmm.. Seratoni.. Yok... Şimdi beyinde hippocampus'un altında amygdala diye bi şey var tamam mı....... hehe şey ya. Çok düşünmiycen öyle Emine teyze. Çay?" demek durumunda kaldım. O da "doğru diyorsun..." dedi.
Sonra Taksim'e gittim. Sercan'la buluştuk. Mızıka almak istediğimi söyledim. Sonra Sercan "BENDEN SANA YILBAŞI HEDİYESİ OLSUN!" dedi. Sonra mızıkam oldu. Daha sonra Burak da geldi. Sercan ve Burak'la beni Osman tanıştırdı. Fakat Osman yoktu. İşte bu çok saçmaydı. Ama olsun, napalımdı. Sonra Mecidiyeköy'e gittik. Merve, Görkem ve Harika'yla buluştuk. Sonra ordan ben Bostancı'ya gelmek üzere çiftkatlı otobüse bindim. Çifkatlı otobüsün üst katına oturmadıktan sonra ona binmenin hiçbir anlamı olmadığı için hemen üst kata çıktım. Üst katta bi teyzenin yanı boştu. VE YANINA OTURMAMA İZİN VERMEDİ. "Hfff dizm ağrıo bnm bşka yre otr .s:S.:s.s.s" dedi. Cevab veremedim. Aşağı indim :(((8
Eniştem kuru fasulye yapmış. Zorla yedirecek sanırım.
Yarın Ankara.
-Gidemem çok soğuktur şimdi, Ankara.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)