30 Kasım 2012 Cuma




















Biraz mutsuzum şu an.

Dün akşam eve gelme sebebim tamamen ders çalışmaktı. Eve geldikten sonra 2 saat uyumak istedim. Saat bu sırada 8 filandı. Uyandığımda ise 9'du. Hmm.. SABAH DOKUZ! Benim bu sınavdan yüksek almam lazım  arkadaşlar anlıyor musunuz? Yüksek derken, çok da yüksek değil. Ama yüksek. Çok yüksek alsam da baya güzel olur ama öyle şeylerde gözüm yok. Sonuçta aza kanaat getirmeyen çoğu bulamaz çocuklar. Ben de böyle bir insanım. Annemden babamdan böyle gördüm. Mesela o yüzden bazı sınavlarda cevabı bildiğim halde yazmam, neden, çünkü aza kanaat getiririm..............

13 saat uyumama rağmen neden hala uykum olduğunuysa pek bilmiyorum. Tek bildiğim cognitive çalışmam gerektiği. Tam olarak 4 günüm filan var. Aaa.. Çokmuş lan aslında. Ben 3 sanıyordum. O ZAMAN BUGÜN DE Mİ ÇALIŞMASAM ACABA.

Yok yok tamam. Çalışayım ben.




Böyle şeyler öğreniyoruz işte biz. Aslında burdan bakınca eğlenceli filan gibi görünüyor. Fakat değil. Biraz güzel aslında. Ama. Az.

-eve gelmemeliydim sanırım bence galiba.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Hazal artık beni sevmiyor, bu da kanıtı.

Dün Duygu'larda kaldık. Arabayla bile git git bitmeyen yolu arabasız nasıl gidecektik, eve nasıl ulaşacaktık acaba, hiç bilmiyom ki. Duygu'ların evini bozdum. Sonra bugün okula dönerken az daha Eskişehir'e kadar yardıracaktık. Sonra bi şekilde okula ulaştık. Giderken "yyyaee mesela şimdi tatile gidiyor olsaak" gibi fakir hayaller kurduk. Akşam Esra'yla yemek yerken gaza gelip Türkçe ödevini yapabileceğimi söyledim nedense. Fakat ne kadar sıkıcı bir iş olduğunu unutmuşum. Çok sıkıcı lan. Baya sıkıcı. Pazartesi günü cognitive sınavım var. Sonra Esra'nın ödevini yapma nedenimin fedakarlık değil, procrastination olduğuna ayıktım. Bu procrastination'ın insana yaptırmayacağı hiçbir şey yok lan. Yeminle yok. Yeminle kelimesini de hiç kullanmam, ki öyle bir kelime yok zaten.

-Odamız dağınıklık yüzünden uyarı almış -_-





26 Kasım 2012 Pazartesi















































Dünyanın en güzel mezunu, en güzel psikolog adayı.

Şey gibi oldu lan. Dünyanın en güzel mezunu (sağ) en güzel psikolog adayı (sol). AMA HAYIR. İKİSİ DE SAĞ.

Allağım çok duygulandım. Ölücem sanırım.

24 Kasım 2012 Cumartesi


Ben ne yaparsam yapayım,
olaylar ne yönde gelişirse gelişsin, o fil, o göğüs kafesine, oturacak.
Belki de haklıydı. Hiçbir şeye karşı tutkulu değilimdir. Olabilir. 

Dün Osman'la buluştuk. Ben bu çocuğu o kadar çok özlüyorum ki, ne bileyim, baya özlüyorum yani. Melih de telefon açıp gelemeyeceğini söyledi. Kızdık. Üzüldük. Sonra birden içeri giriverdi. Melih uzakta olsa onu da baya özlerdim galiba. Sonra Neval'in erasmustayken tanıştığı ve birkaç aydır görüşmediği sevgilisi Marcus ile tanıştık. Çok tatlı biri. Neval de öyle. Beraberlerken etrafa yayılan enerjiyi siz düşünün. Onları öyle görünce, dünyada uzak mesafe ilişkisi yaşayan bütün çiftler için, o mesafeleri yok etmek istedim. Yapamayacağım için kahroldum.