4 Eylül 2021 Cumartesi

Bugün çocuklarla seramik ile sanat terapisi atölyesinde öfke çalıştık. Öfke benim en bilmediğim konu. Aynı şekilde çocuklarla çalışmayı en sevdiğim konu. Onlardan tüyo almak için mi seviyorum acaba, bilemiyorum. 

Karşımda biri öfkelenince sessiz kalmayı başarı sandım. Sesimi yükseltmemeyi olgunluk sandım. Bu sanmalar öyle bir kemikleşti ki, benim için öfke çıkarmak hiç sesimi çıkarmadan çığlık atıp yumruk sıkarak ağlamak anlamına geliyor. Hiçbir işe yaramayan, sadece yorucu, deli saçması bir kas yorma ve saç ağartma bütünü. Ertesi güne bütün gece zorla koşturulmuşsun gibi uyanmak için ise harika bir yöntem.  

Ama çocukların öfke hakkında bu kadar çok şey bildiklerine inanamıyorum. Bir tanesi öfkelendiğinde küçük pembe dünyasına kara bulutlar çökmüş gibi olduğunu söyledi, bir tanesi öfkeye koruma kalkanı çizdi, bir tanesi kıpkırmızı sulandırılmış akriliği  öfkesini yanardağa benzettiği için yanardağ yaptığı çamura akıttı full focus bir halde. Ortak noktaları hepsini en çok ailelerinin öfkelendirmesiydi. Çalışmaları bittiğinde eserlerini ilk göstermek istedikleri aileleri. "Aaa çok güzel olmuş aferim sana" diyen aileleri, aslında dünyanın en nazik şekliyle "BAK BENİ BÖYLE ÖFKELENDİRİYORSUN"  demeye çalıştıklarını göremediler.

"Bana sinirlenince popoma vuruyorlar, ben onlardan da çok sinirleniyorum. Bir keresinde bunun nasıl bir his olduğunu öğrenmek için onların poposuna vurdum... Pişman oldum. Yine en çok ben sinirlendim. Sinirlenince üzülüyorum, üzülünce daha çok sinirleniyorum." 


26 Ağustos 2021 Perşembe

 Merhaba.

Sheraton'da çok ciddili bir projenin değerlendirme toplantısındayım. Çok şık kadınlar var. Ben çok şık değilim. İdare eder şık'ım. Topuklu ayakkabı ile barışamadım. Böyle toplantılar çok klimalı olduğu için çok üşüyorum. Duygu'nun bir sözü vardı; "Üşümesek biz de güzel giyiniriz." Hayatımda duyduğum en iyi söz. Görevlilerden üzerinde SHERATON yazan polar bir şal aldım. İdare eder şık gömleğimin üzerine o şalı sarımladım. Şıklık seviyem idare eder'den promosyonlu şık'a geriledi. Peki bu benim ne kadar umurumda? Eh..

Rüyalarımda bile the daire başkanı'nın baskısını hisseder oldum. Geçen gece rüyamda sel oldu, selden kaçmaya çalışırken bir de "flash disk'imi de alayım, sunum hazırlamam gerekiyor!" paniğiyle cebelleştim. Hiç alışık olmadığım şeyler. 

Öte yandan Handan'la sanat terapisi atölyelerine başlıyoruz. Keyifli zaman ve ek gelir edinmek için çok iyi oldu bu. 

Bir de 6 haftalık bir "çocuk kitabı yazma ve resimleme atölyesi"ne kaydoldum. İlk kitabımı yazdım. Hayalim farklı psikolog ve sanatçıların atölyeler yaptığı, benim de orada çocuk kitabı yazdığım bir mekan açmak. Eve yakın bir yerde, bahçe katlı ya da ufak teraslı, dinamik ve keyifli, çiçekli böcekli ve güzel ışıklı bir yer. Bu hayalin fikri aklımda ilk 2017 yılında, Aralık sonu Nilsu'yu Ankara'da görüp dönerken uçakta canlandı. O zamandan beri işimden her darlandığımda ATÖLYEM DE ATÖLYEM diye ağlamaklı oluyorum. Bazen bu konuyla ilgili hiç aksiyon almadığım için kendime kızıp, bu hayali daha fazla düşünerek zaman kaybetmemeliyim diyorum. Ama şimdi düşündüm de, 4 senecik olmuş. Ne yapacaktım, aklıma gelir gelmez hazırda beni bekleyen dolgun sermayemle bu işe mi girişecektim? Heç. Canım kendim, sen akışına bak, zamanı gelince her şey olur. Şimdilik biraz daha çekilecek çilen var. Hayaller dünyasındaki zaman kavramı buradakinden biraz farklı. "Biraz daha" dediğimiz belki de 10 yıl. 

Ve 10 yıl sonra artık bunu istemiyor olabilirim.

Ya da bir ülkede mülteci statüsünde hayatta kalmaya çalışıyor olurum.

Ya da öleli birkaç sene olmuş olur. 

 Whatever.


Yetişkinlik biraz da ergenken "piercing'li nasıl görünürüm acaba" diye fotoğraflarda orana burana piercing çizmekken, artık gerçekten piercing'li halinden piercing'i silmek. 

Hesabında 4 lira 80 kuruş kalmışken yetişkinlik hakkında yorum yapma be Bilgiş. 


30 Temmuz 2021 Cuma

 Merhaba.

Ben geldim.

Yaz hüzünleri belirdi üzerimde bu aralar. Aslında tatil dönüşü başladı her şey. Basit olarak tatil sonrası depresyası falan denilebilir. Öyledir zaten de, kendi hüznümü özelleştireceğim tabii ki. 

Nilsu'm, canım, Aralık sonundan beri Ankara'daydı. Bugün yine Amerika'ya döndü. Buradaki varlığına çok alışmıştım. Tam kapanmalara, akşam 7 yasaklarına falan rağmen olabildiğince çok vakit geçirdik. Sonra Meltem de geldi. Bunu da Meltem'in eskiden sık sık gittiğimiz ama 4 senedir gidemediğimiz Çeşme'deki yazlığına giderek taçlandırdık. En son gidişimizde de çok hüzünlü olduğumu hatırlıyorum, niye öyleydi acaba. 

Hayattan genel olarak keyif alıyorum. Bütün olanlara -coğrafya kaderdir, hayır efendim kederdir- rağmen keyif alıyorum bence. Ama hep kısa vadede önümde bir hedef olması lazım. Hedef dediysek, tabii ki öyle hedef değil. Şöyle hedef; mesela 5-6 senedir kasım gibi içimde bir kıpırtı başlar, Aralık'ta Nilsu ve Meltem'i göreceğim diye, ya da yaza doğru, yine aynı sebepten. Bu en uzun vadeli olanı. Onun dışında minik tatil planları olabilir, haftasonu yapılacak bir parti olabilir. Bu gibi şeyler. İrili ufaklı planlarla geçiyor gidiyor işte hayatım. Ama bazen çok beklediğim bir şey yaşanıp bitince çok büyük bir boşluk ve anlamsızlık kaplıyor içimi. Mesela işte Çeşme tatili bitti, ortada kaldım. Ama hemen yerine koydum, haftaya cumartesi İstanbul'a gideceğim belki. 

Ne saçmalıyorsun Bilgiş?

Annem hayatıyla ilgili çok önemli bir karar aldı. Kafamız karıştı. Ama hep destek, tam destek. Hayır cinsiyet değiştirmiyor. Annemin hayatını düşündükçe hep çok içim sıkılıyor, bir süredir özellikle. Şimdi artık belki de her şey çok farklı olacaktır.

Bazen kariyer yapasım geliyor. Bazen de diyorum ki ya Bilge, ne kariyeri mal mısın? Neyse böyle düşünürken günler, aylar, yıllar geçiyor, ve kariyer yapmamış oluyorum/olacağım. 

30 yaşındayım, hala bazen "acaba dövmeci olmak istesem kaç yıla olurum" falan gibi saçma düşünceler geliyor aklıma. Bilemiyorum. Belki yarın çalışmalara başlasam dövmeci olabilirim ama şunu biliyorum ki uzay maymunu terbiyecisi olmak için artık çok geç. Sad...

4 Temmuz 2021 Pazar

 Merhaba!

Duş aldım, oje sürdüm. Kurumasını beklerken de buraya geldim. 5 gündür evde yalnızım. Bazen hoşuma gidiyor, bazen içim sıkılıyor. Dün bir ara hava kapandı, karardı, o sırada mayıştım biraz uyudum, uyandığımda akşam olmuş. O an çok kötü hissettim. Sonra dışarlara gittim. İyi hissettim.

Imposter syndrome hisleri gelip gelip gidiyor. Kontrollü ilerliyor gibiyim şimdilik. Evet geçen gün proje koordinatörü yapıldım (3 aylık denemeli) bir anda. Neye uğradığımı şaşırdım. Hallediyor da gibiyim sanki he. Ama işte. Ah o yetersizlik hisleri... Halledicem gibi ama bu bakalım. Hallolur yani.

Aslında baya yazacak şeyim var ama kafamı toparlayamadım. Ojem de kurudu. Şimdi biraz karpuz yiyip yatıcam.

-işe servisle gitmek aşırı iyi bi şeymiş bu arada. 

17 Haziran 2021 Perşembe

 Ağlamak istiyorum ama ağlamaya yerim yok.

6 Haziran 2021 Pazar

 Merhaba!

Nerelerdeyim ben acaba? Buralardayım. Bilgisayarımı açmadığım için yazı da yazmıyorum. 

Sokağa çıkma yasaklı mayıs ayını evde geçirdim çünkü aylardır beklediğim istifa hayalim gerçek oldu. Harika balkonumuza masa sandalye alıp kahvaltılarımızı orada yaptığımız, bütün gün kanepede yuvarlandığım ve alkol yasağından önce stokladığımız bütün alkolü tüketimlediğimiz, sonunu da 4 günlük bir İstanbul seyahatiyle taçlandırdığım çok güzel bir mayıs. 

Bu hafta yeni bir işe başladım. Eskiden olduğu gibi göçmen çocuklarla çalışacağım. İnsanın sevdiği ve bildiği işi yapmasının ne kadar kıymetli olduğunu unutmuşum. Bu bildiğin yaşasındır!

Saçlarımı tam uzattım derken yine küt kestirdim. Çünkü zaten amaç uzatmak idisye, e uzadı işte, yeniden kısaltabilirim diye düşündüm. Şimdi yine uzatma evresine girerim. Bu da böyle bir döngü işte. 

6 Nisan 2021 Salı

 Merhaba!

2 ay önce, almam gereken zamlı maaş için 2 ay beklemem gerektiği söylendi ve bilin bakalım ne? Evet, doğru bildiniz. Beklentim sonuçsuz kaldı. Paramı alamadım. Ne zaman alacağım da belli değilmiş.  Önceki işimde de de aylarca prim vaatleriyle kandırılmıştım. Çalışanlarınıza tutamayacağınız sözler vermeyin. Dümdüz maaşlarını verin mesela. O süper. Bu arada aylarca prim vaatleriyle kandırıldığım önceki işimden sevgi ve saygı çerçevesinde istifa ettikten sonra işsizlik maaşı alabilmem için beni işten çıkarmış gösterebilirler mi diye sorduğumda bunu "ilkesel olarak doğru bulmadıklarını" iletmişlerdi. (Benden sonra istifa eden bir erkek çalışanın ise aynı sebeple işten çıkarılır gösterildiğini öğrenmem çok sürmemişti..) İlkelerimiz, etiklerimiz, doğruyuz und çalışkanız. ANDI NE LAN?

Paramı alamadığımı ve büyük ihtimalle asla alamayacağımı öğrenmemden birkaç saat sonra aylar önce başvurmuş olduğum bir iş için mülakata çağırıldım. Mülakata girmek için işten kargoya gitmek suretiyle kaçmam gerekti ve çevrede rahatça online mülakat yapabileceğim bir yer ararken bulduğum mantıcıya "merhaba, ya ben mantı istemiyorum ama önemli bir görüşmem var, burada yapabilir miyim?" dedim, mantıcı bey de sağolsun beni geri çevirmedi. Dönerken kasanın yanında satılan maskeleri gördüm ve 2 paket maske satın aldım. Çünkü ilkesel olarak doğru olan buydu.

5 senedir çalışıyorum. İki farklı iş yeri gördüm. İkisinde de hakkımı alamadım. %100 bir haksızlık durumu söz konusu. Dün çok sinirli ve üzgündüm ama şu an üzerimde hayatın sillesini yemiş çok tecrübeli bir adult sakinliği var. 5 sene de az zaman değil, nerden baksan.. 5 sene. 

Biraz da sosyal hayat konuşalım: Cuma günü Bodrum'a Sena'nın yanına gidiyorum. Çok heyecanlı ve mutluyum. Üstelik iznimi paramı alamadığımı öğrendikten hemen sonra aldım. İşte size door in the face technique. Yaşasın sosyal psikolojimiz.