27 Aralık 2020 Pazar
10 Aralık 2020 Perşembe
Merhaba.
Yaklaşık 1 yıllık bir aradan sonra yeniden sivil toplumlu birtakım işlere başvurmaya karar verdim. 1 saattir birleşmiş milletler'in salak sitesinde kendimi pazarlıyorum. Ve sayfayı ilerlettiğimde site hata verdi. Bütün yazdıklarım gitti. Yine de olumlu düşünmeye çalışıp kendimi pazarlarken aslında neler neler yaptığımı ve yapabildiğimi kendime hatırlatmış oldum. Bunu kar sayıp yolumuza devam edelim. Birkaç iş daha var başka yerlerde, onların deadline'ına daha günler olduğu ve ben bir işin son günü değilse o işi yapmaya dair herhangi bir dürtüye sahip olmadığım için biraz bekleyeceğim.
Odamda dolabın dışına asılmış bir gelinlik var. Yatağıma çoraplarımla girip çoraplarımı yorgan altında çıkarırken yan gözle gelinliğe bakıyorum, ulan diyorum ne alaka. Geçen gün Öykü h&m'de gelinlik gördüğünü söyledi ve yatakta uzanırken şöyle bi bakıp "şunu alayım ya deneriz en azından" dediğim gelinliği sipariş verdim. İş yerime geldi, paketi çantama teptim ve evde denedim. Meh, fena olmadı ama yine de kendime biraz daha bakınma hakkı tanıdım. Bütün bunlar olurken insanların nasıl aylar öncesinden gelinlikçilerle görüştüklerini, provalara gittiklerini, uykularının kaçtığını düşündüm ve evlenmenin gelinlik seçme kısmına dair bu gamsızlığım karşısında kendimi öpesim geldi.
1 aydan kısa bir süre sonra, kanepemi geri alıyorum. Bu müthiş bir şey!
30 Ekim 2020 Cuma
2015 Ağustos ayında Amerika'ya giden canım Nilsu dün Türkiye saatiyle 23:00'da zoom üzerinden doktora savunmasını yaptı ve doktor oldu.
Orada kurduğu harika hayatı ve evi yerinde görme şansım olmadı ama olsun. Arkadaşlığımız ve iletişimimiz 5 senede daha da güçlendi. Aralık ayında Türkiye'ye gelecek ve onu 5 sene sonra ilk defa birkaç günden fazla görebileceğim.
Bunun için gün sayıyorum.
15 Ekim 2020 Perşembe
İnsan duşta ağlama krizine girip bitkin ve perişen halde ve bir an önce uyuyup yok olmayı iple çektikten sonra kendini "mucizevi yağ" ile cildine bakım yaparken bulunca kendiyle hesaplaşıyor. (bu cümlede kesin bir yanlışlık var, 1-2 düzeltme girişiminde bulundum, anca bu kadar oldu)
5 dk önce muhtemelen en çirkin suratınla duşun altında hırıl hırıl ağlıyordun, konu cilt bakımına ne ara geldi be Bilgiş?
Yarın İstanbul'a gidiyorum.
-Alptuğ artık 3 yaşında.
10 Ekim 2020 Cumartesi
Bu fotoğrafta 21 yaşındayım.
Fotoğrafı görünce bir an şu anki halime baktım. AYNI. Ailemin evinde pijamalarımla yatakta bir şeyler izliyorum.
Tam, 29 yaşıma kadar -plastikten cam şişeye geçiş yapmam dışında- pek bir ilerleme kaydedememişim diye düşünüp kendimi üzecektim ki canım kendimci gestalt terapisinin bana verdiği yetkiye dayanarak HİÇ YAŞLANMAMIŞIM HALA TAŞ GİBİYİM BEBEK GİBİYİM ve kendime ait bir odada paşa gönlümü eğlemeye aynen devam etmekteyim diye düşünerek omzuma bir öpücük kondurdum.
Aynen öyle.
29 Eylül 2020 Salı
Merhaba,
Hayatım boyunca delilercesine kaçtığım beyaz ışık beni Aralık sonundan beri çalıştığım iş yerimde buldu. Üstelik büyük bir tadilat harici değiştirilemeyecek boyutlarda bir beyaz ışık terörü. Yaz aylarında içerisi oldukça güneş aldığından etkisi yüzde yüz hissedilmese de bu aralar yine yavaştan hissedilmeye başladı. Hissediyorum. Beyaz, bembeyaz bir ışık bu. Acaba ruh halime ne derece etki ediyordur diye düşünmeden edemiyorum.
Bu akşam terapiye başlıyorum. En sevdiğim elbisemi giydim ve dün akşam ojelerimi değiştirdim. Şimdi düşündükçe normal olan heyecanım yerini kaka getirmeli heyecana bırakmaya başladı.
Acaba ne anlatacağım ilk seansta. Çok hazırlanmadım çünkü o ana bırakmak istedim ama sanırım biraz düşünsem iyi olacak. Aslında düşündüğümde de "hangi birinden başlanır, birinden başlasam diğerleri önemsiz gibi olur mu hep ona mı yoğunlaşırız ki" falan gibi düşünceler birbirini takip ediyor. Neyse, umarım müstakbel terapistimle terapötik ilişkimiz pozitif olur ve bu serüven oldukça uzun sürer.
23 Ağustos 2020 Pazar
Look on down from the bridge dinleyerek yazdığım kaçıncı blog post acaba bu? Yaşım ilerliyor ama ilerlemiyor. İşler kolaylaşacağına zorlaşıyor. Düzlüğe çıkacağıma yokuşlar dikleşiyor. Kalabalıklaştığımı sanarken yanılıp yalnızlaştığımı görüyorum.
gibi.
Koca bir bağımsızlık mücadelesini somutlaştırdıktan sonra kendi ellerimle her şeyimi geri verdim. Kanepemi sattım.
Herkese öfkelenebilirim ve bu beni sadece yıpratır. Ama kendime duyduğum öfkenin hiç acıması yok.
-ah kanepem, birçok şeyin sembolü, güzel kanepem..


