Merhaba.
Kendime çok ayıp. Bu blog'ta görülmemiş bir şey; 2 ay sıfır yazı. İnanılır gibi değil. Hem de en sevdiğim aylardan biri olan Eylül'de asla yazmamışım. Yazmadım. Kafam pek yerinde değil. Birincisi yaklaşık bir senedir aşığım ve bu durum hali hazırda devam ederken bir de burada bahsetmiş bulunduğum istifa ediş, evi kapatış, boş yapış ve Ankara'ya kesin dönüş işleri beni ne olursa olsun her ay en az 1 yazı yazdığım blog'cuğumdan uzaklaştırdı.
İstifadan sonra azıcık kafamı dinleyip İstanbul'da son maaşımı yeme hayallerim pek kurguladığım gibi gitmedi ve inanır mısınız bir kere daha, evet, yanlış görmüyorsunuz bir kere daha yer değiştirdim. Ve 3 haftadır kaldığım ev, İstanbul'daki ilk evim. Başladığım yerdeyim -daha az enerji ve daha az para ve daha kalın bacaklar ile-
Yarın Ankara'ya kesin dönüş yapıyorum. Kısa süre sonra kalan eşyalarımı toparlamak için tekrar geleceğim ama mental olarak bu bir kesin dönüş. Kendimi bu dönüş ile ilgili bir şeyler hissetmeye zorladım. Pek başarılı olamadım. Burada hayatıma girenlerle bi veda rakısı yapmak istedim, sonra bunu aslında o kadar da istemediğimi fark ettim. Kendimi asla adult hissetmediğim için adulting meselesini kapatmıştım ama adulting diye bir şey varsa o da bu herhalde. İnsanlarla o kadar da görüşmek istememek. Çevrenin küçücük kalması ve bunun hiç de üzücü olmaması.
Arda askere gitti. Yerel seçim hafta sonu hariç her hafta sonu görüşerek kusursuz bir şekilde yürüttüğümüz ve benim Ankara'ya taşınmamla taçlanan uzak mesafe ilişkimiz Türk Silahlı Kuvvetleri yüzünden 3 haftalık bir sekteye uğradı. Ama ilk haftası bitti bile. Konfetttiiyyyss.
Ve şu dizeleri yazmak için mi geldim acaba?
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
1 Ekim 2019 Salı
30 Temmuz 2019 Salı

Merhaba.
Bir önceki yazıda bahsettiğim bütün adımları tamamladım. Haftasonu güzel insanlarımla yorucu ama çok eğlenceli bir nakliye gerçekleştirdik. Geçen seneki taşınmamdaki tek başınalığımın karma point'lerini yiyorum sanırım. Çok fazla eşya dağıttım, attım, sattım. Buna rağmen hala çok fazla eşyam var ama yine de hafiflemiş hissediyorum. 8 iş günü sonra da işsiz olacağım. HARİKA DEĞİL Mİ ?! Umarım işsizliğim tam planladığım gibi 2 ay filan sürer. Çünkü param bitecek...
Tam 1 yıl önce taşındığım, en az 5 sene yaşamayı planladığım eve veda etmiş oldum. Kısa sürede çok güzel anılar birikti. Benden sonra yaşayacakların bu evde bıraktığımız sevgi ve anlayış dolu enerjiyi hissedeceklerinden eminim. Şimdi Arda'yla maceramızın yeni bir boyutuna geçiyoruz. Çok heyecanlıyım. Bence aksiyon alması en zor olan kısım geride kaldı. Şimdi güle oynaya yuvarlanabiliriz.
işte bundan ötürü, hüznü artık bir ayıya bıraktık
bir ayıya
ister ormanda kullansın,
ister buzdağında...
26 Haziran 2019 Çarşamba
Merhaba
Hayatımda yine bir sürü değişimler oluyor. Procrastination kanseri olduğum için (STOP ROMANTICIZING TEMBELLİK!!) oturduğum yerde kıvranıyorum. Sadece şikayet edip mızırdandığımı ve heyecanlanıp mutlu olmam gereken bu süreçte tembelliğim yüzünden huzursuz olduğumu biliyorum bu nedenle bugün işlerimi sıraladım. Bu da iş yerinde iş yapmamayı temel alan bir başka procrastination'ın konusu tabii. Hepimizin bildiği gibi that's how i roll.
1. İstifa mektubu
2. Evdeki eşyaların fotoğraflarını çekip internete koyma
3. Bir sürü koli bulma
4. Eşyaları kolilemeye başlama
5. İnterneti kapattırma
Şimdilik sıralamam bu şekilde.
Bütün bu süreçte bana destek olacağı yerde köstek olan biri var ki kendisi terörist kedim Balım'dır. Bayram tatili öncesi yanlışlıkla patisine basmamdan sonra delirip ayağıma saldıran ve sol ayak baş parmağımda sinir kaybına neden olan Balçöpü, aradan 1 ay geçmesine rağmen hala son derece gergin ve bir tek bana saldırıyor. Evde elimde lazerle geziyorum. Lazeri tuttuğum yere kendisini iteledikten sonra gideceğim yere gidiyorum. Sıkıntılı bir durum. Bu taşınma sürecinde de belirsizlikler silsilesi içerisinde olduğumdan büyük ihtimalle kendisini en az 1 ay süreyle birine bırakacağım. Bu esnada mekan değişimini yeni derdi edinip ayağımdan nefret etme derdini unutmasını umuyorum. Sonuçta kendisi bir kedi yani en nihayetinde. Heç!
Hayatımda yine bir sürü değişimler oluyor. Procrastination kanseri olduğum için (STOP ROMANTICIZING TEMBELLİK!!) oturduğum yerde kıvranıyorum. Sadece şikayet edip mızırdandığımı ve heyecanlanıp mutlu olmam gereken bu süreçte tembelliğim yüzünden huzursuz olduğumu biliyorum bu nedenle bugün işlerimi sıraladım. Bu da iş yerinde iş yapmamayı temel alan bir başka procrastination'ın konusu tabii. Hepimizin bildiği gibi that's how i roll.
1. İstifa mektubu
2. Evdeki eşyaların fotoğraflarını çekip internete koyma
3. Bir sürü koli bulma
4. Eşyaları kolilemeye başlama
5. İnterneti kapattırma
Şimdilik sıralamam bu şekilde.
Bütün bu süreçte bana destek olacağı yerde köstek olan biri var ki kendisi terörist kedim Balım'dır. Bayram tatili öncesi yanlışlıkla patisine basmamdan sonra delirip ayağıma saldıran ve sol ayak baş parmağımda sinir kaybına neden olan Balçöpü, aradan 1 ay geçmesine rağmen hala son derece gergin ve bir tek bana saldırıyor. Evde elimde lazerle geziyorum. Lazeri tuttuğum yere kendisini iteledikten sonra gideceğim yere gidiyorum. Sıkıntılı bir durum. Bu taşınma sürecinde de belirsizlikler silsilesi içerisinde olduğumdan büyük ihtimalle kendisini en az 1 ay süreyle birine bırakacağım. Bu esnada mekan değişimini yeni derdi edinip ayağımdan nefret etme derdini unutmasını umuyorum. Sonuçta kendisi bir kedi yani en nihayetinde. Heç!
14 Mayıs 2019 Salı
Nisan ayı boyunca hiç yazmamışım. Bu blog'ta pek sık rastlanan bir şey değil bu.
Bugün 14 mayıs. Yani dün 13 mayıs'tı. Yani, doğum günümdü. 28. yaşımı da bitirmiş bulunmaktayım. Hayatımın en iyi doğum günüydü galiba. Yani şöyle bi düşünüyorum, çok güzel doğum günlerim oldu tabii. Yarıştırmak gibi bir niyetim de yok, belki de hissettirdiklerini unuttum, ama şu an böyle hissediyorum. En iyisiymiş gibi hissediyorum.
Hayatımın en değişik zamanlarından geçiyorum. Her şey aşık olmamla başladı. Ama aşık olmak tek başına bir şey ifade etmiyor, her şey aşık olduğum kişinin hayal edebileceğimin çok daha fazlası olmasıyla başladı. Kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissediyorum. 2015 yılına kadar yaklaşık 10 sene boyunca bütün enerjimi İstanbul'da yaşamaya harcamıştım, birkaç ay içerisinde bütün enerjimi hür irademle tam tersi için harcayacağım mesela. AY NELER NELER.
28. yaşım çok güzeldi. 29 çok büyük bir rakam.
Sayıları hiç bilemem.
Matematiğim çok kötü.
Bana kalırsa 8 senedir 21 yaşımdayım.
Seneler önce, Devrim'de deliler gibi bağırdığım gibi:
YİRMİBİİİİRRR!!!
Bugün 14 mayıs. Yani dün 13 mayıs'tı. Yani, doğum günümdü. 28. yaşımı da bitirmiş bulunmaktayım. Hayatımın en iyi doğum günüydü galiba. Yani şöyle bi düşünüyorum, çok güzel doğum günlerim oldu tabii. Yarıştırmak gibi bir niyetim de yok, belki de hissettirdiklerini unuttum, ama şu an böyle hissediyorum. En iyisiymiş gibi hissediyorum.
Hayatımın en değişik zamanlarından geçiyorum. Her şey aşık olmamla başladı. Ama aşık olmak tek başına bir şey ifade etmiyor, her şey aşık olduğum kişinin hayal edebileceğimin çok daha fazlası olmasıyla başladı. Kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissediyorum. 2015 yılına kadar yaklaşık 10 sene boyunca bütün enerjimi İstanbul'da yaşamaya harcamıştım, birkaç ay içerisinde bütün enerjimi hür irademle tam tersi için harcayacağım mesela. AY NELER NELER.
28. yaşım çok güzeldi. 29 çok büyük bir rakam.
Sayıları hiç bilemem.
Matematiğim çok kötü.
Bana kalırsa 8 senedir 21 yaşımdayım.
Seneler önce, Devrim'de deliler gibi bağırdığım gibi:
YİRMİBİİİİRRR!!!
13 Mart 2019 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)