Haftasonu Ankara'daydım. Hava aşırı aşırı güzeldi. Seğmenler'e gittik. O kadar mutlu oldum ki inanabilinemez. Dönerken en sevdiğim yolu yürümek istediğim için insanlardan ayrıldım. Seğmenler'den Tunalı, Tunus.. aşağı doğru yürüdüm. Müzik dinlemeden, konuşmadan. Öylece etrafa bakınarak, kuş gibi. Sonra Aylak Madam'a gittim. Tek başıma kahve içip anlığıma bir şeyler yazdığım beklenebilir ama çok kakam vardı, tuvalete girip çıktım.
-çünkü o kadar da değil.
4 Nisan 2018 Çarşamba
26 Mart 2018 Pazartesi
9 Mart 2018 Cuma
7 Mart 2018 Çarşamba
Mart 2016'dan. Ozan daha mezun olmamış, ben asla maaş almıyorum ve belki Ankara'ya geri döneceğim. Bundan kısa süre sonra maaş almaya başladım, birkaç ay sonra da Ozan mezun oldu. Sanki aradan en az 5 sene geçmiş gibi gösteren durumlar. Ama aslında bazı durumların son dönemleri olduğu için öyle görünüyor. Yoksa mesela 5 sene sonra da Ozan'ın mezuniyetinde ve benim maaş alıyor olmamda (umarım......) bir değişiklik olmayacak.
Yazıyı ilk cümleden sonra bıraksam çok daha anlamlı olacaktı sanırım. Bütün hayatıma yayılmış bir durum bu. İlgi çekici bir hikaye olsun, komik bir şaka olsun.. Bitireceğim yeri bildiğim halde "höböeleböel" diye uzatıveriyorum. Ne olduğumu şaşırıyorum, ağzımı başkası kullanıyor sanki.
-YAV BAK HALA DEVAM EDİYOR.
4 Mart 2018 Pazar
Dün ne zaman kaybettiğimi hatırlamadığım yaşama sevincimi yeniden hissettim. Çünkü baharı hissettim. Kadıköy'de her şey çok güzeldi. İnsanlar, çocuklar, kediler ve de köpekler. Moda'da 2 tane çiçek açmış ağaç gördüm. Serotoninlerim kendiliğinden salınıverdi. Yazı her kış çok özlüyorum ama bu sene daha bi fena özledim. Düşündükçe heyecanlanıyorum. Montsuz ve asla üşümeden fır fır dolaşmak istiyorum yeniden. Sonra gelsin elbiseleer, çimlere basmalar! AY OLLEY BE. BİTİYOR KIŞ.
-her şey yolunda.
-her şey yolunda.
18 Şubat 2018 Pazar
Parmaklarımın etrafındaki yaralar geçtiğinde her şey yoluna girmiş olacak-mış gibi bir hissiyatım var. Hayatım boyunca parmaklarımın etrafındaki derileri kopardım. Çocukken açtığım yaralar iltihap kapardı. Annem o yaralara Kara merhem sürerdi. İğrenç kokuyordu ve iğrenç görünüyordu. Kremi sürünce parmağı bir şeyle sarıyordu. Sargı bir süre sonra çıkarılıyordu. Ve havasız kalan parmaktaki iyileşen deri onu tekrar soymam için beni deliler gibi dürtüyordu. Parmaklarımı bir kere bile yarasız görmedim. En kötüsü hep baş parmaklarım oldu. Serçe ve yüzük parmaklarımda hiç sıkıntı olmadı. İşaretler, baş parmaklardan bir tık daha iyi durumda, ortalar da işaretten. Bir de baş parmaklarımı senelerce emdiğim için, alt dişlerimin değdiği eklem yerleri de hep yara olurdu. Zavallı baş parmaklar.
Kendi kendime karar verip dururum. Yani parmaklarıma, tırnaklarıma iyi bakacağım diye. Çok fazla krem sürüyorum bazen iyileşsinler ve artık koparmayayım diye ama 3 gün olmadan tekrar başlıyorum.
Bu işi yapmayı bıraktığım zaman her şey yoluna girmiş olacak.
-mış gibi.
1 Şubat 2018 Perşembe
Rüyamda bi yerde yaşlı bi çiftin evine gidiyoruz. Sonra bir de bakıyorum dedemle babaannemin tıpkısının aynısı bu insanlar! Bana tuhaf tuhaf gülümsüyorlar. Çok korkup evden çıkıyorum. Arkamdan gelen arkadaşıma "dedemle babaanneme çok benziyorlar hatta aynılar, ama onlar öldü!" diyorum.
Dedem ve babaannem.
Hiç özlemedim, ne tuhaf.
-değil.
Dedem ve babaannem.
Hiç özlemedim, ne tuhaf.
-değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


