Aşırı kısa olan hayattan birazcık keyif alabilmek için hayatta kalmamız, bunun için para kazanmamız, onun için de çalışmamız gerekiyor. Sonra işe giderken kuryenin biri bize çarpıyor. Hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor.
Dünya dönmeye devam ediyor da,
sanki ne oluyor?
6 Temmuz 2017 Perşembe
2 Temmuz 2017 Pazar
Sanki bir şey bütün yazma hevesimi çekip çıkarıverdi. Ne oldu bilemiyorum. Bu blog'un zamanla yok olacağını biliyorum ama bu kadar erken olacağını düşünmemiştim. Biraz zorlayayım bari kendimi. Çünkü güzel bir şey yani bu. Senelerdir yapmayı bırakmadığım nadir şeylerden biri.
Geçen hafta Ankara'daydım. Bir kutu kestane şekerini bitireyazdım. Kestane şekeri çok güzel bir şey. Keşke kutuyu bitirseydim.
Hava çok sıcak. Dün klima aldık ama birkaç gün sonra gelecek. Bu durumda klima almış olmamızın hiçbir anlamı yok gibi bir şey. Çünkü birkaç gün sonra hava bu kadar sıcak olmayacak. Kediyi görünce bile ateş basıyor. Bu sıcakta tüy sahibi olmak korkunç hissettiriyor. Bir de dar kot giyen insanları görünce fenalık geçirecek gibi oluyorum. Hatta kot giyen insan görünce. Direkt pantolonlu insan görünce ya. Bacaklarıma herhangi bir şeyin temas etmesi ihtimali baya kötü.
Okuduktan sonra bana hiçbir bok hissettirmeyecek leş gibi bir yazı oldu buyrunuz. Orange is the black'e devam edeyim madem napayım. Şu an öğrenci olmayı, hiçbir işimin olmamasını çok isterdim. Acaba nereye kadar hafta içi işe gidip cuma cumartesi akşamları içip pazar malak gibi yatmaya devam edeceğim. Şimdilik eh, o kadar kötü değil de, hiç bitmeyecek hissi baya geriyor insanı. Adeta bir bad trip.
-Hadi baybay.
6 Mayıs 2017 Cumartesi
Sevgili Hızır bey,
Geçen sene sizden ne dilediğimi tam hatırlamıyorum, bu yüzden dileklerimin kabul olup olmadığını bilmiyorum. Sanırım bu işin sırrı da bu. Ne dilediğimi tam hatırlamıyorum ama ne dilemediğimi çok iyi biliyorum ve ne dilemediğim de sizin pozisyonunuzla ilgili olmadığı için bu konuda yapabileceğiniz bir şey olmadığını biliyor, sitem etmiyorum.
Fakat önceki yazılarımdan gördüğüm kadarıyla 2014 ve 2015 yıllarında sizden bolca huzur dilemişim. Yine benzer bir şeyler rica edeceğim. Parada pulda gözüm yok Hızır bey. Sağlık, sıhhat, ve bolca chillin' diliyorum sizden mümkünse. Dramadan ve skandaldan uzak ikili ilişkiler, sakin geçirilen akşamlar. Radiohead'in de dediği gibi, no surprises please.
edit: Bunları yazdıktan sonra telefonum çaldı ve çay demlemem istendi. Şarap alsanız? dedim ve tekrar tekrar çay isteği vurgulandı. Uyumak için çamaşırların bitmesini beklediğim ve arkadaşlarımın çay demlememi istedikleri bir cuma gecesi. Wow. That was fast, Hızır.
Geçen sene sizden ne dilediğimi tam hatırlamıyorum, bu yüzden dileklerimin kabul olup olmadığını bilmiyorum. Sanırım bu işin sırrı da bu. Ne dilediğimi tam hatırlamıyorum ama ne dilemediğimi çok iyi biliyorum ve ne dilemediğim de sizin pozisyonunuzla ilgili olmadığı için bu konuda yapabileceğiniz bir şey olmadığını biliyor, sitem etmiyorum.
Fakat önceki yazılarımdan gördüğüm kadarıyla 2014 ve 2015 yıllarında sizden bolca huzur dilemişim. Yine benzer bir şeyler rica edeceğim. Parada pulda gözüm yok Hızır bey. Sağlık, sıhhat, ve bolca chillin' diliyorum sizden mümkünse. Dramadan ve skandaldan uzak ikili ilişkiler, sakin geçirilen akşamlar. Radiohead'in de dediği gibi, no surprises please.
edit: Bunları yazdıktan sonra telefonum çaldı ve çay demlemem istendi. Şarap alsanız? dedim ve tekrar tekrar çay isteği vurgulandı. Uyumak için çamaşırların bitmesini beklediğim ve arkadaşlarımın çay demlememi istedikleri bir cuma gecesi. Wow. That was fast, Hızır.
23 Nisan 2017 Pazar
Keşke bugün erken kalkıp en yakın ilkokulda 23 Nisan töreni izleseydim. Salaklık işte. Seneye yapayım bunu.
Şimdi çocuk olsaydım törenden dönmüş olurduk. Hava güzelse yılın ilk dondurması (minimilk), kötüyse (muhtemelen kötü) sinema ya da tiyatro. Hay allah, aslında baktığın zaman 7-8 tane 23 Nisan anısı var, ama hissedilen onlarca. Nasıl oluyor bu? Kafa karıştırıcı.
Yarına yazmam gereken bir manuel var. Cuma günü bitirebilirdim mesela. Ama bir şeyin deadline'ına birkaç gün varsa o şeye asla başlamam. That's how I roll, artık bunları geçelim, bu kısımları biliyoruz. Olay o değil. Olay şu: sanki humanity paper'ı yazacakmışım gibi bir iç sıkılması hakim bedenimde. Ya hu, hallediyorsun işte, AŞ ŞUNU, KEYFİNE BAK BE BİLGE! Yok! Olmuye. Olmuyeee.
Bir de şeyi fark ettim. Ben bence önemli günleri hatırlıyorum ya. Facebook'un hatırlatmasına gerek yokmuş ki. Geçen sene bugünü de hatırlıyorum. Ege'de minimini bir bahçeli evin bahçesinde komik bir köpek vardı. Hiç tanımadığım bir aileyi onların özel günlerinde, rakı sofrasında çok keyifli bir oyun izler gibi izlemiştim. Facebook bunları bilmez. Ben bilirim. Benim amygdala'm bilir. Canım amygdala'm. İyi ki seneler önce sinirlenip sana kalem saplamamışım.
Çocuk sevmek çok güzel bir şey. İnsanın içi ısınıyor. Canım çocuklar. Yetişkinlerin bile her kötü davranışını "bunu yapıyor çünkü bu yüzden.. ah canım.. özünde narin." diye anlamlandırmaya çalışan bir mal olarak çocuklarla takılmak vallahi de billahi de tam bana göre. Düşünsene mesela insan ama iyi. Hem de iyi olduğundan haberi bile yok. Kant'a sorsan direkt ahlaklı yani. Müthiş. Bayılıyorum. YA ÇOCUKLUK BEE!
Şimdi çocuk olsaydım törenden dönmüş olurduk. Hava güzelse yılın ilk dondurması (minimilk), kötüyse (muhtemelen kötü) sinema ya da tiyatro. Hay allah, aslında baktığın zaman 7-8 tane 23 Nisan anısı var, ama hissedilen onlarca. Nasıl oluyor bu? Kafa karıştırıcı.
Yarına yazmam gereken bir manuel var. Cuma günü bitirebilirdim mesela. Ama bir şeyin deadline'ına birkaç gün varsa o şeye asla başlamam. That's how I roll, artık bunları geçelim, bu kısımları biliyoruz. Olay o değil. Olay şu: sanki humanity paper'ı yazacakmışım gibi bir iç sıkılması hakim bedenimde. Ya hu, hallediyorsun işte, AŞ ŞUNU, KEYFİNE BAK BE BİLGE! Yok! Olmuye. Olmuyeee.
Bir de şeyi fark ettim. Ben bence önemli günleri hatırlıyorum ya. Facebook'un hatırlatmasına gerek yokmuş ki. Geçen sene bugünü de hatırlıyorum. Ege'de minimini bir bahçeli evin bahçesinde komik bir köpek vardı. Hiç tanımadığım bir aileyi onların özel günlerinde, rakı sofrasında çok keyifli bir oyun izler gibi izlemiştim. Facebook bunları bilmez. Ben bilirim. Benim amygdala'm bilir. Canım amygdala'm. İyi ki seneler önce sinirlenip sana kalem saplamamışım.
Çocuk sevmek çok güzel bir şey. İnsanın içi ısınıyor. Canım çocuklar. Yetişkinlerin bile her kötü davranışını "bunu yapıyor çünkü bu yüzden.. ah canım.. özünde narin." diye anlamlandırmaya çalışan bir mal olarak çocuklarla takılmak vallahi de billahi de tam bana göre. Düşünsene mesela insan ama iyi. Hem de iyi olduğundan haberi bile yok. Kant'a sorsan direkt ahlaklı yani. Müthiş. Bayılıyorum. YA ÇOCUKLUK BEE!
21 Nisan 2017 Cuma
Referandumun kazananını size söyleyeyim;
Babamla ben. İlk ve tek, belki de son ortak noktamız "hayır" idi ve 1 ay içerisinde 1 sene içerisinde konuştuğumuzdan daha çok konuştuk. Babasına 'babişko' diyen kızlar, açılın, ben de geldim!
-katılıyorum babişkom bence de hayır. bi tane öpiim mi? hayır mı? YA BENCE DE HAYIR :B
Babamla ben. İlk ve tek, belki de son ortak noktamız "hayır" idi ve 1 ay içerisinde 1 sene içerisinde konuştuğumuzdan daha çok konuştuk. Babasına 'babişko' diyen kızlar, açılın, ben de geldim!
-katılıyorum babişkom bence de hayır. bi tane öpiim mi? hayır mı? YA BENCE DE HAYIR :B
18 Nisan 2017 Salı
Küçükken, 12 yaşımdayken filan, artık düzenli cüzdan taşımaya alışmamı gerektiren dönemlerde sürekli cüzdan kaybediyordum. Orda burda unutuyordum. Hatta üniversite hazırlıkta bile 1 sene içerisinde 4 kere filan kaybettim. Neyse, artık kaybetmiyorum. (Kaybetmiyorum derken, ortalama bir insanın cüzdan kaybetme sayısına eriştiğimi düşünüyorum.) Bu ability'i beynime kazırken şemsiye taşımaya alışma kısmına ayıracak vakit bulamamış olacağım ki yakında 26 yaşında olacak biri olarak hala her yağmurlu günde yollarda satılan naylon şemsiyelerden alıp duruyorum. Sonra onları ucuz ve leş oldukları için bir yerlerde bırakıyorum. İstanbul'da sırf benim yüzümden oluşmuş bir naylon şemsiye sirkülasyonu var. Kendi başıma çevreye verdiğim zarara bak. Skandal!
Cuma gecesi çok başka kafalarda uçuzlarken yetişinlik müessesesiyle ilgili sorunlarımı çözdüm. Artık bundan daha fazla yetişilemeyeceğine karar verdim. Yetişmeyecek oluşumla barışıp benden daha yetişkin hayatlar yaşayan emsallerimle beynimin içerisinde yaptığım döğüşlere son veriyorum. Emsallerimi rahat bırakıyorum. İşe gidiyorum, kira ve fatura gibi sıkıcı şeyleri ödüyorum, bazenleri yemek yapıyorum, hayvan besliyorum (nerden baksan çocuk bakmak gibi bir şey), tamam işte kardeşim daha ne yapayım? Beyaz yakalı olsam 2-3 şıklı kıyafetim topuklu papucum filan olurdu belki ve listeye onları da eklerdim. Yeter be! Bir şeyleri yanlış yapıyor ya da yaşımdan farklı yaşıyor olma ihtimallerimi düşünmeye son veriyorum.
S E F A M O L S U N !
neyse sonuç olarak şemsiye sahibi olmak ve şemsiye bakımı ile ilgili bir şeyleri öğrenemiyor oluşumun da artık canımı sıkmaması lazım. Kusura bakmayın. Çevre azıcık kirlenecek.
Benim canım kendimin canı sağolsun be!
Cuma gecesi çok başka kafalarda uçuzlarken yetişinlik müessesesiyle ilgili sorunlarımı çözdüm. Artık bundan daha fazla yetişilemeyeceğine karar verdim. Yetişmeyecek oluşumla barışıp benden daha yetişkin hayatlar yaşayan emsallerimle beynimin içerisinde yaptığım döğüşlere son veriyorum. Emsallerimi rahat bırakıyorum. İşe gidiyorum, kira ve fatura gibi sıkıcı şeyleri ödüyorum, bazenleri yemek yapıyorum, hayvan besliyorum (nerden baksan çocuk bakmak gibi bir şey), tamam işte kardeşim daha ne yapayım? Beyaz yakalı olsam 2-3 şıklı kıyafetim topuklu papucum filan olurdu belki ve listeye onları da eklerdim. Yeter be! Bir şeyleri yanlış yapıyor ya da yaşımdan farklı yaşıyor olma ihtimallerimi düşünmeye son veriyorum.
S E F A M O L S U N !
neyse sonuç olarak şemsiye sahibi olmak ve şemsiye bakımı ile ilgili bir şeyleri öğrenemiyor oluşumun da artık canımı sıkmaması lazım. Kusura bakmayın. Çevre azıcık kirlenecek.
Benim canım kendimin canı sağolsun be!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


