2 Temmuz 2016 Cumartesi

Merhaba.

Şu an 100. yıl'da bir evde yalnızım. Kahvaltıda dün akşam birilerinin aldığı bir poşetten bulduğum sandviç ve ayranı yedim. Saçlarım yağlı. Sular kesik. Ve büyük bir mutsuzluk göğüs kafesime sıcak hava üfürür durumda.

Param olmadığı için arkadaşlarımla tatile gidemedim. İstanbul'da, evde birkaç çok güzel günden sonra, hayatımıza yeni katılan küçüğü bırakacak bir yer bulamadığımdan, Ankara'ya planladığımdan daha erken gelmek durumunda kaldım. (Trende kedi için bilet alabiliyormuşuz ama sadece dün için boş yer vardı falan filan..) Kedi annesi olmanın beraberinde getirdiği fedakarlıklar listesine bunu da ekleyin. Buraya kadar gelip neden kendi evimde olmadığımı da boş verin.

Her şeye haddinden fazla kafa yoruyorum. Bu şekilde yaşayamam.







































-Acaba Balım, hepimizin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında mı?

2 Haziran 2016 Perşembe

Merhaba çocuklar ve daima çocuk kalanlar. Blogumu okuyan çocuk varsa garip olur. Çocuk severim. Çocuklar blog okumasındı, sokakta oynasınlardı. İlkokul 4. sınıftaki günlüğümün okumayı en sevdiğim kısımları mayıs haziran ayları çünkü sürekli birilerinin doğum günü kutlanmış, okul pikniği yapılmış ve dondurmalar yenmeye başlanmış ve hava geç karardığı için ceplere erik koyulup geç saatlere kadar dışarda oynanmış. Neşeler neşesi. Konumuz bu değil ama zaten bir konumuz da yok. Konumuz var var şaka yaptım. Konumuz "Haziran'ımız kutlu olsun!"

2 gün önce yogaya başladım. Çok sevdim. Dünyanın en esnek olmayan, yürümesi bile bir mucize olan kadını olarak, yogaya başladığım için pek sevinçliyim. 

Ayrıca su içmeye başladım. Evet su kullanmıyordum. İyi oldu bu.

29 Mayıs 2016 Pazar

Pazartesi günü hayatımda ilk defa anestezi işine girdim. Enteresan kafalar. Sonra ameliyat oldum diye arkadaşlarım eve geldiler. Sonra götümden 6 kere filan iğne dedim. Sonra ağzımdan nefes aldığım için boğazım şişti, dilimde neden bilmiyorum leş gibi bir yara çıktı. Her sabah 11'de pansumana gidip burnumdan beynime kadar çubuk sokturdum. Dün akşam dışarı çıktım. Gece Bilkent'te kaldım. 8 gündür sigara içmiyorum. 8 gündür otrivine sıkmıyorum. Duygu bana 1 aylık yoga ısmarlıyor. Yarın İstanbul'a dönüyorum.

-Sevgilimi özledim.

22 Mayıs 2016 Pazar

















"to know know know him is to love love love him
  just to see him smile makes my life worthwhile.."

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Ankara'dayım. Pazartesi günü sümüklerimden ameliyat olacağım ve bununla birlikte eşimle dostumla aramı açan otrivine bağımlılığımın sona ermesini umut ediyorum. Ameliyatla ilgili tek endişem ise uyandıktan sonra kafam hala güzelken anneme babama enteresan şeyler söyleme ihtimalim. Bu enteresanı burada bile açamıyorum fakat en iyi ihtimalle doktora ve babama "SELAM FAŞİSTLER HAHAHA" filan derim. En iyi ihtimal. Güleriz hep birlikte belki. Hiç bilmiyorum.

Hala bir köpeğimin olmamasına inanamıyorum gerçekten de. Akıl alır şey değil.

Bu eve gelince yeniden ergen oluşum çok komik. Gerçekten gülesim geliyor. Odamdan asla çıkmayıp yatakta mısır gevreği yiyip duruyorum. Kimse de "nası yani ya?" demiyor. Herkes halinden memnunsa yapacak bir şey yok valla paşa gönlümü kıracak değilim. Dün saatlerce makayj vlogger'larının video'larını izledim. Yimbeş yaşındayım hala bir taneden fazla makyaj fırçam yok, bana da yazıklar olmasın mı ya acaba? (Yirmibeş'e "yimbeş" diyerek konuyu dağıtma, işleri sevimlileştirme çabama respect pls)

-seninle uzun yolculuklara çıkmak istiyorum. uyuduğum için çok pişmanım. salakkafam salakkafam salaksalak kafam! 

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Dün, Üsküdar'da, üç kadın;

-babanız sizi sevdi de ne oldu?
 korkak, kör ve bok gibisiniz.

3 Mayıs 2016 Salı

İçim çok fazla sevgi doluyor,
artan bir şekilde.

-bu sefer çocuk sevgisinden bahsetmiyor-