5 gündür Suriyeli çocuklarla sanat terapisi yapıyoruz. Yorgunluktan hasta oldum ama çok mutluyum. Bugün veda günümüzdü. Her session'ın sonunda kendimi tutamayıp ağladım. O çocuklar o kadar masum o kadar tatlılar ki. Suratlarına bakınca neler yaşadıklarını ve neler yaşayacaklarını hayal edip delirecek gibi oldum. Umalım ki zorluklarla karşılaşmasınlar. Karşılaşacaklar, evet. Güçlü olabilsinler.
Bu arada bu satırları 2 senedir "müstakbel evimden yazıyorum" diyip durduğum yerden yazıyorum ve bilin bakalım ne? Müstakbel değil artık. İlk gecemde yalnızım. Hastayım ve ada çayı içiyorum. Yarın ablamla yatak almaya gidicez.
-bi de lamba.
22 Ekim 2015 Perşembe
"Annemle karşılıklı ilk sigara içişimiz, bu akşamları yağmurlu gündüzleri pek sıcak İstanbul Haziran'ına denk geldi." diye yazmıştım, Haziran ayında. L şeklindeki bu salonda, sigara L'nin uzun kısmında, yemek masasının pencereye yakın bölümünde içiliyor. Evin asıl sahipleri öyle yapıyordu yani. Ben de burada kaldığım için böyle yapıyorum. Neyse, eğer L'nin kısa kısmında sigara içiliyorsa bunun 2 sebebi vardır. 1) Ev sahipleri paşa gönüllerini eğlemek istemiştir ve bu çok nadir görülür. 2) Ev sahipleri çok kederli veya sinirlidir. Bu yazılı olmayan kurallar, sözlü olarak da hiç dile getirilmediler. Sadece benim sessiz gözlemlerim sonucu vardığım şeyler. Bu akşam yine L'nin kısa kısmında sigara içildi. Ve içen bendim. Ve diyebilirim ki, paşa gönlümü eğleyecek bir halde değilim. Ve bardağın dolu tarafından bakacak halde de değilim ama diyelim ki kendimi zorladım, ev sahibi mi oldum acaba? Müthiş. Tam ihtiyacım olan şeydi çünkü.
-Haziran'ın hüznü Kasım'a sıçradı.
-Haziran'ın hüznü Kasım'a sıçradı.
17 Ekim 2015 Cumartesi
5 Ekim 2015 Pazartesi
Hep aynı kalmasını istediğim şeyler zamanla birlikte gittikçe geride kalıp silikleşiyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu acizlik çok üzücü. Ama hep böyle olur zaten. Yani, hep aynı kalmasını istediğim yeni şeyler olur. Hep aynı kalmasını istediğim eski şeyler git gide silikleşir. Bu sonsuza kadar böyle gider.
-beynim yanacak. çok yorgunum.
-beynim yanacak. çok yorgunum.
2 Ekim 2015 Cuma
29 Eylül 2015 Salı
Son 9 saattir ne mi yapıyorum?
14:30 gibi evden çıkıyorum, 15:00 havaşına binmek üzere aşti'ye gidiyorum. 16:00 gibi havaalanına varıyorum. İşte bavul vermesiydi güvenliğiydi filan derken biraz daha zaman geçiyor: 17:20 uçağı 17:40'a erteleniyor. Uçağa biniyorum. Uçakta yoğun trafik nedeniyle 1 saat bekliyorum. Uçak kalkıyor. Uçuyorum filan bi süre. Sonra "artık alçalması gerekmiyor muydu...." diye kıpırdanmaya başladığım sırada kaptan pilotumuz diyor ki "İstanbul'daki hava muhalefeti nedeniyle 15 dakikadır Ankara-İstanbul arası bi bölgede uçuyoruz, hava durumuna göre devam edeceğiz fakat büyük ihtimalle Ankara'ya dönmek durumunda kalacağız." Çok uçmalı yolculuklar yapmadım fakat hiç böyle bir şey duymamıştım. Baya garip geldi. Hatta şaka sanıp gülebilirdim. Neyse, geri dönüyoruz. Bu sefer uçakta baya bir bekliyorum. Sonra hostesler diyor ki, isteyen inebilir. Bekleyenlerle yakıt yüklemesinden sonra devam edeceğiz. Ben de beklemeyi seçiyorum. Hem de ne kadar bekleyeceğimi bilmediğim halde. Bir süre sonra uçuşun iptal olduğunu söylüyorlar. Bilet iadesi için bilet satış kuyruğuna giriyorum ve burada birtakım deli beyler var. Bilet satıştaki olayla asla ilgisi olmayan kıza bağırıp çağırmaya başlayıp insanları gaza getirmeye çalışıyorlar. "O UÇAK KAL-KA-CAK!" filan diye bağırıyorlar. Elinde olsa uçağı kendileri uçuracaklar. Yaklaşık 3 saat de bu iş için bekledikten sonra tekrar evime geliyorum. Sabah 9'a otobüs bileti aldım. Bugün de "hahahah çok akıllıyım, erkenden uçak biletimi ucuza alıp yollarda sürünmemiş olacağım" filan demiştim.
-of keşke ucuz mal alacak kadar zengin olmasam.
14:30 gibi evden çıkıyorum, 15:00 havaşına binmek üzere aşti'ye gidiyorum. 16:00 gibi havaalanına varıyorum. İşte bavul vermesiydi güvenliğiydi filan derken biraz daha zaman geçiyor: 17:20 uçağı 17:40'a erteleniyor. Uçağa biniyorum. Uçakta yoğun trafik nedeniyle 1 saat bekliyorum. Uçak kalkıyor. Uçuyorum filan bi süre. Sonra "artık alçalması gerekmiyor muydu...." diye kıpırdanmaya başladığım sırada kaptan pilotumuz diyor ki "İstanbul'daki hava muhalefeti nedeniyle 15 dakikadır Ankara-İstanbul arası bi bölgede uçuyoruz, hava durumuna göre devam edeceğiz fakat büyük ihtimalle Ankara'ya dönmek durumunda kalacağız." Çok uçmalı yolculuklar yapmadım fakat hiç böyle bir şey duymamıştım. Baya garip geldi. Hatta şaka sanıp gülebilirdim. Neyse, geri dönüyoruz. Bu sefer uçakta baya bir bekliyorum. Sonra hostesler diyor ki, isteyen inebilir. Bekleyenlerle yakıt yüklemesinden sonra devam edeceğiz. Ben de beklemeyi seçiyorum. Hem de ne kadar bekleyeceğimi bilmediğim halde. Bir süre sonra uçuşun iptal olduğunu söylüyorlar. Bilet iadesi için bilet satış kuyruğuna giriyorum ve burada birtakım deli beyler var. Bilet satıştaki olayla asla ilgisi olmayan kıza bağırıp çağırmaya başlayıp insanları gaza getirmeye çalışıyorlar. "O UÇAK KAL-KA-CAK!" filan diye bağırıyorlar. Elinde olsa uçağı kendileri uçuracaklar. Yaklaşık 3 saat de bu iş için bekledikten sonra tekrar evime geliyorum. Sabah 9'a otobüs bileti aldım. Bugün de "hahahah çok akıllıyım, erkenden uçak biletimi ucuza alıp yollarda sürünmemiş olacağım" filan demiştim.
-of keşke ucuz mal alacak kadar zengin olmasam.
27 Eylül 2015 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)