10 Eylül 2015 Perşembe

Merhaba.

Birkaç gündür saçma bir şekilde kıta değiştirip duruyorum. Bugün yine. Çünkü neden, çünkü pek sevdiğim güneş gözlüğümü Altıpatlar sokak denilen yerde unuttum. O sokakta kısa süre içinde 3 kere bulunacak olmam pek hayra alamet bir şey değil aslında ama hadneyse.

Akşamları da Marmara Üniversitesi'nde takılmaktayım. Eğitimin şart olması hususu.

Dün Ankara'yı sevme nedenleri diye bir başlık okudum ekşi'de. Ne yalan söyliyim, içim çekmedi değil. Ne garip. Renklerinden, kokularından filan bahsetmişler. Bir şeyi sevmem için beynimde kodladığım iki şey. Demek gerçekten sevince herkeste benzer kodlamalar oluyormuş. Böyle naif bir konuya KODLAMA diyerek de yavaş yavaş mekanikleşmeye başladığımı göstermiş oldum.

Buraya kadarki kısmı sabah yazmıştım. Yazdım yolladım sanıyodum. Çok mühim çünkü yollamamış olmam. AMANALLAĞHIM. Başım ağrıyor. Günler geçiyor.

8 Eylül 2015 Salı

ne bende
ne ailemde
ne ülkede
ne dünyada.

hiçbir yerde
hiçbir şey.

-birazcık bile.

5 Eylül 2015 Cumartesi

Ne olunca yazılmıyordu? Şu an bilmiyorum. Yaz bitti. Yani teknik olarak. Yazacak çok şeyim var ve hiçbir şeyim yok gibi yine. Ben yine bi 10 gündür filan Ankara'dayım. Yarın Osman'la İstanbul'a dönüyoruz. Umarım telefonuna radyo tiyatrosu indirmeyi unutmaz.

Bu yaz çok hızlı geçerken aynı zamanda hiç bitmeyecek gibiydi, değil mi? Bitti. Hep biter. Boşuna telaşlanıyoruz bazen.

Son olarak bu tatlı Ağustos ayı için önce evrene, sonra karmaya ve son olarak yetkililere teşekkürlerimi iletmek istiyorum.




















-FinkFloyd ve biz, Eylül'ü kutlarken.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Aslında konuşkan bir insanım. Anlatacak milyonlarca şeyim var. Fakat o "hadi bana bi şeyler anlat." diyince, sanki derste hocayla konuşuyormuşum da hoca birden "in english please." demiş gibi, kalaklıyorum.

-Ehm, yes. Yok yok, no.

21 Ağustos 2015 Cuma

Yazamıyorum çocuklar.

Evren bu aralar bana tatlı anlar yaşatıyor. Bunu, geçtiğimiz iki ay için küçük bir özür olarak kabul ediyorum. Ayın 10'undan düne kadar Ankara'daydım aslında ben. Fakat bilgisayarsızdım. Tavanı seyrettiğim çok fazla an oldu. Dün akşam Merve bu sabah İtalya'ya gideceği için Osman'daydık. Yine ne çok şey değişmiş. Sena işe, Osman staja gideceği için erkenden uyundu geçen senenin aksine. Sabah erken kalkıldı ve herkes işine gücüne, Merve tek başına havaalanına gitti. 1 yıl. Hemen geçti. Gidişlere hemen alışmışız. Normalleşmiş. Felaket olmaktan çıkmış. Büyümüş müyüz, yorulmuş mu, emin değilim.

Yine Eylül geliyor. Çok fazla olmasa da yine ufak tefek heyecan ve beklentilerim var. Başka türlü canlı kalınmıyor ki zaten.





























Bu benim 17. yaşım oluyor.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Bol kumlu Çeşme sabaha karşısından, hiç kumlu Ankara öğlenine.


1 Ağustos 2015 Cumartesi

Merhaba.

Dün, en az 6 ay daha İstanbul'da olacağımı belgeledim. Bununla ilgili biraz hissizim. Ya da dinginim. Bilemiyorum. Yeterince hislenmiştim, yordu. Böyle iyi, şimdilik.

Bugün hava çok güzel. Yağmur yağdı. Şimdi parçalı bulutlu ve esiyor. Evde yalnızım.

Yazacak birkaç şeyim vardı, vazgeçtim.

















-yarın akşam İzmir, pazartesi akşam Çeşme.