2 Kasım 2014 Pazar

Dün gece o kadar saçmaydı ki bu saçmalığı Passage'a gidip dans ederek taçlandırdık. Bundan sonra birbiriyle normalde pek alakası olmayan iki grupla dışarı çıkmayacağım. Bestekar'daki mendilci çocuklardan biri kafama vurup "kırmızı şapgalıığ" dedi. Sonra aklıma Yenimahalle'den Cafer geldi. Sokakta elinde saksısı tek başına duran bir Mathilda gördük. Halloween nedeniyle tabii. Leon nerde dedik, Leon eve gitti dedi. Biraz dolaşacağım dedi. Onu tanıyoruz aslında. Çıkmadan önce kostümlü fotoğraflarını paylaşmıştı ama onu sokakta Leon'suz göreceğimi düşünmemiştim. Biraz canım sıkıldı bu duruma. Galiba kafası da güzeldi biraz. Mutsuz bir şeyler daha söyledi. Sonra gitti. Bir sürü şey içtim ve hiç sarhoş olamadım, çokça şiştim ve işedim. Mutlu sayılmazdım. Üşüdüm ve yoruldum ve yine bir sürü sigara içtim. Melihlerde her zamanki gibi su yoktu ve yatağın yanına alacağım suyu çeşmeden doldurdum. Melih bazen içtiğini ve bi şey olmadığını söyledi. İyi dedim ben de. Uyudum. Tahmin ettiğimden çok uyudum. Momo kendini bana etrafta kimse yokken sevdiriyor. Bu bana bir şeyi anımsattı, azcık keyfim kaçtı. Balkonda bi sigara içip herkes uyurken çıktım. Yolda Osman'ı ne kadar özlediğimi düşündüm.

-İstanbul'a taşınmaya karar verdim.
 galiba.

30 Ekim 2014 Perşembe

Buraya bir sürü şey yazmıştım. Sildim. Bir şey var içimde. Onu bulana kadar bana huzur yok. Mutluluk arayan zaten yok. Hayatımın kedilerle aramı düzeltmeye karar verdiğim dönemindeyim. Bu iyi şimdilik. Önemli de.


28 Ekim 2014 Salı

Bugün kendime çıkma teklifi ettim, kabul etti. Uzun zamandır beraber çıkmıyorduk. Eskisi gibi tek başıma manyak gibi dolanıp sonra da başkasinema'ya gireceğim. Umarım kendi sesimi unutana kadar yalnız kalırım. Bu tabii önce birkaç kişiyi davet etmem ve olumsuz yanıt almamdan sonra gelişti ama olsun. Benden iyisini mi bulucam ya? Hiç.

-bugün salı ama üç gündür pazar.
 bugün beni güneşe çıkaracağım.

26 Ekim 2014 Pazar

gündüzleri dışı kabuk bağlıyor,
geceleri yanakları yumuşatıcı kokuyor.

24 Ekim 2014 Cuma

İçim sıkılıyor. Bu sabah boğazımda bir düğümle uyandım. Çok sigara içtim. Öğleden sonra çok güldüm. Bunlar son sınıf bunalımları mı? Hayatım boyunca böyle mi olacağım mesela? Bir tutku sahibi olmamak ne üzücü. Her şey çok komik ve bir o kadar ürkütücü. Mehmet Pişkin'i düşünüp duruyorum, niyeyse. Halbuki hiç de sevmeyeceğim bir insan tipi. Ama o naifliğini ne yapıcaz? Ben hayatı çok seviyorum mesela. Gülme krizine girmeyi baya seviyorum. Sarhoş olmayı hele, üf. Ama ben napıcam. Birilerine herhangi bir şekilde herhangi bir faydam olacak mı? MFÖ dinliyorum. Sesleri ne güzel bu adamların ya. İstanbul'a gidecektim, vazgeçtim. Aslında şurdan şuraya gitmeye mecalim yok, biliyor musunuz? Ama her nasılsa her gün kalkıyorum, olmayan enerjimle derse gidiyorum, ya da gitmiyorum ama saatlerce geyik yapıp onlarca sigara içiyorum, konserlere partilere filmlere yetişiyorum, dakikalarca gülüyorum. Nasıl oluyor bu? Bıraksanız aralıksız uyuyabilirim, ama odam çok güneş alıyor ve bazen arı giriyor. Arılardan hoşlanmıyorum. Bir şekilde kalkıyorum yatağımdan, peeling filan yapıyorum, saçlarıma köpük sürüp iyice kıvırcıklaştırıyorum, bordo oje sürüyorum sonra ne giyeceğimi düşünüyorum. Fakat içten içe çürük bir meyve gibiyim. Kendi içimdeki bu dengesizlik bana kafayı yedirtecek.

-yurt koridorunda yürürken kapısı açık odaların içlerine bakıp biriyle gözgöze gelirsem çok utanıyorum. insanlar ne kadar düzenli. ben çok dağınık.

20 Ekim 2014 Pazartesi

















Bazen insanlardan çok korkuyorum, içimden ağlamak geliyor.
Bunları dün yazmış idim o yüzden gün kavramımız şeyolmasın. 

Tez işlerine girişmem lazım artık yoksa hoş şeyler olmayacak ama kendimi o kadar yorgun ve bitkin hissediyorum ki az önce "bugün güzeeelce uyuyup yarın güzel bir kahvaltıdan sonra oturur başlarım" diyerek avuttum. Hayatımda bir kere olsun şu procrastination yüklü avutmalar gerçek olsun, bir kere ya. Neyse be üf. Dün gece Melihlerdeydik. İkili ilişkilerde herkesin kendine göre haklı olduğunu kanıtlamaya çalışırken Melih ve Altay'ın O ZAMAN IŞİD DE HAKLI :S:s.s önermelerine "ikili ilişki dedik :(" argümanını sunmam pek bir şeyi değiştirmedi çünkü Melih'in sesi çok güzel o yüzden o kazanmış gibi oldu ama NO. Aslında tartışma çok daha uzun ve çetrefilliydi ve bu kadar sığ değildi ama şimdi oturup yazmaya o kadar üşendim ki bunu da tez avutmama yamayıp kurtulabilirim.

Birini karşınıza alıp konuştuğunuzda ve onun izin verdiği ölçüde kendisine ulaşabildiğinizi fark ettiğinizde yaşanan aydınlanma insana iyi hissettiriyor. Dikkatli konuşmak ve doğru kelimeleri seçmek çok zor ve bana kalırsa yine ve yine tam olarak çözümleyemedik ama en azından uzaklardaki ışıkların neden yanıp yanıp sönüyormuş gibi göründükleri konusunda anlaştık. Ki bu önemli bir bilgi. ve muhtemelen yanlış bir bilgi.  




AYSEL...Şaka şaka. Şarkı.
  ne izlediklerini bilene sürpriz ödüller.





















 Bu evde yaşayanlar, sigarayı azaltmak için sadece balkonda sigara içilmesine karar verdiler. Bazı rivayetlere göre bir süre balkonda yaşanmış, sonra donacak gibi olduklarında içeri girmeyi akıl etmişler. İşte yaşam savaşı, işte evrim.