Yılın son pazarından son pazar bunalmalarını yaşıyorum. Hava bok gibi karanlık, yataktan çıkmayarak 4 ocak'taki perception finalimi düşünmemeye çalışıyorum. Artık işler yolunda giderse okulun bitmesine 1buçuk sene kalmış olacağı için mutluyum çünkü okuldan sıkıldım. İş çıkışı bir şeyler içmek istiyorum annıyonuz mu? Kırmızı plastik bardakla değil tabii. O yeni yıl partisi için.
Uzun bir aradan sonra zenit'le çektiğim makara da boş çıktı ve üzüldüm baya. Çünkü bu sefer tam istediğim gibi aylara yayılan bir makara olacaktı ve ne bileyim işte, fotoğrafların çoğu aynı insanlar ve aynı mekanlar ve aynı kıfayetlerle dolu olmayacaktı. Neler çektiğimi hatırlamadığım, minnoş eylül'den günümüze gelen fotoğraflar olacaktı fakat ne oldu? Makinemizin perdesine bir haller olmuş. Sonra az önce internetten analog makinelere baktım, yenisini mi alsam acaba diye. Pahalı geldiler. Onun yerine dijitalciğime 50mm lens alırım. NEYSE YA.
Bir de 31 Aralık akşamı planları var. Ne olacak, neler olacak, nasıl olacak, nasıl bitecek. Kafam rahat edecek mi yoksa telefonumu klozete filan mı düşürmem gerekecek. Belki de hiçbirine gerek kalmayacak çünkü salı sabahı okula giderken otobüs çarpacak. Bana. Gibi şeyler.
29 Aralık 2013 Pazar
23 Aralık 2013 Pazartesi
Yılbaşında İstanbul'a gitme planını aylar öncesinden çok enerji dolu bir şekilde yapmıştık ama vakit daraldıkça "yae onlar gelsin...... onlar gelsin evet... sınavlar var.. para yok.. hava soğuk.... hep ben gidiyom onlar gelsin." şeklini almaya başladı. Muhtemelen bu yılbaşında ayrı olacağız İstanbul'daki japon balıklarımla. Gerçi geçen sene de 2 ocak'ta cognitive finalim olduğu için bir hafta öncesinden gitmiştim. Sonra ne oldu? 1 ocak sabahı bütün vücudum tutulmuş, başım da zangır zungur bir halde uyanmıştım. Cognitive n'oldu peki? D+ ilen geçmiş bulundum.
Yeni yılbaşı planım: Kırmızı plastik bardakta alkollü meşrubat tüketip ecnebi gibi davranmak. Baya minimize ettim yani planları. Şimdi ihtiyacım olan tek şey kırmızı plastik bardak ve alkol.
Yeni yılbaşı planım: Kırmızı plastik bardakta alkollü meşrubat tüketip ecnebi gibi davranmak. Baya minimize ettim yani planları. Şimdi ihtiyacım olan tek şey kırmızı plastik bardak ve alkol.
16 Aralık 2013 Pazartesi
Sevdiğiniz bir insanın üzülmesini engelleyememek çok kötü bir şey. Yani adeta seyrettim. Kısa süreli bir uzaktan takipti. Önce rahatsız oldum. Diken üstünde uzaktan bekledim. Sonra her şey yolunda gibiydi. Kendi işime baktım. Kafamı çevirdiğim anda, düşüş. Birileri için önemsiz, onun için çok hüzünlü, bana göre insanlık suçuydu. Şimdi içimde öyle bir nefret var ki, çirkin pislik bir insana dönüşecek de olsam o kötü adama kendini bok gibi hissettirmek için aklımdan fena fikirler geçiyor. Şimdi onu polar bir battaniyeye sarıp, sarılıp, hepsi geçecek ve iyiler kazanacak filan gibi şeyler söylemek gerek. İyi bakmak gerek. Ihlamur kaynatmak, göğüs kafesine yayılmış olan fili düşünmesin diye hikayeler anlatmak gerek. Ama o çok uzakta. Ve ben, geleceğin psikologu, konuşmakta hiç iyi olmadığımdan onu aramaya çekiniyorum. Ne kötü.
15 Aralık 2013 Pazar
14 Aralık 2013 Cumartesi
13. cuma sabahına Paris caddesi'ne girmek üzereyken Amerikan Büyükelçiliği kapısından fırlayan takım elbiseli yaşlı bir adamın "az önce fotoğraf çekmişsiniz.... benimle gelir misiniz çektiğiniz fotoğraflara bakmam gerekiyor..... hmm...... öğrenci misiniz.... hmm..... kimlik alabilir miyim....... tamam buralar hassas bölge bir daha buralarda fotoğraf çekmeyin....." cümleleriyle başlamam günün geri kalanı hakkında biraz bilgi verebilir sanıyorum. Aslında olay Atatürk Bulvarı'nın bomboş olması ve tatlı bir güneş vurması ve benim "ay dur şurayı çekim bi" demem ama ters ışık yüzünden çekemememden ibaretti. Elçilikle herhangi bir göz teması bile kurmamıştım. Caddeye girerken de elçilik parmaklıklarında "fotoğraf çekmek yasaktır" tabelasını görüp "hehe düşünsene bi de beni görmüşlermiş teeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ordan :D::Ddd" diye düşünmüştüm. Zaten amca bey de ben bunu düşündükten 10 saniye sonra belirdi. O yüzden pek şaşıramadım diyebilirim. Sonra gözümün önüne içerde kamera görüntülerini izleyen bir grup insan geldi. Yakınlarda olay olmuyor bari karşı caddeye zoom yapalım belki bir şeyler olur diyip "ALLAHIM SONUNDA BİR İŞ ÇIKTI!" diye sevinen bir grup insan. Amca beyle konuşurken fazla gerildiğim ve asiliğimi sadece polislere yönlendirmeye hazırlandığım için "Çekmedim abi. Valla çekmedim. Ben yolu çekiyoydum yokşa şikmişim ameyikayı :(((" gibi şeyler demiş olabilirim.
Günün geri kalanında yaşadıklarımı anlatmayacağım çünkü kelimelerle taşak geçilebilir hale getirebileceğim tek olay buydu.
Fakaaat, asıl konuyu elbet bir yere bağlayacağım.
Şuraya;
Aylar önce, St. Antuan'ın avlusunda "Hfff Hristiyanlık çk sçma .:S:s.s" dedikten 2 saniye sonra LAPS diye ayağımı burkup "JESUS.... IS THAT YOU......." diye göğe bakmıştım. Nası da abartıyorum... Ama bi "lan?" olmadım değil. Hala o burkuğun ağrısıyla bilmem neyiyle uğraşırken 13. cuma'da yarakkürek şeyler yaşamama ne demeli? Bütün bunlar Hristiyan olmam için bana gönderilen işaretler. Neyse efendim ben de dedim madem Jesus da bu kadar ısrar ediyor, e olayım bari Hristiyan.Olayım ama mesela bayramdan bayrama namaza giden, ramazanda alkol tüketmeyen müslüman kardeşlerim gibi olayım. Ne bileyim işte Christmas'tır, Halloween'dir filan, o sheqil takılırım. Nasıl? Hem yılbaşı ağaçlarına bakıp bakıp "allam çok saçma ama çok güzel" demeyi bırakırım. Sonuçta bütün bunlar imanın şartları.
Günün geri kalanında yaşadıklarımı anlatmayacağım çünkü kelimelerle taşak geçilebilir hale getirebileceğim tek olay buydu.
Fakaaat, asıl konuyu elbet bir yere bağlayacağım.
Şuraya;
Aylar önce, St. Antuan'ın avlusunda "Hfff Hristiyanlık çk sçma .:S:s.s" dedikten 2 saniye sonra LAPS diye ayağımı burkup "JESUS.... IS THAT YOU......." diye göğe bakmıştım. Nası da abartıyorum... Ama bi "lan?" olmadım değil. Hala o burkuğun ağrısıyla bilmem neyiyle uğraşırken 13. cuma'da yarakkürek şeyler yaşamama ne demeli? Bütün bunlar Hristiyan olmam için bana gönderilen işaretler. Neyse efendim ben de dedim madem Jesus da bu kadar ısrar ediyor, e olayım bari Hristiyan.Olayım ama mesela bayramdan bayrama namaza giden, ramazanda alkol tüketmeyen müslüman kardeşlerim gibi olayım. Ne bileyim işte Christmas'tır, Halloween'dir filan, o sheqil takılırım. Nasıl? Hem yılbaşı ağaçlarına bakıp bakıp "allam çok saçma ama çok güzel" demeyi bırakırım. Sonuçta bütün bunlar imanın şartları.
12 Aralık 2013 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)