14 Aralık 2013 Cumartesi

13. cuma sabahına Paris caddesi'ne girmek üzereyken Amerikan Büyükelçiliği kapısından fırlayan takım elbiseli yaşlı bir adamın "az önce fotoğraf çekmişsiniz.... benimle gelir misiniz çektiğiniz fotoğraflara bakmam gerekiyor..... hmm...... öğrenci misiniz.... hmm..... kimlik alabilir miyim....... tamam buralar hassas bölge bir daha buralarda fotoğraf çekmeyin....." cümleleriyle başlamam günün geri kalanı hakkında biraz bilgi verebilir sanıyorum. Aslında olay Atatürk Bulvarı'nın bomboş olması ve tatlı bir güneş vurması ve benim "ay dur şurayı çekim bi" demem ama ters ışık yüzünden çekemememden ibaretti. Elçilikle herhangi bir göz teması bile kurmamıştım. Caddeye girerken de elçilik parmaklıklarında "fotoğraf çekmek yasaktır" tabelasını görüp "hehe düşünsene bi de beni görmüşlermiş teeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ordan :D::Ddd" diye düşünmüştüm. Zaten amca bey de ben bunu düşündükten 10 saniye sonra belirdi. O yüzden pek şaşıramadım diyebilirim. Sonra gözümün önüne içerde kamera görüntülerini izleyen bir grup insan geldi. Yakınlarda olay olmuyor bari karşı caddeye zoom yapalım belki bir şeyler olur diyip "ALLAHIM SONUNDA BİR İŞ ÇIKTI!" diye sevinen bir grup insan. Amca beyle konuşurken fazla gerildiğim ve asiliğimi sadece polislere yönlendirmeye hazırlandığım için "Çekmedim abi. Valla çekmedim. Ben yolu çekiyoydum yokşa şikmişim ameyikayı :(((" gibi şeyler demiş olabilirim.

Günün geri kalanında yaşadıklarımı anlatmayacağım çünkü kelimelerle taşak geçilebilir hale getirebileceğim tek olay buydu.

Fakaaat, asıl konuyu elbet bir yere bağlayacağım.

Şuraya;

Aylar önce, St. Antuan'ın avlusunda "Hfff Hristiyanlık çk sçma .:S:s.s" dedikten 2 saniye sonra LAPS diye ayağımı burkup "JESUS.... IS THAT YOU......."  diye göğe bakmıştım. Nası da abartıyorum... Ama bi "lan?" olmadım değil. Hala o burkuğun ağrısıyla bilmem neyiyle uğraşırken 13. cuma'da yarakkürek şeyler yaşamama ne demeli? Bütün bunlar Hristiyan olmam için bana gönderilen işaretler. Neyse efendim ben de dedim madem Jesus da bu kadar ısrar ediyor, e olayım bari Hristiyan.Olayım ama mesela bayramdan bayrama namaza giden, ramazanda alkol tüketmeyen müslüman kardeşlerim gibi olayım. Ne bileyim işte Christmas'tır, Halloween'dir filan, o sheqil takılırım. Nasıl? Hem yılbaşı ağaçlarına bakıp bakıp "allam çok saçma ama çok güzel" demeyi bırakırım. Sonuçta bütün bunlar imanın şartları.

12 Aralık 2013 Perşembe

10 Aralık 2013 Salı

Merhaba!

Üçbeş günlük ders çalışma kahrımın ardından yeniden kafası rahat bir insan oldum. Sınavlar da fena geçmedi. Dün mr çektirmeye gittim ve bir ara bacaklarımın erimeye başladığını filan sandım. Oralarda bir yerlerde zamanı gösteren bir şeyler olmalı ama yok. O iyrenç korkunç seslerin arasında bacağımın yandığını düşünürken bi yandan da "lan 15 dakkayı kesin geçti. Bence beni unuttular. Ama ya bu bir yanılsamaysa? Ya aslında daha 5 dakika olduysa ve ben hareket edersem ve bu sefer tekrar baştan başlarlarsa. Ayağını düşünme ayağını düşünme laylay. Seslerden şarkı yap. Hay sikem böyle şarkıyı. Kimse yok mu ya :(" gibi türlü çeşitli şeyler düşündüm. Biter bitmez bacağıma dokundum ve yööe, herhangi bir fazladan ısı belirtisi yoktu.

İki gün perception çalışmış biri olarak diyebilirim ki; insan beyni çok acayip. Vardığım sonuç bu.

-dizimag'in kapanması kalbimi kırdı. Biz de biliyoz torrent'ten dizi indirmesini ama bazılarımızın internetleri yarakkürek olduğundan 2 saatte anca iniyor bir bölüm. Hem yurtta olsam ne olacaktı? Torrent yasak orda mesela. HE NE OLACAKTI?

9 Aralık 2013 Pazartesi

Merhaba!

Çalışmak değil de çalışmak zorunda olmak boktan. Yoksa çalışma esnasında bi acı çekmiyorum ama çalışmaya başlamadan öncesi baya kahırlı. Bugün dersim yok, 1 saat sonra filan okula gideceğim, orda beraber çalışacağız. Sonra 5buçuk'ta ayağımı iyileştirme ve geliştirme çalışmalarım için yine hastaneye gideceğim. Sonra eve gelip çalışmaya devam etmek zorundayım ühühü işte bu zorunda olmak kısmı beni çok üzüyor çook! ÇOK ÖZGÜR RUHLU BİR İNSANIM DA :s.SS

Yeni yıl geliyor demek ve bu yıl bitiyor demek arasında çokça fark var. Eskiden bir yıl mutlu bir yıl mutsuz olduğumu belirlemiştim ve eğer bu doğruysa 2014'te mutsuz olmam gerekiyor. Korkuyorum biraz. O yüzden hööeeoaa yeni yıl geliyeeoeööe diye heyecanlanmıyorum bu yıl. 2013 güzeldi. Hala da güzel. Yaz hariç gerçi. 2013 yazından pek memnun kalmadım ama olsun. Boş boş yazıyorum yine hııamına. Ama geçen seneki yeni yıl içlenmeli yazımda şöyle demişim;

-2013'ünüz güzel geçsin. Ben artık herhangi bir beklenti içerisine girmiyorum. Yıllara, aylara, mevsimlere anlam yüklemiyorum. Buna kendim karar vermedim. İçimdeki anlam yükleme mekanizması kendiliğinden çökmüş. Ruhum kulaklarımdan akmış. Ama canım sağolmuş.

Doğru demişim. Anlam yüklemeyince daha güzel olmuş. İyi ki de yüklememişim valla ooh.























-Bu erken bi yeni yıl içlenmeli yazı oldu sanırım. Belki yeniden yazarım.

5 Aralık 2013 Perşembe

Hiç yaşanmasaydı da olurdu günleri'ne bir yenisi daha eklendi. Bu çeşit günler genellikle sınavlardan birkaç gün önceye denk geliyor. Hmm. Bütün gün kayda değer hiçbir şey yapmamış olmak, biraz bunalmak, havanın erken kararmasının da etkisiyle daha da bunalmak, canı sıkılmak. Böyle bir gündü.

Dün soğuktan ölmemeyi başarıp Duygu ve Reyyan'la Gezici Festival'e gittik. Dur bakim neydi, Ain't Them Bodies Saints'miş. Kahır bela hislerle dolup çıktık. Sonra kahve içtik. Kahve, muhabbet ve ufo pek tatlı geldi, kalkamadık. Sinema biletlerinin çirkinliğine üzülüyorum. Hele alışveriş merkezlerindekiler. Üf. Bildiğin fiş. Fiş ya. Neden öyle ki?

Bugün kayda değer bir şey yaptım bu arada: Eczaneye gidip babanneme nurofen aldım. İnsanlık için küçük, benim için de küçük, babanem zaten alzaymır, kime büyük bir adımdı? Hiç kimseye. Normal adımdı. Sonuçta sadece büyük ve önemli adımları kayda geçireceğiz diye bir kural yok.

-Paris'e gidebilecek miyiz?



1 Aralık 2013 Pazar

Bugün pazar.
Bugün beni güneşe çıkaramadılar çünkü hava bok gibi ama annemlerle sinemaya gittik. Tamam mıyız?'a. Güzel filmmiş ya. Yani çok da güzel değil ama güzel işte. Biraz kafamı kurcalayan şeyler var. Ama şimdi değinmeyecem onlara çünkü film yorumlamak denince akla, hemen benim adım gelmez. Hiç gelmez. Ne gerek var allağaseniz?

AYAK MACERAM

Böyle başlık atsam ya ahsjd. Şey ya. Yarın tekrar hastaneye gidicem. Çünkü bu ayak düzelmiyor. Zaten hiçbir şey yapmadan düzelmesini beklemek çok saçmaydı lan. Hiçbir şey yapmadım da değil aslında ama, yaptıklarımdan sonra geçmemesi ve sonra kendiliğinden geçeceğine olan inancım. Ço saçma. Bozulan rotring kalemlerimi kalemliğime koyup birkaç gün elleşmezdim ve tekrar aldığımda düzeldiklerini fark ederdim. Aynı anda birden fazla rotringim olmadı. Bu birkaç sefer olan ve tecrübeyle sabit bir şey. Neyse işte, bu ayağımın iyileşmesine olan inancım bununla alakalı bence. NASIL DA PSİKOLOG.

-Ya hayatım boyunca topuklu giyemezsem :(

30 Kasım 2013 Cumartesi

Sarhoş olmak ama öyle ne dediğini bilemeyecek kadar değil, mantıklı ama normalden farklı olarak günlük hayatta kullanmadığın kelimelerle bezeli cümleler kurduracak kadar. Sonrası zaten selamet.