2 Mayıs 2013 Perşembe

Hayatta 2 problemim var;
Birincisi; akademik yaşantımın bir türlü belini doğrultamaması.
İkincisi; tırnaklarımdaki yara bereler.

Bu 2 problem ben kendimi bildim bileli peşimi bırakmıyor. Geçen gün hayatımın ne kadar sorunsuz gittiğini düşündükten sonra hiç utanmadan "kesin ip var kehkehkeh" bile dedim. İnsan geriliyor. Korkuyor. Sonra işte aklıma bu iki problemim geliyor. Bunlar olmasaydı diyorum, herhalde birinin elinden kaçırdığı bir uçan balon gibi süzülürdüm. Hiç kimsecikler de indiremezdi. Sonra bir yerlerde söner giderdim. Öyle düşünüyorum. Bu aklileştirme. Biliyorum. Belki de değildir. Belki de haklıyımdır. Çok önemsememeye çalışıyorum. Ah ben olmak ne kadar zor. Mesela tırnaklar çok acıyor. Ojeler çirkin görünüyor. Sevgilinin ellerinize baktığını fark ettiğinizde parmaklarınızı avuç içlerinize kıvırmanız gerekiyor. Hergün birkaç kere "bugün tırnaklarımın etrafındaki derileri koparmayacağım. Minik yaralar hemen geçiverirler." dersiniz ve bunu dedikten 1 saniye sonra o şeytan tırnağını oradan söküp atmak için dayanılmaz bir arzu duyarsınız. Bir psikolog bu durum için öfkeyi kendinden çıkarmak demişti. Öfkeli değilim. Bence bunlar stresten oluyor. Gerginlikten. Stresli veya gergin değilim. Akademik başarısızlığımı kafaya takmıyorum. Sosyal ilişkilerim desen gırla gidiyor. Ben şımarık bir sefa pezevengiyim. Benim paşa gönlüm hepinizin ırzına geçer. Akşamına da şeytan tırnağı yeriz.

Herkes benim için var. Herkes beni çok sevsin. Bana iyi davranıp ne kadar tatlı göründüğümden söz etsinler. Saçlarımın nasıl da uzadığını, ne kadar güzelleştiğimi, dinlediğim müziklerin ne kadar güzel olduğunu, kepçe olan sağ kulağımın bana ayrı bir hava kattığını da söylesinler. Ne kadar eğlenceli bir insan olduğumu da , beni hep çok özlediklerini de.

Ama olmaz ki.

Paşa gönlüm doymaz ki.



22 Nisan 2013 Pazartesi


+Komşu komşuu!
-YEAH
+Oğlun geldi mii?
-Yyyoğv!
+Ne getirdii?
-DRUGS!

28 Mart 2013 Perşembe

Bazen bir şey için okul kimliğimi cüzdanımdan çıkarıyorum, sonra tekrar cüzdana koymaya üşenip cebime filan koyuyorum. Sonra saatler geçiyor ve o kimlik cepte duruyor, duruyor. Ben unutuyorum orda olduğunu. Gecenin bir saatinde yurda girecekken cüzdanımı bi açıyorum;

ALLLLAAAAAAAAAAAAAM NAAAPÇÇÇAAAM?! ETRAFTA KİMSE YOK NASI GİRİCEM İÇERİ HADİ DİYELİM BİNAYA GİRDİM KORİDORA NASI GİRİCEM HADİ DİYELİM YURT GÖREVLİSİ AÇTI DİĞER GÜNLER NAPICAM YURTTA KALMAYAN BİR ARKADAŞIMIN KİMLİĞİYLE GİRMEYİ Mİ DENESEM AMA YOK KAYITLI OLMADIĞI İÇİN KAPI AÇILMAZ OF YENİ KİMLİK Mİ ÇIKARCAM NEREYE BAŞVURCAM ÖĞRENCİ İŞLERİNE Mİ KONSEYE Mİ REKTÖRE TİVİT Mİ ATSAM NE YAPACAĞIM BEN NE NEDEN KÖTÜ ŞEYLER HEP İYİ İNSANLARIN BAŞINA GELİYOR NEDEN HER ŞEY ÜST ÜSTE GELİYOR NEREDE KAYBETTİM BEN KİMLİĞİMİ YOKSA BİRİSİ KÖTÜ EMELLERİ İÇİN ÇALDI MI HAYAT BU KADAR ZOR OLMAK ZORUNDA MI KAHRETSİN ÇOK MUTSUZUM ŞU AN EVE GİTMEK VE ANNEMİN DİZİNE YATIP KELİME OYUNU SEYRETMEK İÇİN NELER VERMEZDİM BÜYÜMEK İSTEMİ ha cebime koyduydum.

25 Mart 2013 Pazartesi

Psikolojik kökenli fiziksel reaksiyon göstermede bir numarayım ama şimdi bir sorunumuz var;
Midem psikolojik mi bulanıyor, yoksa gerçekten mi bulanıyor?
Bize okulda neden bunların yerine beyin anatomisi öğretiyorlar?
Ben acaba psikoloji diye yanlış bölümün derslerine mi giriyorum?
Hava ne zaman tam anlamıyla ısınacak?
Bir sorunumuz var demiştim. Durunamadım. Gidiyom.

-Bu hafta spora başlıyorum.

13 Mart 2013 Çarşamba

Twitter'da Ülkünün Ağabeyi Galip Erdem tt'sini gördüm. Twitter'daki tt'lerin beyin fakirliğinden yakınıp dururum genelde. Ülkücünün Ağabeyi Galip Erdem dedikleri Galip Erdem'i tanıyorum. Ben ona Galip dede derdim. Görünce biraz gülümsedim. Kendisini çocukken pek severdim. Çocukken tanıdım. Çocukken öldü. Siyasi kimliği de hiçbir zaman umurumda olmadı. Ölüm yıl dönümüymüş. 2 sene önce tumblr'ıma şöyle bir şeyler yazmıştım;


Benim adımı Galip isminde bir yaşlı amca koymuş. Az kalsın adım Aybala olacakmış. İçinizde Aybalalar varsa, özür diliyorum ama iyi ki adım Aybala olmamış. Galip amca son anda yetişmiş. Kendi kızının adı da Bilge. 

Ben küçükken Galip amca, -biz Galip dede diyorduk-, cuma günleri bize gelirdi. Şu büyük ülker çikolatalar var ya, onlardan getirirdi. Her cuma heyecanlanırdım. Sonra bir fotoğrafımız vardı birlikte ama bulamadım, onun kucağında uyuyakalmışım, parmağım da ağzımda böyle. Ben senelerce parmak emdim. Şimdiki ortodontik tedavilerin kökeni ona dayanır. Neyse, ben anasınıfındayken Galip dede öldü. Beni okuldan alıp cenazeye götürmüşlerdi. Mart veya Nisan’dı galiba, bilemedim şimdi.

Yani diyeceğim o ki, sonsuz tane paralel evren içindeki Bilgelerden yaz tatili saykodelik geçen ve her daim mutlu olanının adı muhtemelen Bilge değildir çünkü o paralel evrendeki Galip dede belki daha önce ölmüştür ve ben doğduğumda adımı koyamamıştır ve o paralel evrendeki adı Bilge olmayan Bilge Galip dedeyle hiç tanışmamıştır ve cuma günleri kocaman çikolatalar için heyecanlanmamıştır ve o kucakta uyuyakalmalı fotoğraf da hiç çekilmemiştir. Bu yüzden, hayal meyal hatırladığım Galip dedeyle tanışamama ihtimali yüzünden, sonsuz tane paralel evren içindeki yaz tatili süpersonik geçen ben’e üzülüyorum ve şimdiki halim için mutlu oluyorum.

Yaz tatilim bok gibi geçiyor ama
hayal meyal çikolata tatları hala damağımda..

11 Mart 2013 Pazartesi

8 Mart 2013 Cuma