7 Şubat 2013 Perşembe

Sallanan süt diş ile oynayıp oynayıp çıkarmak, dişi tükürmek, açılan boşluğu dil ile yoklamak.

-Çok özlediğim hislerden.
Sırf "Yüzyüzeyken Konuşuruz" kulağa aşıkken nasıl geliyor diye merak ettiğimden ameliyatla kendimi aşık ettireceğim. Müdehalesiz aşık olacağım yok, onu anladım.

Yazar o işlerin öyle işlemediğini biliyor, canı sıkıldığından boş konuşuyor. Yoksa çok dolu konuşur.


En sevdiğim insanların doğum günlerinde çok mutlu oluyorum.
Diyeceğim o ki, bugün de Duygu'nun doğum günüydü, dolayısıyla çok mutluydum.
Sürpiz parti organizatörü olduğum için de ceket giydim. Yoksa neden giyeyim?













































































5 Şubat 2013 Salı

Enerjim çekildi.
Kimseye hiçbir şey anlatasım yok. Oturuyoruz mesela, içime içime yutuyorum harfleri. Dinlemiyorum da pek. Ama gülüyorum. Gülmek bedava.
Dün 4 saat dersim vardı ve toplamda 20 dakika sürdüler. Ve bittiğinde yine OKUMAK ÇOK ZOR LAN diye bağıra bağıra kendimi Esra'nın odasına zor attım. Sonra Ece'nin doğum gününe gittik.







































3 Şubat 2013 Pazar

Yeniden yurt.
Gözlerim yanıyor, bakamıyom.

1 Şubat 2013 Cuma

Kaloriferi köklenmiş bir oda.
Odada biri 100 yaşında bir adam diğeri genç bir kadın olmak üzere iki Amerikalı hoca.
Elimde imzalanmasını talep ettiğim ek kredi başvuru formları. (Biri olmazsa diğerini imzalasınlar diye çoğul ;))
Bir ara derdimi anlatamamaktan bayılacak gibi oluyorum. Hani derdimi anlatacak kadar İngilizce biliyordum, ne oldu? O kadar akademik essay'ler yazdık, research paper'lar hazırladık, ne oldu? Kendimi iki Amerikalıya DO I HAVE TO diye bağırırken buldum. 

Bütün her şey yalan olacak biliyor musunuz? İnsanlar.. Bütün bu varlıklar.. Bakın işte.. İşte her şey bu.. BİR HİÇ! Bu bedeni görüyor musunuz? Yok ki... Ben bile yokum.. Ben kimim bilmiyorum... Kendime bazen çok değişik şaljdf'la bakıyorum ama, ne olacak bilmiyorum. Hayaller insan mı, yoksa bizler hayal miyiz?