7 Ekim 2012 Pazar

Mesela yarın quizim olduğunu "just a reminder" başlıklı mail sayesinde öğreniyorum. Hocanın remind etmek gibi bir zorunluluğu yok mesela. Hiç de sevmediğim bir kadın kendisi. Ama insanlık ölmemiş. Benim gibi "ne yapsam da daha huzursuz yaşasam?" diye düşünüp duran öğrenciler vardır belki diye mail atıyor. Muhtemelen o sınıfta quiz olduğunu yeni öğrenen tek kişi benimdir. Çünkü derse geç kaldığımda amfinin en arkasına oturup "sana şu an tepeden bakıyorum aziz statistics in psychology dersi" ve "dersi dinliyorum gözlerim kapalı" mısralarını içselleştiriyordum ki bir de baktım kendimi birtakım ufak rüyalara gark etmişim. Gözler kapalı ders dinlenmiyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Sonuç olarak istatistik gibi ne sikim yaptığımız hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bir dersi okulun en sevdiğim binası olan sanatlı Grafik Tasarım binasında alıyoruz ve o güzelim binayı böyle pis işlerle kirletiyormuşuz gibime geliyor. Ben de buna tepki olarak dersi gözlerim kapalı dinliyorum. Aslında öyle bir şey yok. Yani evet o binada istatistik dersi işlememizi hoş bulmuyorum ama bu dersi dinlememe engel değil. Dersi dinlemiyorum çünkü ayakkabılarım sarı. Hayır. Saçlarım uzadı. Yok. Kahvaltıda süt içtim. Durumun ne kadar ciddi olduğunun farkına varın istiyorum. Beni iyileştirin istiyorum. Kendimi Türk psikologlarına emanet ediyorum.
Şu fotoğraftaki güneş gözlüğünden bile görülebilen boş, anlamsız ve bitkin bakışımı bütün insanlığa armağan ediyorum.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Dün iki buçuk saat boyunca aynı masa etrafında oturduk ve sonlara doğru açılan savaş muhabbeti canımı bir hayli sıktı. Canımı sıkan şey savaş hakkında konuşmak değildi elbette, etrafımda savaşa destek veren insanların olduğunu görmekti. Elim ayağım titredi. Konuşmayı kestim çünkü sesim de titremeye başlamıştı. Sustum. Üst üste birkaç sigara yaktım. Neyse ki derse az kalmıştı ve oradan koşar adımlarla uzaklaştım.

Bugün annemin günü varmış. Akşam üzeri de Neval, Duygu, Esra ve Barış'la buluşacaktık. Bari evden erken çıkıp Kitap Kurdu'nda huzurlanayım. Çünkü bir süredir yine huzurum kaçık. Yine içimden bir şey yapmak gelmiyor. Ne istediğim ve ne bulduğum ve nerede olduğum konusunda korkunç şeyler düşünmeye başladım.

Cognitive psychology dersinde beynimize hayran kalmayı planlarken fakir fakir şeylerde nasıl yanıldığımızı görüp insan beynini küçümsedim. Tabii bunun ucu tanrıya dayandı.

-Kış beni biraz korkutuyor.

5 Ekim 2012 Cuma


































Tuvalet girişi için fazla huzurlu değil mi sizce de?

4 Ekim 2012 Perşembe

Bugün cognitive psychology dersinde hep birlikte imana geldik


"O zamanlar her şey normal geliyordu. Hiç derdim yoktu. Belki de mutluluk buydu.."

5 ekim'e kadar Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde Çağdaş İtalyan Fimleri Haftası şeysi var. Dün akşam biz La Kryptonite Nella Borsa filmini izledik. Yarın da gitmeyi düşünüyoruz. Güzel yani. Gidin. Güzel. Öyle.


-Bazen rüyalarımızda hayatımızda hiç görmediğimizi düşündüğümüz birilerini görme durumuna akıl sır erdiremiyorum. Muhtemelen günlük hayatımızda hiç dikkat etmediğimiz yüzleri aslında bilinçaltımıza vakumlayıp rüyalarımıza konuk ediyoruzdur. FAKAT. Ya öyle değilse? Her şey çok karışık. 

2 Ekim 2012 Salı

Bugün ilk paramı kazandım. Tam olarak 9TL. Geçen gün bir hocanın araştırmasında gönüllü olmak isteyip istemediğimizin ve katılırsak para kazanacağımızın yazılı olduğu maili yanıtladım ve araştırmaya katıldım. 100 soruluk bir genel kültür testini cevaplandırmamız gerekiyordu ve her doğru cevabımız için 20 kuruş kazanacaktık. Sorular "Halley kuyruklu yıldızı dünyaya en son hangi yılda yaklaşmıştır?" gibi şeyler olduğundan büyük kısmını sallayarak araştırmadan 45 doğru yanıt ve 9TL ile ayrıldım. Adam yanlışlıkla 10 lira verdiğinde 1 lirasını iade ederek de birkaç karma point kazanmayı ihmal etmedim. Nurbahar karmaya olan inancımı sarsacak bilimsel açıklamalar yaptı geçen gün. İlk başta tatmin oldum. Sonra geçti. Belki bir süre sonra karmadan tamamen sıyrılır mutlu mesut bir hayata kavuşurum.

Dün drama atölyesinde, "sahnede ayıp olmaz" kuralını özümsemek amaçlı birbirimize küfürler ettik. Tanımadığım bir insana sahnede GÖTÜNE DİNOZOR TAŞŞŞAĞ GİRSİN diye bağırmak kendimi iyi hissettirdi. Drama atölyesinde devamlılık sağlamak istiyorum, umarım güzel gider.

Bugün sosyal psikoloji dersinde gruplara ayrılıp "Birden fazla oda arkadaşına sahip olmak erkek öğrencilerin akademik performanslarını kadın öğrencilerin akademik performanslarından negatif olarak daha çok etkiler." diye sikimsonik bir şeye hipotez yazıp araştırma yapıyormuş gibi davranmamız gerekiyordu ve deney yapmanın ne kadar zor olduğunu fark ettim. Şimdi öğrencileri 50 kadın 50 erkek olarak alsak yaşlarını neye göre alacağız? Yaşlarını 18-22 olarak alsak, üniversiteye yeni başlayanların akademik performansları adaptasyon problemi yüzünden de manipüle olabilir ve araştırma epic fail olur. Hadi onu hallettik diyelim, akademik performanslarını neye göre ölçeceğiz? Not ortalamalarına göre desek, önceki yıllarla karşılaştırmamız gerekecek. Önceki yıllarla karşılaştırmaya kalksak bu adamların her yıl aynı tarz odalarda kaldığını da belirtmemiz gerekecek. 100 kişinin ne zaman kaç kişilik odada kalıp kalmadığınööeöröeröeöre?

-Sürekli açık algılara olan ihtiyacımı kendi başıma gideremediğimden okulun psikologundan randevu aldım. Haftaya terapim başlıyor.