5 Ekim 2015 Pazartesi

Hep aynı kalmasını istediğim şeyler zamanla birlikte gittikçe geride kalıp silikleşiyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu acizlik çok üzücü. Ama hep böyle olur zaten. Yani, hep aynı kalmasını istediğim yeni şeyler olur. Hep aynı kalmasını istediğim eski şeyler git gide silikleşir. Bu sonsuza kadar böyle gider.

-beynim yanacak. çok yorgunum.

2 Ekim 2015 Cuma

Ankara'da kendimi bok gibi hissediyordum.
İstanbul'da kendimi bok gibi hissediyorum.
Kendimi bok gibi hissediyorum.
Neden kendimi bok gibi hissediyorum ya?
Bu kış nasıl geçecek şimdi mesela. Bi de o var. Hava çok kötü. Karanlık, rüzgarlı.
Ne yapacağız çocuklar, söylesenize?!

29 Eylül 2015 Salı

Son 9 saattir ne mi yapıyorum?

14:30 gibi evden çıkıyorum, 15:00 havaşına binmek üzere aşti'ye gidiyorum. 16:00 gibi havaalanına varıyorum. İşte bavul vermesiydi güvenliğiydi filan derken biraz daha zaman geçiyor: 17:20 uçağı 17:40'a erteleniyor. Uçağa biniyorum. Uçakta yoğun trafik nedeniyle 1 saat bekliyorum. Uçak kalkıyor. Uçuyorum filan bi süre. Sonra "artık alçalması gerekmiyor muydu...." diye kıpırdanmaya başladığım sırada kaptan pilotumuz diyor ki "İstanbul'daki hava muhalefeti nedeniyle 15 dakikadır Ankara-İstanbul arası bi bölgede uçuyoruz, hava durumuna göre devam edeceğiz fakat büyük ihtimalle Ankara'ya dönmek durumunda kalacağız." Çok uçmalı yolculuklar yapmadım fakat hiç böyle bir şey duymamıştım. Baya garip geldi. Hatta şaka sanıp gülebilirdim. Neyse, geri dönüyoruz. Bu sefer uçakta baya bir bekliyorum. Sonra hostesler diyor ki, isteyen inebilir. Bekleyenlerle yakıt yüklemesinden sonra devam edeceğiz. Ben de beklemeyi seçiyorum. Hem de ne kadar bekleyeceğimi bilmediğim halde. Bir süre sonra uçuşun iptal olduğunu söylüyorlar. Bilet iadesi için bilet satış kuyruğuna giriyorum ve burada birtakım deli beyler var. Bilet satıştaki olayla asla ilgisi olmayan kıza bağırıp çağırmaya başlayıp insanları gaza getirmeye çalışıyorlar. "O UÇAK KAL-KA-CAK!" filan diye bağırıyorlar. Elinde olsa uçağı kendileri uçuracaklar. Yaklaşık 3 saat de bu iş için bekledikten sonra tekrar evime geliyorum. Sabah 9'a otobüs bileti aldım. Bugün de "hahahah çok akıllıyım, erkenden uçak biletimi ucuza alıp yollarda sürünmemiş olacağım" filan demiştim.

-of keşke ucuz mal alacak kadar zengin olmasam.

27 Eylül 2015 Pazar

Ailenden uzaktayken ailenin herhangi bir paralel evrende bile yapmanı istemeyeceği şeyler yapıyorsun ama eve geldiğinde sigara içmek için herkesin uyumasını bekliyorsun. Bu ikiye bölünmüşlüğün içinde gizlenen çiçek gibi naif hisler asla açıklayamadığım bir şekilde içimi ferahlatıyor.

26 Eylül 2015 Cumartesi

Ankara'ya geleli 1 hafta olmuş. Sanki 3 gün olmuş gibi. Zamanın bu kadar hızlı akması hem güzel hem korkunç. Bu blog'ta en çok bahsettiğim şey herhalde zamanın hızlı akması olabilir ya. Pazartesi yine İstanbul. Biraz sıkıldım. Bunaldım. Ne yaptığım hakkında pek fikrim yok gibi. Ama aslında kafamda planlar belirip duruyor. Tezimin survey'ini yeniden yürütmeye başladım. 1 sene boyunca eşcinsellerin partner seçimlerini evrimsel olarak inceledim, 3 ay yattım, result'ı unutmuşum? asjdfk. üf. BİBOKOLMAZBENDEN.

Yarın Seğmenler'de yuvarlanacağız.

-sanırım ben deliyim.

16 Eylül 2015 Çarşamba

İstanbul'u sevmiyorum. Daha doğrusu, hiçbir şey hissetmiyorum. Zaman-mekan'dan bağımsız, asla benimseyemeden, duruyorum. Bunu en çok toplu taşımalarda fark ediyorum. Boğaz çok güzel. Çok estetik. Martılar var. Deniz. Vapur. Balıkmalık. Ve şuursuzca seyrettiğim daha bir sürü şey.

-hayatımı tüketiyormuşum, gibi.

15 Eylül 2015 Salı

Kendi kendime birtakım radikal kararlar almaya ve uygulamamaya devam ederek çürüttüğüm güzel yıllarım aynı şekilde sürmekte. Bu yaz yapacak ne çok işim, okuyacak kitaplarım ve düşünecek şeylerim vardı. Yaz bitiverdi. Eylül'ü bile ortalamışız, nasıl oldu bu? Ekim falan da gider bu gidişle, demiş. Doğru demiş. Birkaç saat sonra Nilsu'yla skype buluşmamız var. Amerika'daki yeni odasını görmek, biriktirdiği yeni anıları dinlemek ve ona kararlarımdan bahsetmek için sabırsızlanıyorum.

Geçen gün Merve hayatına girdiğim insanlarda her zaman iz bıraktığımı düşündüğünü söyledi. Aksini düşünemiyorum, dedi. Bense hep aksini düşünürüm. Garip.

İstanbul'da Eylül esintileri var da kokusunu alamıyorum bir türlü. Haftasonu Ankara'ya gidip Eylül'ün hakkını vereyim. Böyle olmaz.

-yarın sabah erken kalkıp sahilde bisiklet süreyim.