19 Temmuz 2017 Çarşamba

Hafta sonu aşırı aşırı aşırı sevdiğim insanlarla Çeşme'deydim. Kısacık minicik bir tatil. Eskiden gittiğimizde günlerce kaldığımızdan saçma sapan beach'lere filan giderdik. Şimdi 3 tanecik günümüzü sadece akşamları dondurma filan yemek için siteden ayrılmak şeklinde geçirdik. Sanki eskisi kadar çok gülme krizine girmedik gibi hissettim. Gülecek şeyler mi azaldı? Durumumuz gülme krizlerine girmek için fazla mı hüzünlüydü yoksa benim son zamanlardaki karamsarlığımın sebebi varoluşsal sorunlarım mı gülmeme engel oldu bilemiyorum.

Sonra İzmir'de Reyhan Pastanesi'nde otururken acaba 35 yaşımızda filan da bu Çeşme tatilimizden yapacak mıyız diye düşündük. Nilsu dedi ki;

"Çok büyük bi aksilik olmazsa yaparız bence. Yani... Ölüm gibi..."






17 Temmuz 2017 Pazartesi

a lie
is
simply a lie
it draws its strength from belief.
stop believing
in
what hurts you. 

11 Temmuz 2017 Salı

Sanki bir şey bekliyormuşum gibi.
Yani sanki bir şey olacakmış da, o zamana kadar zaman geçirmek için,
öyle.

6 Temmuz 2017 Perşembe

Aşırı kısa olan hayattan birazcık keyif alabilmek için hayatta kalmamız, bunun için para kazanmamız, onun için de çalışmamız gerekiyor. Sonra işe giderken kuryenin biri bize çarpıyor. Hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor.

Dünya dönmeye devam ediyor da,
sanki ne oluyor?

2 Temmuz 2017 Pazar

Sanki bir şey bütün yazma hevesimi çekip çıkarıverdi. Ne oldu bilemiyorum. Bu blog'un zamanla yok olacağını biliyorum ama bu kadar erken olacağını düşünmemiştim. Biraz zorlayayım bari kendimi. Çünkü güzel bir şey yani bu. Senelerdir yapmayı bırakmadığım nadir şeylerden biri.

Geçen hafta Ankara'daydım. Bir kutu kestane şekerini bitireyazdım. Kestane şekeri çok güzel bir şey. Keşke kutuyu bitirseydim.

Hava çok sıcak. Dün klima aldık ama birkaç gün sonra gelecek. Bu durumda klima almış olmamızın hiçbir anlamı yok gibi bir şey. Çünkü birkaç gün sonra hava bu kadar sıcak olmayacak. Kediyi görünce bile ateş basıyor. Bu sıcakta tüy sahibi olmak korkunç hissettiriyor. Bir de dar kot giyen insanları görünce fenalık geçirecek gibi oluyorum. Hatta kot giyen insan görünce. Direkt pantolonlu insan görünce ya. Bacaklarıma herhangi bir şeyin temas etmesi ihtimali baya kötü.

Okuduktan sonra bana hiçbir bok hissettirmeyecek leş gibi bir yazı oldu buyrunuz. Orange is the black'e devam edeyim madem napayım. Şu an öğrenci olmayı, hiçbir işimin olmamasını çok isterdim. Acaba nereye kadar hafta içi işe gidip cuma cumartesi akşamları içip pazar malak gibi yatmaya devam edeceğim. Şimdilik eh, o kadar kötü değil de, hiç bitmeyecek hissi baya geriyor insanı. Adeta bir bad trip. 

-Hadi baybay.