15 Ekim 2018 Pazartesi

Geçen sene bugün gün boyu Ozan'da sims oynadıktan sonra akşam annemin ABLAN DOĞURUYOR telefonunu alıp uçarak (hayır  hiç de uçmayarak, önce kendi evime ordan esenler otogara) Ankara'ya gitmiştim. Benim hayalimde sabaha doğru doğması falan vardı ama ben otobüse bindiğim sırada, yani sanırım bu saatlerde doğmuştu. Güleç yüzlü minik balığım Alpkuş, iyi ki doğdun.



Haftasonu hem köyümün başkent oluşunu hem de Alptuğ'un doğum gününü kutlamak için Ankara'ya gittim. "Acaba ne kadar kaldı geri dönmeme" diye düşündüm durdum.

Gelirken bir çanta dolusu daha kitap getirdim. Bu ikiye bölünmüşlük kolaylaşacağı yerde iyice zorlaşmaya başladı.

-izleyip göreceğiz.


8 Ekim 2018 Pazartesi

sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar

işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buz dağında

                             Turgut Uyar

5 Ekim 2018 Cuma

İstanbul'da 3. senem.

Sanki 16 senedir buradaymışım ve yaşanacak bir şey, tanışacak insanlar, biriktirecek anılar kalmamış gibi hissediyorum. 

Bazen de çok kısa bir anlığına şöyle hissediyorum: BELKİ DE EĞLENCE YENİ BAŞLIYORDUR? OLABİLİR Mİ BÖYLE BİR ŞEY?

Sonra bu hissim bir anda kayboluyor: Yok beeee too old for this shit.

-lütfen olsun çünkü.

2 Ekim 2018 Salı

















Hop! Süzül. Hop! Koş. Hop! Ağla. Hop! Patla.