21 Mart 2017 Salı

Dün annemin dizine yattım ve zorla saçlarımla oynatıyordum. Sonra birden "odanın rengini değiştircem, ayrıca artık geldiğinde oturma odasında kalcaksın." dedi. Son zamanlarda duymayı en son istediğim şey "gitmesem de, kalmasam da o ev bizim evimizdir" rahatlığını bana veren yerin elimden alınacağıydı. HAYIR YA, dedim. NEDEN? Sonra annemin asıl derdinin tabii ki benim mavi duvarlarım değil, hala kendisini bırakıp gittiğimi düşünmesi olduğunu fark ettim. Bir an kendimi aşırı güvensiz, çıplak ve korunmasız hissettim. İstanbul'daki odam bana pek oda gibi değil, uyuma yeri gibi geldiği için, günlük hayatımda asla Ankara'daki odamı düşünmediğim halde onun orada olması bana iyi hissettirdiği için, ve artık öyle bir yer olmayacağı için.

Fuck. Dertlerime bir yenisi daha eklendi. Şimdi kendime yeni bir oda edinmem gerekecek. Virginia Woolf'u seneler önce okuyup asla yeterince ciddiye almamamın cezasını 26 yaşıma birkaç ay kala çekiyorum.

Ayrıca bu nasıl çocukluk; büyü, büyü bitemedi.





















Temmuz 2012, Ankara

16 Mart 2017 Perşembe

sonra işte, dünyadaki bütün camlar kırıldı. 
kırılmış yani.

11 Mart 2017 Cumartesi

senden kaçmak saç ma.
seni sevmek de öy le.