30 Ocak 2017 Pazartesi

Hem defterlere hem buralara çok fazla yazdığım, çok fazla fotoğraf çektiğim için geçmiş anıları diğer insanlara göre daha iyi kodluyorum. Facebook'un "geçen sene bugün" özelliği de bu yüzden baya hoşuma gidiyor çünkü GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRİYORUZ. Bugün; geçen sene bugün paylaştığım bir çiçek fotoğrafı önüme düşmüş bulundu. Arkadaşımın nikahına gitmiştim. Onun gelin çiçeği. Sonra dıkş dıkş o gün gözlerimin önünde diziliverdi. Nikaha gittim. Nikahtan sonra yemeğe, yemekten sonra Hisarüstü'ne gittim. Tam istediğim hava şartlarındaki bir odada, kanepenin yerini değiştirip The Fall izledik. Şarap içtik. Anı kutusu karıştırdık. Google maps'ten birbirimize çocukluğumuzun geçtiği yerleri gösterdik ve ben bu geceyi farkında olmadan "hatırlamaya değer geceler listem"e çoktan eklemiştim bile.

Sonrasında bir çok kere rulokatlı kahveli kahvaltılar, 'sıcak kahvaltı'lı kahvaltılar, başka başka yerlerdeki başka kahvaltılar, pankekli kahvaltılar yaptık. Belki birbirimize değil ama kahvaltıya gereken özveriyi vermiş bulunduk. Dünya güneşin etrafındaki bir tam dönüşünü tamamlayamadan bir sürü bir sürü şey değişti. Kahvaltıları ayırdık.


24 Ocak 2017 Salı

Merhaba.

Mayıs ayında sümüklerimden ameliyat olup rapor aldıktan sonra "iş görmezlik ödeneği"denilen bir şeyin peşine düşmem gerekiyordu. Hala düşmedim. Yine yetişkinliğe kafa attığım bir örnek mi acaba bu yoksa akademik yaşantımdaki procrastination kanserimin okul sonrası hayatımdaki karşılığı mı? Bence ikincisi. Her şeyi "BUNUN İÇİN ÇOK GENCİM ::(" diye iteleyemem değil mi? İtelememeliyimdir.

Geçen akşam dizi izlerken ruh hastası kedim durduk yere kolumu koparmak suretiyle beni ısırdı. Sonra kendisine "seni çok seviyorum, neden böyle yapıyorsun, hayatta güvenebileceğim tek canlı sensin...." gibi bir kısmı abartılı ama geneli abartısız olan birtakım laflar ettim. Bir süre sonra götünü kaldırdı ve patileriyle kollarımı açıp kucağıma kuruldu. Sonra ben n'aptım? AĞLAMAYA BAŞLADIM. Gözlerinin içine bakıp "BALIIM :::''')))" diyerek ağladım. Bir süre bu saçma an devam etti ve tekrar ısırıp kalkıp gitti. Kediyle yaşamak insana bir sürü şey öğretiyor. Ben elmayı seviyorum diye elmanın da beni sevmesinin şart olmadığı, seviyorsa da benim yöntemimle sevmek zorunda olmadığı.. gibi. Bunları 25 yıllık ahir ömrümde çeşitli insan ilişkilerinde kah elmanın kendisi olarak kah olmayarak defalarca deneyimlemiş olmama rağmen, hiçbiri bir kedi etkisi yaratmamıştı. Şimdi her şey çok daha net.

İlerleyen yıllarda bir tane de köpek edinip aynı anda elma ve armut olmayı deneyimlemek istiyorum. Hep birlikte yuvarlanıp gideriz. Zaten hayat böyle bir şey değil mi? İyi de ben en çok karpuz severim, o da sadece bir mevsim var. Bu durumda napıyorduk?

- B E K L İ Y O R D U K .

17 Ocak 2017 Salı

Geçen sene bu zamanlar ne kadar da üzgünmüşüm.
Sonrasında pek çok kereler sevindim ama baya bir üzgünmüşüm, okudum da. Bu "hislerin ani değişimleri" konusu baya bir canımı sıkmaya başladı ama eğlenceli de geliyor biraz. Herhalde bu benim yeni yıl şeyim.

-neyim?

9 Ocak 2017 Pazartesi



















"Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam..."

3 Ocak 2017 Salı

Yeni bir proje kapsamında Suriyeli çocukların gittikleri okullarda gözlem yapmaya başladım. Derslere girip sınıfı izliyorum. Bir tane çocuk öğretmene bir şey sordu. Tercümana sordum, ne sordu diye. Demiş ki;

" W H A T  I S  H O P E  ? "