2 Temmuz 2017 Pazar

Sanki bir şey bütün yazma hevesimi çekip çıkarıverdi. Ne oldu bilemiyorum. Bu blog'un zamanla yok olacağını biliyorum ama bu kadar erken olacağını düşünmemiştim. Biraz zorlayayım bari kendimi. Çünkü güzel bir şey yani bu. Senelerdir yapmayı bırakmadığım nadir şeylerden biri.

Geçen hafta Ankara'daydım. Bir kutu kestane şekerini bitireyazdım. Kestane şekeri çok güzel bir şey. Keşke kutuyu bitirseydim.

Hava çok sıcak. Dün klima aldık ama birkaç gün sonra gelecek. Bu durumda klima almış olmamızın hiçbir anlamı yok gibi bir şey. Çünkü birkaç gün sonra hava bu kadar sıcak olmayacak. Kediyi görünce bile ateş basıyor. Bu sıcakta tüy sahibi olmak korkunç hissettiriyor. Bir de dar kot giyen insanları görünce fenalık geçirecek gibi oluyorum. Hatta kot giyen insan görünce. Direkt pantolonlu insan görünce ya. Bacaklarıma herhangi bir şeyin temas etmesi ihtimali baya kötü.

Okuduktan sonra bana hiçbir bok hissettirmeyecek leş gibi bir yazı oldu buyrunuz. Orange is the black'e devam edeyim madem napayım. Şu an öğrenci olmayı, hiçbir işimin olmamasını çok isterdim. Acaba nereye kadar hafta içi işe gidip cuma cumartesi akşamları içip pazar malak gibi yatmaya devam edeceğim. Şimdilik eh, o kadar kötü değil de, hiç bitmeyecek hissi baya geriyor insanı. Adeta bir bad trip. 

-Hadi baybay.





1 yorum: