30 Ekim 2016 Pazar

Dün akşam gıda zehirlendim. Hastaneye giderken "ulan neyse ki aklım yerinde" dedim. Çünkü geri kalan her şey frontal lobe'umu çıkarıp kenara koyduğum akşamkiyle aynıydı. Gerçekten baya büyük bir şeyden geçmişim o akşam. Onu fark ettim.

-sims indiriyorum. Bu beni bir süre oyalayacaktır, diye düşünüyorum.

28 Ekim 2016 Cuma

Regresyon: Ankara'ya gelir gelmez eve girip çaya petibör bisküvi bandım. Keşke bir daha dönmesem.

26 Ekim 2016 Çarşamba

Bazen çok yoğun duygular yaşadığımızda ve karar vermek zorunda olduğumuzda yanlış bir şey yapmamak için sakinleşmeyi beklememize ve mantığımızı devreye sokmamıza yarayan beyin bölgemiz canımız her şeyimiz prefrontal cortex'imize hak ettiği değeri verelim, arada soğutalım,

-ki yanmasın.

24 Ekim 2016 Pazartesi

Buraya yine bir sürü şey yazıp yazıp sildim. Kendimi ifade edemiyorum. Sonra şunu buldum;

"Bazen hayatımdaki insanlar için fazla düşünceli olduğumu düşünüyorum. Hayatımda olmayan insanlar için de fazla düşünceliyim. Bunu hak ettiklerinden emin değilim. Ve kimsenin bundan haberi yok. Fevri davranıyorlar ve sanki kollarıyla yanlışlıkla bir yerlere çarpıp bir şeyleri düşürüp kırıyorlar."      18.07.2014, ben.

"fevri davranıyorlar ve sanki kollarıyla yanlışlıkla bir yerlere çarpıp bir şeyleri düşürüp kırıyorlar."

"sanki kollarıyla yanlışlıkla bir yerlere çarpıp... kırıyorlar."

"yanlışlıkla bir yerlere çarpıp..."

"yanlışlıkla.."

Fazla düşünceli oluşumdan yakınırken bile kimselere toz kondurmamışım. Kesin yanlışlıkla kırıyorlardır çünkü. Çünkü herkes herkese çok değer verir ve kimse kimseyi üzmek istemez ve istemeden üzdüyseler özür dilerler ama işte n'apsınlar hayat yani olur böyle şeyler.

-he kesin yanlışlıkla.

-he.

22 Ekim 2016 Cumartesi

Ben üzülüp buraya bir şey yazdığımda eğer okuyorlarsa beni üzdüğünü düşünen herkes yazdıklarımı üzerine alabiliyor.

Demek ki çok genel üzülüyorum.

-kahvaltıda gofret yemek hiç benim yapacağım türden bir geçiştirme değil. ama bazen böyle şeyler olabiliyor.

16 Ekim 2016 Pazar

Şu an Bilkent'te olmayı çok isterdim. Tek başıma 76'nın önündeki banklardan birinde sigara içmek isterdim. Orda üşümek ve üzülmek isterdim. Sonra belki Meltem'in yanına çıkardım. Biraz da onunla üzülürdük, sonra pizza söylerdik. Sonra bir şeyler izleyip ranzada gülme krizine girerdik. Sonra sinirlerimiz bozulurdu ve uyurduk.

Üzerinde "fuck it, let's go to Ankara" yazılı olan bir görsel vardı. Onun "fuck it, let's go to Bilkent"lisini istiyorum.

-fuck it.

3 Ekim 2016 Pazartesi

Cumartesi akşamı kendi ellerimle frontal lobe'umu çıkarıp birkaç saatliğine kenara koydum. Sonra neler neler. Ama neler. Buradan çıkardığım ders tabii ki de bir daha asla frontal lobe'umu kenaraya koymayacak oluşum değil, gerçekliğe gereken önemi vermem gerektiği. Canım gerçeklik. Lobe'u tekrar yerine koyduğumda gözümün önündeki ve algılarım dahilindeki her şeyi öpesim geldi.

-öpmedim. onun yerine aşırı iyi bir kahvaltı yaptım. ama zaten benim için güzel bir kahvaltı, gerçek hayatta gerçek kendimi gerçekten öpmek gibi bir şey.

-G E R Ç E K T E N  M İ ?

sonradan gelen edit: