12 Aralık 2016 Pazartesi

Midterm, final, tez muhabbetlerinin aramızdaki son öğrencilerin de mezun olmasıyla sona ermesi ve konuların çeşitli kurumsal meselelere dönmesini hala şaşkınlıkla izliyorum. Hatta bazen aralara evlilik temalı şeyler de giriyor. Bütün bunlar ne ara ve nasıl oldu hiçbir fikrim yok. Aslında her şey tam da olması gerektiği gibi oluyor. Her şey sırasını bekliyor. Sırası geldiğinde de asla affetmeyip hayatlarımıza giriveriyor. Bu öğrencilik-öğrencilikyetişkinlik-yetişkinlik üçlemesinin "öğrencilikyetişkinlik" kısmı sanki bitmeyecekmiş gibi. Para kazanıp kira ödüyoruz ama yaptığımız birçok şeyin yetişkinlikle alakası yok. "too old to lose it, too young to choose it" sancımız tahmin ettiğimizden de uzun süreceğe benziyor. Hatta bitişe o kadar yakın değiliz ki, buna "sancı" diyesim de pek gelmiyor, ne yalan söyleyeyim.

35 yaşında ve evli ve çocuklu olmam bir cuma akşamı Görkem'e gidip let's party içtikten sonra dansa gidemeyeceğim anlamına mı geliyor? Yoksa bunu zaten istemeyecek miyim? Geçenlerde Tuba Ünsal'ı bir partide sarhoş gördüm. Mirgün beyler de ortalıkta yoktu. BENİM NEYİM EKSİK? 

-boyum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder