14 Kasım 2016 Pazartesi

Merhaba.

2012'de filan yazdıklarımı okudum. Başkasının blog'unu okuyormuşum gibi geldi. Öncelikle -hiç mütevazi olamayacağım- çok komikmişim. Bu ufak tefek gündelik meselelere sokuşturduğum mizah duygusu nereye gitti hiç anlamıyorum. Farkında da değildim. Ev duygusunu kaybetmemle mi yoksa büyümemle mi ilgili bilemiyorum. İkisi birbirine bağlı da olabilir tabii.

Son zamanlarda önümde dev bir jenga oyunu duruyormuş ve bir parçasını çekmişim ve bütün parçalar bam güm üzerime yığılmış gibi geliyor. Kesin dolunaydan. Pis dolunay. Fak yu.

Bu leş metaforlarımı burada noktalıyorum. Yok toz taneciğiymişim de, yok jenga oynuyormuşum da. He aynen. O zaman bir anı: Küçükken jenga istiyordum, bi oyuncakçıdan adı jenga olmayan ama mantığı aynı olan bir oyun aldık. Çünkü jenga çok pahalıydı. O kadar leşti ki, marangozdan tahta kestirmek daha mantıklı olabilirdi. Cilasız bir takım parçalar. Bi parçayı çekiyosun ÖÖEEĞH diye bütün oyun devriliyor. Kıymıklı filan. O denli. Sonra ben elime keçeli kalem alıp parçaların üzerine jenga yazmıştım. Fakat bir sorun vardı: Jenga "c" ile yazılmıyordu.

-C E N G A.

-ver.

-cengaver.

2 yorum:

  1. Madem laf 2012'den açıldı, şunu alıntılamak istiyorum:

    "FRANSIZLARLA TEK BAŞIMIZA HARP ETTİK BİZ KURBAN OLSUN MARAŞLI'YA"

    YanıtlaSil