28 Eylül 2016 Çarşamba

Kendimce en büyük yeteneğim alerjiyle soğuk algınlığını ayırt edebiliyor oluşumdu fakat son 1 haftada bu yetenetiğimi de yitirmiş bulunmaktayım. Bugün hastaneye gittim. Bu soğuk algınlığı değil, dedi, ALERJİ BU. Ben zaten şüphelenmiştim. Neyse. Muayene için yüksek bir meblağ ödedim. Çıkarken doktorun verdiği iğneyi vurdurdum. Hemşire elime bir kağıt tutuşturdu ve "iğne için de kayıt yaptırmanız gerekiyor." dedi. Para vermemek için götümde pamukla metrobüse kaçtım.

İğne etkisini gösterdi. 1 haftadır ilk kez koku ve tat aldım. Geçen gün Ozan'la yaptığımız kabak yemeğinin kalanını, haftasonu gaza gelip aldığımız sonsuz tane abur cuburun bir kısmını yedim.

Bir keresinde Bilkent'ten bir arkadaşım nörolojik bir sorundan dolayı çocukluğundan beri koku alamadığını anlatmıştı. Aklımı yitirecek gibi olmuştum. Hala ara sıra aklıma gelir. Dünyada çok ciddi hastalıklar ve büyük acılar var ve fakat koku ve tat alamamayı neden küçümseyelim ki?

1 yorum:

  1. İgnenin iyi gelmesine sevindim tekrar yazmanızada. Koku deyince aklıma ilk okuduğum kitap olan Patrick Süskind'in "KOKU" adlı romanı geldi.O kitapta da tam tersi aşırı koku alma kabiliyeti olan ama kendi kokusu olmayan bir insandan bahseder. Yaşanmışlıklarınızı,düşüncelerinizi okunası hale getirenin içerisindeki doğallık ve çekince duymadadan ortaya konan ben buyum mayası olduğunu düşünüyorum. Alerjisiz günler dileğiyle...

    YanıtlaSil