2 Temmuz 2016 Cumartesi

Merhaba.

Şu an 100. yıl'da bir evde yalnızım. Kahvaltıda dün akşam birilerinin aldığı bir poşetten bulduğum sandviç ve ayranı yedim. Saçlarım yağlı. Sular kesik. Ve büyük bir mutsuzluk göğüs kafesime sıcak hava üfürür durumda.

Param olmadığı için arkadaşlarımla tatile gidemedim. İstanbul'da, evde birkaç çok güzel günden sonra, hayatımıza yeni katılan küçüğü bırakacak bir yer bulamadığımdan, Ankara'ya planladığımdan daha erken gelmek durumunda kaldım. (Trende kedi için bilet alabiliyormuşuz ama sadece dün için boş yer vardı falan filan..) Kedi annesi olmanın beraberinde getirdiği fedakarlıklar listesine bunu da ekleyin. Buraya kadar gelip neden kendi evimde olmadığımı da boş verin.

Her şeye haddinden fazla kafa yoruyorum. Bu şekilde yaşayamam.







































-Acaba Balım, hepimizin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında mı?

1 yorum: