21 Mart 2016 Pazartesi

Birkaç sene önce psikoloji mezunu ama psikolog olmayan biri olma kararlılığını gösterme nedenlerim kendimi  ne olursa, ama ne olursa olsun, sonsuzluk kadar neuroscience da bilsem, sosyal psikoloji benim için sadece keyifli bir ders değil de her şeyi açıklayan bir kurum gibi de olsa, insan ilişkilerindeki karmaşıklığı, insanın bencilliğini, arsızlığını, arzularını ve kelimenin gerçek anlamıyla hayvanlıklarını asla ama asla anlayamayacak olduğuma inandırışımdı. Özellikle 22 yaşındayken böyle şeylere inanmak çok kolay. Kendini insan sarrafı sanmalar, çok kırıldım, aman da çok inandım-lar, falanlar filanlar. Sonra ne oldu da işler değişti? İnsanlığa merhamet pompalamak isteyen yanımla, hayat çok kısa ve insan üzerinde bu kadar kafa yormama değecek bir canlı değil diyen yanım büyük kavgalar mı verdi? Sanmıyorum. Olaylar kendiliğinden gelişti. Şimdi bir şeye kırıldığımda, bunu karşımdaki insana söyleme ________________ kendi kendime etrafa bakarak "laylaylom, ne güzeldir salağa yatmak" isimli şarkımı söyleyerek kırlarda sekme davranışı gösteriyorum.

Boşluğa gelebilecek alternatif söz öbekleri;

a) zahmetinde bulunmayıp
b) cesaretini gösteremeyip
c) gereği duymayıp

Kırlarda sekme davranışı gösteriyorum. Kelimeler ağzımdan olay yerindeki emniyet şeridi ve boş kovanlar kaldırıldıktan sonra dökülüyor hakimim. Bunun içinse biraz alkol gerekiyor.

Şimdi bir şeye kırıldığımda, bunu karşımdaki insana söyleme cesaretini gösteremeyip kendi kendime etrafa bakarak "laylaylom, ne güzeldir salağa yatmak" isimli şarkımı söyleyerek kırlarda sekme davranışı gösteriyorum. Hayır efendim, cesaretle, salağa yatmakla bir ilgisi yok. Ben sadece emotion regulation şampiyonluğunu 1 puanla kaçırdım. Yani şampiyon sayılırım. Bunu herkes bilir. Kafa karıştırmaya gerek yok.

Neyse, şimdilerde, paralel evrendeki psikoloji mezunu ama psikolog olmamış Bilge'yi düşünüyorum. Muhtemelen kafası daha rahat. Benim de kafam rahat. Kafa rahatlığı göreceliliği. Görümcelik. Örümcek.

Şimdi bir şeye kırıldığımda, o şeyin hevesim olduğunu fark ediyor, öznesine commit edemiyorum. Ağzından burnundan şefkat fışkıran bir insan olarak -evet, asla mütevazı olamayacağım bir konu- ağzımdan burnumdan çıkan tek şey "meh" oluyor. Arkamı dönüp gitmek daha cazip geliyor, ne yalan söyleyeyim. Paralel evrendeki Bilge büyük ihtimalle hevesinin kırıldığı şeylerle bağlantılı olan öznelere "so long and thanks for all the fish" diyip olay yerinden uzaklaşıyor. Psikologluğa da öyle dedi. Belki yalan dünya işinde öğle arası sezar salata ve coca cola zero siparişi veriyor. Mesai saatlerinde imac'inden tweet atıyor. Benim aksime, paralel evrenlerdeki versiyonlarını düşünmüyor.

-Sonra belki de bugünkü kazada ölüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder