27 Ocak 2016 Çarşamba

Sabah yine erkenden kalkıp Sultanbeyli'ye gitmek üzere evden çıkıyorum. Shuttle'da gönüllü attendance'ını aldıktan sonra yola çıkıyoruz. İstanbul'un saçma sapan yollarından geçiyoruz. Her yer erimiş kar ve çamurlarla dolu. Şimdi bahar ya da yaz olsa buralar nasıl olurdu diye düşünüp hayal etmeye çalışıyorum, yine çirkin görünüyor gözüme. Bu 3. workshop'ım. Yeni çocuklarla tanışıyorum yani. 3. kez. Seanslar bittiğinde bazen zamanımız kalıyor. Çocukları servislere yollamadan önce vakit geçsin diye sınıfta bazı oyunlar oynuyoruz. Bir hayvan olsan hangi hayvan olurdun sorusuna "kuş" diyen ve nereye uçmak isterdin dediğimizde Suriye diyen çocuğa ben bakamıyorum. Tepki veremiyorum. Kafamı çevirip başka bir şeyle ilgileniyorum. Bir an kafamın içinde küçük çocuk kanatlanıyor, minik renkli bir kuşa dönüşüp aralık pencereden uçuveriyor. Terk etmek zorunda kaldığı evine mi uçacak, oralar hala çok tehlikeli, diye endişelenip yine çocukla asla ilgilenmeden yavaşça pencereyi kapatıyorum.

-şimdilik güvendeyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder