31 Ekim 2015 Cumartesi

Kendimi çok güzel anlarda çok güzel insanlarla çok fazla gülerken ve aynı zamanda o andan hiç keyif almazken yakalıyorum. Bu çok can sıkıcı bir şey. Ben böyle değildim. Son birkaç ay beni o kadar yıprattı ki, hayatımın geri kalanıyla ilgili hiçbir şeyi merak etmiyor ve ölene kadar bir yorganın altından çıkmamaya karar vermekte de bir beis görmüyorum. Henüz yorgan sahibi değilim.

-ve fakat yatağım salı günü geliyor.

29 Ekim 2015 Perşembe

Dün gece serotonin çeşmesi yine açık kaldı. Evi su bastı.
Dolgum düştü. Dişim ben farkına varmadan bütün dilimi kesmiş.
Şimdi çok acıyor. Ankara'dayım. Annem kış çayı verdi. Soğuğa çıkıp saç kestireceğim. 
Geleceği düşünme
Geleceği düşünme
Geleceği düşünme.

Geleceği.






-düşünme. 

24 Ekim 2015 Cumartesi

5 gündür Suriyeli çocuklarla sanat terapisi yapıyoruz. Yorgunluktan hasta oldum ama çok mutluyum. Bugün veda günümüzdü. Her session'ın sonunda kendimi tutamayıp ağladım. O çocuklar o kadar masum o kadar tatlılar ki. Suratlarına bakınca neler yaşadıklarını ve neler yaşayacaklarını hayal edip delirecek gibi oldum. Umalım ki zorluklarla karşılaşmasınlar. Karşılaşacaklar, evet. Güçlü olabilsinler.

Bu arada bu satırları 2 senedir "müstakbel evimden yazıyorum" diyip durduğum yerden yazıyorum ve bilin bakalım ne? Müstakbel değil artık. İlk gecemde yalnızım. Hastayım ve ada çayı içiyorum. Yarın ablamla yatak almaya gidicez.

-bi de lamba.

22 Ekim 2015 Perşembe

"Annemle karşılıklı ilk sigara içişimiz, bu akşamları yağmurlu gündüzleri pek sıcak İstanbul Haziran'ına denk geldi." diye yazmıştım, Haziran ayında. L şeklindeki bu salonda, sigara L'nin uzun kısmında, yemek masasının pencereye yakın bölümünde içiliyor. Evin asıl sahipleri öyle yapıyordu yani. Ben de burada kaldığım için böyle yapıyorum. Neyse, eğer L'nin kısa kısmında sigara içiliyorsa bunun 2 sebebi vardır. 1) Ev sahipleri paşa gönüllerini eğlemek istemiştir ve bu çok nadir görülür. 2) Ev sahipleri çok kederli veya sinirlidir. Bu yazılı olmayan kurallar, sözlü olarak da hiç dile getirilmediler. Sadece benim sessiz gözlemlerim sonucu vardığım şeyler. Bu akşam yine L'nin kısa kısmında sigara içildi. Ve içen bendim. Ve diyebilirim ki, paşa gönlümü eğleyecek bir halde değilim. Ve bardağın dolu tarafından bakacak halde de değilim ama diyelim ki kendimi zorladım, ev sahibi mi oldum acaba? Müthiş. Tam ihtiyacım olan şeydi çünkü.

-Haziran'ın hüznü Kasım'a sıçradı.

17 Ekim 2015 Cumartesi

Nefes alamıyorum,
etrafa bıraktığım izlenimlerin aksine.
-çok uzaklardan söz etmiyorum bile. Oralar zaten hep çok uzaktılar.

5 Ekim 2015 Pazartesi

Hep aynı kalmasını istediğim şeyler zamanla birlikte gittikçe geride kalıp silikleşiyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu acizlik çok üzücü. Ama hep böyle olur zaten. Yani, hep aynı kalmasını istediğim yeni şeyler olur. Hep aynı kalmasını istediğim eski şeyler git gide silikleşir. Bu sonsuza kadar böyle gider.

-beynim yanacak. çok yorgunum.

2 Ekim 2015 Cuma

Ankara'da kendimi bok gibi hissediyordum.
İstanbul'da kendimi bok gibi hissediyorum.
Kendimi bok gibi hissediyorum.
Neden kendimi bok gibi hissediyorum ya?
Bu kış nasıl geçecek şimdi mesela. Bi de o var. Hava çok kötü. Karanlık, rüzgarlı.
Ne yapacağız çocuklar, söylesenize?!