28 Nisan 2015 Salı

Bugün otobüste en arka cam kenarına oturdum. Kulaklığımı taktım. Bowerbirds çalıyo. Hafif esiyo böyle. Sonra ön koltukta bi hareketlenmeler, bi şeyler. Bi baktım arı. Kocaman bir arı. Yanımdaki teyze elindeki torbayı üstüme üstüme iteliyor filan. Herkeste bir tedirginlik. Arı gamsız. Arı açık cama yaklaşıyor, hop ucundan geri dönüyor. Birer koltuk yana kaydık. Teyzenin fevri hareketleri birbirini kovalıyor bu arada. Bütün bunlar da otobüsün arka kısmında oluyor. Ön tarafta ayaktaki bir çocuk görüyor sadece bizdeki hareketlenmeyi. Telefonla konuşuyor bi yandan. Gülüyor çaktırmadan. Arı bana yaklaştıkça geriliyorum. Çünkü böcek sonuçta. Liseli maskülen bi kız "biş yapmaz korkma" filan diyor. Ya bi şey yapmasın da, tüylü bir böcek o. Kanatları var. Rahatsız oluyorum arkadaşım, ne yapayım. Azcık daha diken üstünde oturup kalktım. Dedim size kolay gelsin, ben yolculuğuma her şeyden habersiz bir şekilde rızkına koşan ön tarafla devam edeceğim. O an arıdan habersiz ön kısım benim için Platon'un mağarası. Bir yandan da arıyı düşünüyorum, büyük ihtimal Konutkent taraflarından binmiş bulunmuş otobüse, bi inecek Keçiören'de. Geri nası dönsün? Yeni bir hayata başlamak zorunda. Tabii liseli maskülen kızın soru bankasının altında vıcığı çıkmadıysa.

-Yanlışlıkla şehirlerarası yolculuğa çıkan kara sinekler hakkında da yazacağım şeyler var.

21 Nisan 2015 Salı

Bugün yaklaşık 10 sene sonra filan ilk defa tepesinden enerji dengeleyip parmaklarımızla adam kaldırmaya çalıştık.

Kalkmadı.

19 Nisan 2015 Pazar

Hayatını gereksiz dramalar ve devrik cümlelerle yaşamaya çalışan insanlara sadece üzülüyorum. Çok edebi ve çok sanatlısınız dostlar. Aşklarınız da pek tutkulu. Ve diğer herkes çok sığ, değil mi? Siz öyle sanmaya devam edin ve bizi merak ederseniz hayatın her anından, ılık havalardan ve dostluklardan ölesiye keyif alıyor olacağız. Bir baharı atlamış olmak insana çok büyük mutsuzluklar verir. Benden söylemesi.

14 Nisan 2015 Salı

Hava çok güzeldi de bahar yorgunluğu mudur nedir, dersten sonra hemen eve dönesim geldi. Geldim, perdeleri kapatıp uyudum. Ooo üç saat filan. Okulda oturacaktık yoksa. Çimlerdee, orda burda. Sonra aman da mesajlar bir şeyler, Nilsu Amerika'dan kabul almış. Üf çok sevindim tabii ki ama içim de burkulmadı değil. Bir sürü duygu. Öncelikle salak kafam neden okulda durmadım da öğrendikleri an ben de orda değildim de sevinçten koşturamadım burkulması, sonralıkla da GİTMESİN ÇOK UZAK burkulması. Çok çok geç bulduğum içi dışı ayrı güzel bir insan. Zaten düşünüp duruyordum bu kızı kabul etmiyorlarsa kimleri ediyorlar diye de, artık hep beraber İstanbul'a gidecek olmayı iyice kafamızda oldurmuştuk. Böyle ani değişiklikler ne tuhaf. Hem çok sevinip hem başını öne eğmek filan amaaaaan. Gerizekalı kafam neden eve dönüp uyudum, bok vardı!

Okulun kapanmasına çok az kaldı. Lanetler yağdırıp durduğum yerle ilgili duygusal hisler beslemelerim başladı. Her bir yerine buğulu bakışlar atıyorum. HAYATA ATILMAK İSTEMİYORUM. OKUMAK İSTEMİYORUM. Durmak istiyorum. Hep beraber böyle. Duralım yani. Valla uyumam.

2 Nisan 2015 Perşembe

Mart dedin mi havaların ısınacağına inanmak aptallık. Nisan'da bile atkı takıyorken hele. Oysaki Şubat sonlarına doğru insan heyecanlanıyor. Bazı hocalar buçukta bitmesi gereken dersi uzatıyorlar ya hani, 35 oluyor, 40 oluyor, onun gibi. 20 geçe filan kıpırdanmaya başlarsın, kendini dışarı atasın gelir ama yok. Çıkamazsın.

Baharın asla gelmeyişini akademik yaşantımdan küçük örneklere benzettiğim bu küçük çalışmamla sizlere dersten sesleniyorum sevgili beni niye okuduğunu asla anlayamayacağım topluluk. Bugünlerde karmadan biraz tırsmaya başladım. Paris caddesi'ndeki bir apartmanın boşaltılıp yıkılması kadar süren ve sonra boyut değiştiren ilişkilerimiz, ve bizler. Bahar da asla gelmeyecek gibi zaten. Ağaçların çiçek açmasının hava soğukken hiçbir anlamı yok. Ya da gerçekten çok yaşlandım.