15 Aralık 2015 Salı

Ekim ayının ortası filan gibi, eğitimden bir hoca "geç kalabilirsiniz, olabilir, bakın İstanbul'da yaşıyoruz, trafik malum, bunun daha karı var kışı var, olabilir yani.." gibi bir şeyler söylerken ve tabii ki ben şuursuz bir şekilde boşluğa bakarken birden dik oturup hocaya baktım. NEY? İSTANBUL'DA MI YAŞIYORUZ? Bu an, İstanbul'da yaşamaya başladığıma ayıktığım andır. Haziran'dan beri buradayım mesela. Ve bahsettiğim anın üzerinden de birkaç ay geçti, başka şehrin toplu taşımasını kullanıyor, geldiğim yerde bulunmayacan canlılar görüyorum (abartmaya gerek yok, martılardan söz ediyorum), efendime söyleyeyim deniz olayı kapkarasal benim için tamamen yeni ve ne bileyim, kaş-bıyık aldırmak için bambaşka kuaförler keşfediyorum, ama hiçbirinde farklı bir şehirde yaşamaya başladığımı o ders o hocanın söylediklerinden sonra fark ettiğim gibi fark etmedim.

Bir diğer İstanbul'da yaşadığımı fark ettiğim an da, yine eğitimde bir derste, geçenlerde birinin "bugün Beşiktaş iskelesinde beklerken.."le başlayan bir cümle kurmasıyla belirdi. NEY? BEŞİKTAŞ MI? İSKELE??

Birkaç haftadır Üsküdar'dan Etiler'e geliyorum. Kıta değiştiriyorum. Böyle gamsızlık görülmedi. Nerede yaşadığımı hissedemiyorum. Olay çok samimi olmadığım birilerinin sanki çaktırmadan bana nerede yaşadığımı hatırlatmak isterlermiş gibi laf arasına şehirle ilgili bir şeyler sıkıştırmalarıyla ilgiliymiş gibi. -bir süredir kendime her şeyin benimle ilgili olmadığına dair telkinler veriyorum, işe yaramamış-

Kafamda ve kafalarımızda dönen bir sürü plan var. Bir tanesi Haziran ayında Ankara'ya taşınmakla ilgili. Ayrancı'ya. Back to huzur. Ve bu planın en kötü ihtimal olması beni mutluluktan ağlatabilir. Yanlış anlaşılmasın, burada keyfim yerinde. Ama havada bizden olmayan bir şeyler var. (Abartmaya gerek yok, martılardan söz ediyorum.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder