29 Haziran 2015 Pazartesi

İstanbul'daki ikinci haftam. İlk defa bu kadar uzun süre kaldım. Dün Pride'a gittik. Uzun süredir polis şiddetine maruz kalmamıştım. Arada böyle hatırlatmalar hafızayı taze tutmak açısından iyi olabiliyor. mu? Polis meydanı dağıttıktan sonra ara sokaklara kaçıştık ve küçük gruplar olarak tekrar toplandık. Aslında epey eğlendik diyebilirim. Sanki küçük küçük sokak partileri vardı.

Bugün kabak yemeği ve ütü yaptım. Aslında içinde bulunduğum durumdan hoşnutum çünkü bir procrastination kanseri olarak -her şeye üşenme ve yataktan asla çıkamama- bana kendimi bilişsel davranışçı terapileme fırsatı doğmuş oldu. Yani bütün gün yatıp film/dizi izlemek yerine yataktan çıkıyorum, çıktığım yetmiyor bir de odadan çıkıyorum, üstüne bir de yemek filan yapıyorum, kitap okuyorum, akşamında da dışarı mışarı çıkıyorum. İnanılmaz. Eski Bilge'nin dünyasında gün 24 saat değildi sanki. Eski Bilge ne ya ayrıca? Saçmalama.

Bir de yemek yapmanın ne kadar overrated bir şey olduğuna değinmek isterim. Annem senelerce ayak altında dolaşma, diyerek beni mutfaktan kovalayıp sonra da yemek yapmayı bilmediğim için sitem edip durdu ve fakat isteyince yapılıyormuş, nedir yani.

Bunun yanında kaçan hevesler var. Heves kaçması değil de belki de kafada defalarca düşünülüp tekrarlanan şeyin zamanla anlamsızlaşmaya başlaması. Buna engel olunması lazım. Ama benlik bir şey değil gibi pek.

-Bilkent'i çok özlüyorum?

4 yorum:

  1. Sen kendini güzel buluyo musun?

    YanıtlaSil
  2. Bilmem, tipim değilsin diyelim.

    YanıtlaSil