30 Ekim 2014 Perşembe

Buraya bir sürü şey yazmıştım. Sildim. Bir şey var içimde. Onu bulana kadar bana huzur yok. Mutluluk arayan zaten yok. Hayatımın kedilerle aramı düzeltmeye karar verdiğim dönemindeyim. Bu iyi şimdilik. Önemli de.


28 Ekim 2014 Salı

Bugün kendime çıkma teklifi ettim, kabul etti. Uzun zamandır beraber çıkmıyorduk. Eskisi gibi tek başıma manyak gibi dolanıp sonra da başkasinema'ya gireceğim. Umarım kendi sesimi unutana kadar yalnız kalırım. Bu tabii önce birkaç kişiyi davet etmem ve olumsuz yanıt almamdan sonra gelişti ama olsun. Benden iyisini mi bulucam ya? Hiç.

-bugün salı ama üç gündür pazar.
 bugün beni güneşe çıkaracağım.

26 Ekim 2014 Pazar

gündüzleri dışı kabuk bağlıyor,
geceleri yanakları yumuşatıcı kokuyor.

24 Ekim 2014 Cuma

İçim sıkılıyor. Bu sabah boğazımda bir düğümle uyandım. Çok sigara içtim. Öğleden sonra çok güldüm. Bunlar son sınıf bunalımları mı? Hayatım boyunca böyle mi olacağım mesela? Bir tutku sahibi olmamak ne üzücü. Her şey çok komik ve bir o kadar ürkütücü. Mehmet Pişkin'i düşünüp duruyorum, niyeyse. Halbuki hiç de sevmeyeceğim bir insan tipi. Ama o naifliğini ne yapıcaz? Ben hayatı çok seviyorum mesela. Gülme krizine girmeyi baya seviyorum. Sarhoş olmayı hele, üf. Ama ben napıcam. Birilerine herhangi bir şekilde herhangi bir faydam olacak mı? MFÖ dinliyorum. Sesleri ne güzel bu adamların ya. İstanbul'a gidecektim, vazgeçtim. Aslında şurdan şuraya gitmeye mecalim yok, biliyor musunuz? Ama her nasılsa her gün kalkıyorum, olmayan enerjimle derse gidiyorum, ya da gitmiyorum ama saatlerce geyik yapıp onlarca sigara içiyorum, konserlere partilere filmlere yetişiyorum, dakikalarca gülüyorum. Nasıl oluyor bu? Bıraksanız aralıksız uyuyabilirim, ama odam çok güneş alıyor ve bazen arı giriyor. Arılardan hoşlanmıyorum. Bir şekilde kalkıyorum yatağımdan, peeling filan yapıyorum, saçlarıma köpük sürüp iyice kıvırcıklaştırıyorum, bordo oje sürüyorum sonra ne giyeceğimi düşünüyorum. Fakat içten içe çürük bir meyve gibiyim. Kendi içimdeki bu dengesizlik bana kafayı yedirtecek.

-yurt koridorunda yürürken kapısı açık odaların içlerine bakıp biriyle gözgöze gelirsem çok utanıyorum. insanlar ne kadar düzenli. ben çok dağınık.

20 Ekim 2014 Pazartesi

















Bazen insanlardan çok korkuyorum, içimden ağlamak geliyor.
Bunları dün yazmış idim o yüzden gün kavramımız şeyolmasın. 

Tez işlerine girişmem lazım artık yoksa hoş şeyler olmayacak ama kendimi o kadar yorgun ve bitkin hissediyorum ki az önce "bugün güzeeelce uyuyup yarın güzel bir kahvaltıdan sonra oturur başlarım" diyerek avuttum. Hayatımda bir kere olsun şu procrastination yüklü avutmalar gerçek olsun, bir kere ya. Neyse be üf. Dün gece Melihlerdeydik. İkili ilişkilerde herkesin kendine göre haklı olduğunu kanıtlamaya çalışırken Melih ve Altay'ın O ZAMAN IŞİD DE HAKLI :S:s.s önermelerine "ikili ilişki dedik :(" argümanını sunmam pek bir şeyi değiştirmedi çünkü Melih'in sesi çok güzel o yüzden o kazanmış gibi oldu ama NO. Aslında tartışma çok daha uzun ve çetrefilliydi ve bu kadar sığ değildi ama şimdi oturup yazmaya o kadar üşendim ki bunu da tez avutmama yamayıp kurtulabilirim.

Birini karşınıza alıp konuştuğunuzda ve onun izin verdiği ölçüde kendisine ulaşabildiğinizi fark ettiğinizde yaşanan aydınlanma insana iyi hissettiriyor. Dikkatli konuşmak ve doğru kelimeleri seçmek çok zor ve bana kalırsa yine ve yine tam olarak çözümleyemedik ama en azından uzaklardaki ışıkların neden yanıp yanıp sönüyormuş gibi göründükleri konusunda anlaştık. Ki bu önemli bir bilgi. ve muhtemelen yanlış bir bilgi.  




AYSEL...Şaka şaka. Şarkı.
  ne izlediklerini bilene sürpriz ödüller.





















 Bu evde yaşayanlar, sigarayı azaltmak için sadece balkonda sigara içilmesine karar verdiler. Bazı rivayetlere göre bir süre balkonda yaşanmış, sonra donacak gibi olduklarında içeri girmeyi akıl etmişler. İşte yaşam savaşı, işte evrim.


16 Ekim 2014 Perşembe

Merhaba.
Bir sürü insan hakkında bir sürü yeni şey öğreniyorum ve genelde kendi tespitlerimden farksız olmuyorlar. Demek ki diyorum artık yavaş yavaş oluyorum. 23 yaşımdayım ve bugüne bugün psikolog sayılırım. Olsun o kadar. Haftaya İstanbul'a gideyim mi? Gideyim bence. Bir de dünkü konser çok eğlenceliydi. Keşke bütün şarkılarını bilseydim, tam bağıra bağıra eşlik etmelik grupmuş vallahi. Calculus sınavım yaklaşıyor. Kırılmasınlar diye özen gösterdiğimiz ama aslında sığır oldukları için birazcık kırılmayı hak eden insanlarla ne yapacağız çocuklar? Ben diyorum ki azıcık bi kıralım kendilerine gelsinler.























You can't sit with us çünkü düz saçlısın.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Merhaba.

Önceki yazıda bahsettiğim mükemmel çalışma planım vardı ya, tabii ki de hiçbiri gerçekleşmedi ve kendimizi sabahın 4'ünde T binasında ölümüne bir gıybete tutulmuşken bulduk. Konular yetişmedi, yetişenler tekrarlanmadı, yurda gidilmeye üşenildi, A binası koltuklarına uyundu. Çünkü manyağız amk. Cognitive and social development dersi için sabahlamak çok mantıklıydı da bugünkü tırt sınav için sabahlamak aşırı manasızdı ya. Neyse olsun. Gülmüş olduk. Akşam da Neval ve Marcus kardeşimiz için toplaştık. Yarın akşam konser var, biraz Son Feci Bisiklet çalışıp uyuyayım.

-hala öksürüyorum?

12 Ekim 2014 Pazar

Merhaba.

Salı günü sınavım var. 4buçuk aydır hiç ders çalışmadım, zaten 4buçuk ay önce de nasıl çalışıldığını pek bilemiyorken araya böyle uzun bir süre girince iyice unutmuşum. Çalışacak materyallerim tam. Ama açıp başlama kısmına girişemiyorum. O kadar zor geliyor ki, somatik baş ağrım bile tutuverdi birden. Procrastination kisvesi altında açıverdim yine ask.fm'ler bir şeyler. Ama Ebru falımda okulu uzatmayacağımı gördü. Onun rahatlığı bu. Yoksaaaa ben hiç böyle bir insan değilim.

Sabah 8:40'ta dersim var. Muhtemelen erken bitecek çünkü quizim var. Çalıştım mı, hayır. Sonra 1buçuğa kadar boşum. Müthiş programlı ve çalışkan olduğum için o boşlukta ders çalışacağım. Sonra girmekten keyif aldığım ve devamsızlık yapmadığım tek ders olan Gender and Media'ya girip yine aktivist aktivist lafa gireceğim. Hoca da genelde Türkçe konuşuyor, anadilimde çemkirmek gibisi yok. Sonra akşam 5buçukta hala herhangi bir şey yapmadığım ve üzerine düşünmediğim bitirme tezimin toplantısı var. O başlayana kadar da çalışırım. Toplantıdan sonra da. Oooh müthiş valla. Demek ki şimdi bi bölüm Fargo izleyip yatabilirim. Geçen dönem kızlarla saçççmasapan sabahlamalarımız çok güzeldi. Sabahın üçlerinde beşlerinde kampüsün türlü çeşitli yerlerinde fink atıyorduk. Özledim o günleri. Ama nisandı, mayıstı. Hava yumuşacıktı ve çok güzel kokuyordu. Yaz hayali kuruyorduk. Şimdi önümüzde yarakkürek bir kış var, mezuniyet var. Al işte moralim bozuldu. AL!

-canım mısır ekmeği ve yoğurt çekti.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Günlerdir uykusuzum. Öncelikle Çarşamba gecesi iç mimarlık işleri çok uzadı, sabah 5'e kadar adeta en amele kısımları bana itelediler. Ertesi gün Nilsu'nun geçmiş doğum gününü kutladık. Oturduğumuz yere bir palyaço yamandı, biz de masamıza davet ettik, içki ısmarladık. Tabii adamın sarhoş ve manyak olduğunu bilmiyorduk. Kalkmadan önce kişisel analizler yaptı ve elinde sigarası ve o kafasıyla hakkımda yaptığı analizler bile beni tanıdığı halde hakkımda çıkarım yapanlarınkinden bin kat daha başarılıydı. Sonra İlkyaz'da kaldık. Bu Tarz Benim'den sonra Cosmos izledik ve Cosmos'un ardından sabaha kadar ne konuştuk tahmin edersiniz. Sonra da birbirimizi pohpohlamaca oynadık. Çeşme'de de oynamıştık. Baya iyi oluyor çocuklar, yakın arkadaşlarınızla yapın. Şöyle ki, herkes birbirine güzel bi şeyler söylüyor. Götün çok güzelden tutun muhakeme yeteneğine hayranımlara kadar filan. İnsanın bazen böyle şeylere ihtiyacı oluyor be. Sonra hiç uyumadan kahvaltıya gittik. Yurda gittim akşama kadar uyuyam da akşama serserilikler yapam diye, ama kaloriferleri yakıyorlar ve odam o kadar çok güneş alıyor ki, 1 saat uyuduktan sonra sıcaktan uyandım. Sonra aşağılara indim Berkay'la gıybet edeyim de zaman geçsin diye. Fakat gıybet malzemelerimizin tükendiğini fark ettik. Sıkıntı büyük. Sonra 1 saat daha uyudum. Yanlışlıkla odamda sarhoş oldum. Sonra Kite'a Korhan Futacı konserine gittik. Konserden sonra da üst katta durduk ve ilkokuldan bir kızla karşılaştım. Kızla olan münasebetimizi o kadar hatırlamıyorum ki yani şuraya yazacak hiçbir şey bulamıyorum ama kendisi bana SENİ ÇOK SEVİYODUM YA BEN ÇOK AŞIRI MEMNUN OLDUM YA OF filan diyip sarıldı. Ben de "ben de seni çok seviyodum" diyecek olmadığımdan "hadi ya :)))" dedim. Bu Kite'a ikinci gidişimdi ve yine Sonra eve döndük. Tek kişilik koltukta uyuyakaldım. Sabah da uyanıp Momo'yla oynadım. Hayatımdaki ilk kedi çiziktiriğimi de edinmiş oldum elimde. Melihler uyanmayınca MEEH dedim çıktım. Su dalgası yaptırdım. Böyle diyince sanki onlara kızıp yaptırmışım gibi oldu ama hayır, zaten yaptıracaktım. Çok yorgunum çocuklar. 1-2 saat sonra yatıp deliksiz uyumak istiyorum. Okulun goygoy kısmı tükenmek üzere; pazartesi quiz'im, salı sınavım var. Gümmmbürgümbür gelmekte olan gelecek kaygısı içinse hala bir şeyler yapmıyorum.


















8 Ekim 2014 Çarşamba

Evde yaşamadığım her gün çeşitli rakenrolluklarla geçerken bayram nedeniyle huzur bombasına tutuldum, sizlere de huzurun fotoğrafını çektim, buyrun bakalım.


























Şu an Beren'in evinde bana ihtiyaç duyacakları anın gelmesini bekliyorum. Cafe maketi yapıyorlar. Sigortasız işçi olarak çağırıldım. Karın tokluğuna. Ama hala benim kısmım gelmedi. Benim de tez için literatür taramam gerekiyor gerçi. Ay ben nasıl mezun olcam. Ay ben. Bi de şeyi düşünüyorum, ben nasıl 4. sınıfa kadar geldim? Nasıl olabildi ya bu? Çok enteresan. Bu arada eğer ki psikolog olursam, bütün buraları böylece kapatmam gerekecek. Çünkü stalker danışanlarım tarafından keşfedilirsem rezalet çıkar. Haberiniz olsun yani, sonra vay efendim niye kapadın filan olmasın. Önceden haber veriyorum. 

Dalgacı Mahmut'u unutmuşum, hatırlayınca epey mutlu oldum. Çok seviyorum. 

Bir baş düşünürüm başımda
Bir mide düşünürüm midemde
Bir ayak düşünürüm ayağımda
Ne haltedeceğimi bilemem.

Yukarıda bahsi geçen rakenrolluklara örnek olarak: Geçen akşam Esra'nın odasında yatıp yuvarlanırken Meltem aradı ve "BEŞ DAKKA SONRA SERVİS VAR SİNEMAYA GİDİYOM HADİ BİNİYORUM " diyip kapadı. Servise yetişemedik. Otostop çektiğimiz bir arabada Stolen Dance dinleyerek aşırı hızdan öleyazdık. Ninja Turtles izleyip döndük. Ertesi sabah 7buçuk'ta kafamızda yılbaşı şapkalarıyla Ümitköy metrosundaydık. Bunun nedenini anlatmıyım da gizemli kalsın. NASIL? Baya çılgınız, aferim bize aq. 

5 Ekim 2014 Pazar

Alarm sesimi veya telefon melodimi değiştirince bile hayatta hiçbir şeyin aynı kalmadığına dair saçma sapan duygusallıklara girebiliyorum. Pms sayılırım. Dün 15 tane filan kestane şekeri yedim. Bugün keşke Meltem erkek olsaydı ya da eşcinsel olsaydık diye düşündüm. Bazen Sena için de aynı şeyi düşündüğüm oluyor. Kıvırcık kadınlara kadar eşcinselimdir belki de. Baya saçmaladım. Az önce de ELIT dersinin yeni sunumu için kendi kendime konuşma hazırlıyordum. Konu olarak gender'ı seçtim. Atıp tutuyordum. Akşam Morrissey dinleyip et doğradım. Tuhaf anlardı benim için. Vejetaryen olmayı beceremeyeceğim sanırım. Keşke olabilsem. Deneyemiyorum bile. Duygu'nun liseli kardeşi bile deniyor, ve başarılı olabilir, bende tık yok. Bu kadar ağzımın tadına düşkün oluşum beni rahatsız ediyor. Tez için literatür taramalarına başlamam lazım. Bu tez düşüncesi bile midemi bulandırıyor. Ales'e başvurmadım. Mayıs'ta girerim belki. Ya da girmem. Yine dünya dönüyor ben duruyorum gibi. Bilge kalk bir şeyler yap Bilge manyak mısın Bilge?! Merve'nin yanına gidip odasında kaçak yaşamak istiyorum. Evet evet. Hayatta yapmak istediğim şey bu sanırım.

-Adım Bilge olmasa Aybala olacakmış, inanabiliyor musunuz?

1 Ekim 2014 Çarşamba

















Belki abarttığımı düşüneceksiniz ama, şu an bir dilek hakkım olsa, öksürüğümün geçmesini dilerdim. Öksürmeyenler olarak çok şanslısınız. Mışıl mışıl uykular size.

- Orospuçocukları.