30 Mart 2014 Pazar

Yine durduk yere kış geldi. Hem de çok geldi. Çok üşüdüm. Sonra aradığım kot gömleği buldum. 90'lar kot gömleği. Sonra dedim ki oy vermeye bununla gideyim, uğur getirsin, Mansur başkanıma pozitif enerci getirsin.

İki hafta diyet yaptım. Merve'nin yazdığı diyet listesine neredeyse tamamen uydum. Bugün dedim ki sikerler. Bu kararımı kahvaltıda paçanga böreği, öğle yemeğinde kokoreç, akşam yemeğinde çikolatalı pasta yiyerek kutladım. Kokoreçimden kocaman dev bir parça metal tel çıktı. Boğazıma saplanmadan fark ettiğim iyi oldu. Hesabı ödemekten yırtıp kokoreç ve bira paramla gömlek aldım. Fair enough.

Çok kötü bir his olarak odada otururken "gidip acıcık da bağamlarla oturayım" diye düşünmek ama bir şeylerle meşgul olmaktan kalkamamak ve tam gittiğinde anne baba herkesin çoktan uyumuş olduklarını fark etmek, bu akşam da aileyle oturma şansını kaybetmiş olmak. Valla bok gibi bir his.

Çok kötü kış geldi gibi oldu.

28 Mart 2014 Cuma

İnsan öldürmeyi planlamak nasıl bu kadar kolay olabilir? Bu işler böyle mi dönüyor? Savaşlar böyle mi çıkıyor? İnsanlar, sikik bir masanın etrafında toplanmış birkaç yaratığın iğrenç sohbetleri sonucunda mı ölüyorlar?

26 Mart 2014 Çarşamba

Yine durduk yere geçmiş yılı özledim. Kokusuyla burnumda beliriverdi. Eve giderken erik alırdım tuzlayıp tuzlayıp yerdik.

11 Mart 2014 Salı

Sabah derste hoca classical conditioning anlatırken tabii yine Little Albert'tan bahsetti. Little Albert 14 yaşında intihar etmiş. Berkin de 14 yaşında öldürüldü. Boğazım düğümlendi. İkinci derse girmedim.

9 Mart 2014 Pazar

Dün Öykü'nün doğum gününü kutladık. Bugün ders çalışmak gerekiyor. Salı günü sınav var. Konular çok sıkıcı. Çoluk çocuk bebek püsür psikolojisi. Aslında bazen sıkıcı değil. Sınava çalışmak sıkıcı. Yılbaşında da eğlenirken ara ara PERCEPTION SINAVI diyip insanları gerdiğimi hatırladım. Ne pis bir insanım :( Ya sanırım benim çalışma sandalyem masama göre biraz alçak. Sanırım bununla ilgili problemlerim var. O zaman madem öyle ben de bütün pamuklanmış kazaklarımın pamuklarını toplayayım. Şakaşaka. Irgat mıyım lan ben? Değilim. Haftaya Merve gelecek. Kendimi pamuk toplayarak değil Merve'nin gelecek olmasıyla motive etmem herkes için daha iyi olacak. Ne herkes içini be. Annembabam yine pazar günü sinemasına gidiyorlar. Az önce annem 17. kez beni de çağırdı ben de 21. kez SALI SINAVIM VAR?!! dedim. Sonra babam "aferim benim sorumluluk sahibi kızıma." dedi. Teşekkürler lütfen. Ev boşalsın da ben de rahat rahat pamuk toplayayım o zamansa.

Son olarak sabahları baş ağrısıyla uyanmanın boktanlığına değinmek istiyorum. Ve geçtiğimiz iki haftada ne kadar çok ağrı kesici tükettiğime. Ama ne yalan söyleyeyim ağrı kesici müthiş bir icat. Anneme göre başım uyurken telefona ve modeme çok yakın olduğum için ağrıyor. Bence çok ders çalışmaktanahsdjg.

Ama ben artık gidiyorum hadi hayırlı pazarlar.

5 Mart 2014 Çarşamba

Havanın renginin insanın canını sıkmaya yettiği saatler. Hem de yalnız kaldım. 2 saat sonra tiyatroya gideceğiz ama karnımın açlığı çok yanlış bir seviyede. Şu an yiyecek kadar aç değilim, tiyatroda acıkacağım. Muhtemelen biraz erken çıkıp atıştıracağım ama o da midemi mutlu etmeyecek gibime geliyor. Neyse ki yarına ödev yok. Salı günü sınavım var. Çoluk çocuk gelişimi psikolojisi bıdısı. Geçen sene güzeldi o ders. Şimdi değil. Hocanın gözleri çok büyük. Dişleri çok ayrık. Dönem başında beni ve Öykü'yü azarladı. Sonra kimseyi azarlamadı. Azar ne ya hem? Peki kader bize ne yazar dersin, sevgiliciğim? Ah be ya. Yalnız kalınca algılarım oynaştı. Caanım algılarım. Sigara çok saçma bir şey aslında. Spotify'da calm down niye çalma listesi var. Çok güzel o liste. Girls'ün altyazısı gelmemiş. Dizimag çok çalışkandı. Hemen altyazı eklerdi. Bugün yediğimiz tuzlu çekirdek bize zarar verdi galiba. Benim yüzümden oldu. Kabul. 


4 Mart 2014 Salı

Jack Blogger'ın yoğun isteklerine dayanamayıp yazmaya karar verdim. Ya da taciz mi demeliyim bilemiyorum.....

Huzurdan öleyazacağım birtakım günler geçirmeye devam ediyorum. Aklıma da Barış Bıçakçı'nın yazdığı "her şeyi yerli yerinde, tıkır tıkır işleyen bir hayat kurguladığında, o hayatı yerle bir edecek bir felaket kurgulamak da farz olur." sözü geliyor ama kafamı silkeleyip "git düşünce git düşünce git düşünce" taktiğini uyguluyorum, gidiyor düşünce.

Bu aralar yeni aldığım 50mm lensimle oynayıp duruyorum. Ama yazıya 50mm ile çekilmiş bir fotoğraf yerine analog bir fotoğraf ekleyip Jack Blogger'ı kendi silahıyla vuracağım

-------

ßugün Yeni Bir Meyhane Keşfettim Mezarlığın Karşısında , ßirgün Beni Ararda Bulamassan Ya Meyhanedeyim Yada Tam Karşısında.!