1 Aralık 2014 Pazartesi

Bir yerlerde bir şeyler kaçırıyormuş hissi yüzünden geldim buraya. Sonunda oturabildim. Kimse beni duyamıyor. BOK GİBİ DANS EDİYORSUNUZ! Yok. Hiçbir şey yok. Mojito güzelmiş. Param olsa yine alırdım. Garson ne içersiniz dediğinde bira dedim. Sonra, yerli yabancı, istediğiniz her şeyi alabilirsiniz diyince dedim ne birası ya. Bira kim? Neyse. İşte gelmiş bulundum buraya. Bu kadar kalabalık olduğunu bilmiyordum. Kimse kimseyi duymuyor. Şey. O elbiseden bende de var. Bana daha çok yakışıyor. Siz kendinizi akıllı mı sanıyorsunuz? Size diyorum ALOOO. Hahahaha bir boktan haberiniz yok. Bu kadar şekilci olmayın be çocuklar. Neden rahatlayıp kendimize birer içki almıyoruz? Hadi kalabalığı yarıp terasa sigara içmeye çıkarken bütün kadınların beline, omzuna, ne bileyim dokun işte bir yerlerine. Görmüyoruz sanki. Anlamıyoruz sanki. Salak. İnsanı zorla Holden yapıyorsunuz amk yerinde. Sen de Ankara ayazında üzerine bir şey almadan çık sigara içmeye çünkü sırt dekolten boşa gidecek. Anlıyorum, bence bir sakıncası yok. Sırtın üşüyünce yanındaki erkeklere yaslanacaksın. Bu işlerin böyle yürüdüğünü herkes biliyor. Herkes salağa yatıyor. İşin garibi bir çoğu zaten salak. Yani salak bir insanın salağa yatması, anlatabiliyor muyum, enerjileriniz durduk yere neden emilir sanırsınız?

PHONIEEEEES!

-Bir süre sonra Franz Ferdinand, The Offspring, Muse filan çaldı. Sikerler diyip kalktım tepindim. Benim Holden'lığım da bu kadar. Yakşanlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder