25 Kasım 2014 Salı

Sabah oda arkadaşımın "ohaaa" demesiyle uyandım. Gözümü bi açtım her yer bembeyaz. Yatağım pencere kenarında. Öbür türlü karın odaya yağmış olması gerekirdi, değil mi? Birkaç saat sonra hepsi tamamen eridi. Şu hariç;



















Sigara içen minyatür kardanadam bana "ehehehehe" dedirtti. Bu, bugün ağzımdan çıkan ilk ve son "ehehehe" olabilir. Haftaya ebem sikilecekmiş gibi bir his var içimde ama hala sosyal planlar yapıyorum. Gezici festivaldi, bilmem neydi. Bana iyi geleceğinden emin olduğum iki şey var. Biri kısa vadede. Diğeri uzun. Biri 1 ay sonra Kırık Plak'ta Merve'nin saçlarımla oynaması. Bu kısa vadede ve yüzde 99 ihtimalle gerçekleşecek. Diğeri Sena'yla beraber yaşadığımız evdeki saatler sürecek olan ilk pazar kahvaltımız. Bu uzun vadede. Ve ne olur bilinmez. Bu arada kısa ve uzun vadeyi iki anlamda kullandım. Hem kalan zaman, hem de beni ne kadar idare edecekleriyle alakalı olarak. Etrafımdaki herkes master başvuruları, referans mektupları peşinde. Bense öylece bakıyorum. Kolay gelsin, diyorum.

Hava çok soğuk. Sigara içmenin keyfi birden yarıya indi. Akşam üzeri ödev yapmak için okuldaki kafelerden sıcaklığını en sevdiğim ama müziklerini en sevmediğime oturdum. Bir sürü insan vardı. Herkes bir şeyler anlatıyor haliyle. Herkesin anlatacak ne kadar çok şeyi var? Bir kız 2 kere masama çarptı. Hiç oralı olmadı. Sahlep içtim. Kasadaki adamla esnaf muhabbeti çevirdim. İki gündür de bunu huy edindim, nerden çıktıysa. Galiba hakkaten çok sıkılıyorum. Sonra Meltem kütüphaneye çağırdı. Şu an ödev yazdığımı sanıyor. 5 senedir ödev yazıyorum. Artık yetmeli. Aslında okul 3 sene olsa olurmuş yani. Bu sene çok geldi. Bu sene bi bitsin de rızkımıza koşalım.

Ben mezuniyetten sonra Dalgacı Mahmut olmak istiyorum. Gökyüzü boyar, deniz diker, yuvarlanır giderim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder