4 Kasım 2014 Salı

İçim o kadar sıkıldı ki geçen gece, oda arkadaşlığının gereği olarak kulaklıkla müzik dinlemekten o kadar sıkıldım ki birden üstüme kalın bi şeyler alıp çıktım. Sigaram yoktu. Danışmadaki öğrenciden 2 sigara aldım. Marlboro. Bir tanesini yürürken içtim. Tadı bok gibi geldi. Bu arada hala kulaklıkla müzik dinlemekteydim. Balthazar-Any Suggestion çalıyordu. Şarkıyı odada dinlerken boğazımda bir düğüm oluşmuştu. Aslına bakarsan beni dışarı atan şey de o düğümü ağlayarak çözme isteğimdi. Yürürken düğüm çözülmeye başladı. Kampüsün içlerine kadar yürüdüm. Hava buz gibiydi. Şarkı çok güzeldi. Sigara çok kötüydü. Etrafta kimse yoktu. İşletme binasının yanındaki dar yoldan mayfest alanına çıktım. Çimlerde biraz daha ilerlersem az ilerde koşturan köpeğin köpek değil tilki olduğunu fark edecektim. Nitekim öyle de oldu. Kuyruğundan tanıdım onu. Kendi kendine koşturup duruyordu. Beni görünce korkup kaçtı. Ordaki şehir ışıklarını en iyi gören piknik masasına çıktım. İkinci sigarayı yaktım. Düğümü çözdüm. Biraz daha durduktan sonra tekrar odaya dönüp uyudum. Sabah kalktığımda o günün bad hair day olduğunu fark edip kafama bi bere geçirdim. Hava o kadar ama o kadar soğuktu ki aklımı yitirecektim. Dün bu. Dünden bahsediyorum. Sabah dersi arasında annemin yaptığı zeytinli poğaçaları yiyip çay içtim. Dersten sonra tekrar odaya geldim. 3 saat boşluğum vardı. Biraz uzandım, ısındım. Öğleden sonraki ders için tekrar çıkmadan önce daha kalın giyindim. Bu sırada önceki gece beliren düğüm yine belirmişti. Dersten sonra tek başıma yemek yedim. Bir şeyler okudum. Speed duygulanmak için hiç de uygun bir yer değil fakat şansıma dün klasik müzik çalıyordu. Önümde ezogelin çorbası içtiğim kase, elimde telefon, ağladım ağlayacağım. Eeh, dedim, sikerler. Kalkıp buz gibi soğuğa çıktım. Aşağılara doğru yürüdüm. Melihleri gördüm. Özüm hayatımda muhtemelen bir daha duyamayacağım bir şey söyledi: "Çekme helva ister misin?" Çekme helvayı çok severim. Bazen evde olur ama bir insanın çantasından çekme helva çıkarma ihtimaline asla inanamam. Ama Özüm çantasından bir paket çekme helva çıkardı. Yedik. Bu beni inanılmaz sevindirdi. Bu sırada hava çok soğuktu ve helva-çay-sigara vardı. Üşüyordum ama çok da önemli değildi. Bir süre sonra dağıldık. Homofobi konferansına gittik. Salon çok kalabalıktı ve muhtemelen hiç homofobik yoktu yani konferans pek amacına ulaşmadı ama olsun. Sonra kızlar ders çalışacaklardı fakat benim son zamanlardaki hallerimden memnun olunmadığı için bi yemek yiyelim, konuşalım filan dendi. Ankuva'ya gittik. Yemek saatler sürdü. Bir sürü konuştuk. Sadece benden değil, bir sürü şeyden. Konu Dersim'e bile geldi mesela. İlkyaz'da kalmaya karar verdim. Meltem'e bizimle gelmesi için ısrar ettik ama istemedi, onu yurda bırakacaktık. Tam 76'nın önündeyken İlkyaz'a "bas gaza ya, inemesin." dedim. O da "hakkaten ya." dedi. Meltem'i kaçırdık. Evde Bu Tarz Benim izleyip mandalina yedik ve uyuduk.

-reklamcı olmaktan da vazgeçtim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder