24 Ekim 2014 Cuma

İçim sıkılıyor. Bu sabah boğazımda bir düğümle uyandım. Çok sigara içtim. Öğleden sonra çok güldüm. Bunlar son sınıf bunalımları mı? Hayatım boyunca böyle mi olacağım mesela? Bir tutku sahibi olmamak ne üzücü. Her şey çok komik ve bir o kadar ürkütücü. Mehmet Pişkin'i düşünüp duruyorum, niyeyse. Halbuki hiç de sevmeyeceğim bir insan tipi. Ama o naifliğini ne yapıcaz? Ben hayatı çok seviyorum mesela. Gülme krizine girmeyi baya seviyorum. Sarhoş olmayı hele, üf. Ama ben napıcam. Birilerine herhangi bir şekilde herhangi bir faydam olacak mı? MFÖ dinliyorum. Sesleri ne güzel bu adamların ya. İstanbul'a gidecektim, vazgeçtim. Aslında şurdan şuraya gitmeye mecalim yok, biliyor musunuz? Ama her nasılsa her gün kalkıyorum, olmayan enerjimle derse gidiyorum, ya da gitmiyorum ama saatlerce geyik yapıp onlarca sigara içiyorum, konserlere partilere filmlere yetişiyorum, dakikalarca gülüyorum. Nasıl oluyor bu? Bıraksanız aralıksız uyuyabilirim, ama odam çok güneş alıyor ve bazen arı giriyor. Arılardan hoşlanmıyorum. Bir şekilde kalkıyorum yatağımdan, peeling filan yapıyorum, saçlarıma köpük sürüp iyice kıvırcıklaştırıyorum, bordo oje sürüyorum sonra ne giyeceğimi düşünüyorum. Fakat içten içe çürük bir meyve gibiyim. Kendi içimdeki bu dengesizlik bana kafayı yedirtecek.

-yurt koridorunda yürürken kapısı açık odaların içlerine bakıp biriyle gözgöze gelirsem çok utanıyorum. insanlar ne kadar düzenli. ben çok dağınık.

2 yorum:

  1. son bikaç gündür otobüste dışarıyı izlerken düşündüğüm şeyleri yazmışsın, allaşkına bi dertleşelim. bi de sanki diğer herkes çok mutlu gibi ya napıcam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iletişme adresimi bunun için iliştirdim. beklerim.

      Sil